Ana Sayfa Makaleler HAŞERELERLE MÜCADELE

HAŞERELERLE MÜCADELE

3562

Depolar tertipli, temiz ve hijyenik olmazsa her an size gelen kolinin içinden sizi mutsuz edecek bir şey çıkabilir.Bazen küçük bir böcek size çığlık attırabilir ya da o gününüzü kâbusa çevirebilirken bazen de o küçük böcek ölümünüze sebebiyet verebilir. Bu yüzden haşerelerle mücadele etmemiz şart, mücadele başlangıç noktası ise depo olmalıdır,  peki neden?

Şirket depoları; ürün süreç başlangıç ve bitiş noktasıdır. Ham madde gelir, mamul olarak nihai müşteriye teslim edilir, bu süreçlerde giriş ve çıkış kalite sistemi devreye girerse müşteri olası bir sürpriz ile karşılaşmamış olur. Bizler depoları kilitlediğimizde, depoların içinde kimler geziyor bunu biliyor musunuz?

Bunu bilmenin tek yolu gece kamerası ile bizden sonra, bizden habersiz neler oluyor belgeseli çekmek.

Depolar nasıl ve hangi şartlarda ilaçlanmalı?

Aslında kök nedene inip asıl soruların cevaplarını bulmalı ve uygulamalıyız.

Depolar nasıl ilaçlanmalı değil depoların içi nasıl dizayn edilmeli, hangi kurallar uygulanmalı, hangi sıklıkla temizlenmeli, hangi ürünler nerelerde istiflenmeli?

Depo içinde yaşam nasıl olmalı?

Bir  vaka ile devam edelim. Üretim yapan bir tekstil atölyesinde personel akşamüzeri acıktığı için öğlen yemekhaneden çıkarken ekmek alıp depo içinde bir yerlere saklıyor, karnı acıkınca malzeme alma niyeti ile mesai arkadaşı olan depocunun yanına gidip ekmeği alıp kendince karnını doyuruyor, tabi unutulan ekmekler peynirler farelerin dikkatini çekiyor ve kaçınılmaz son.Şirketi fareler basıyor uzun uğraşlar sonucu büyük bir maddi zararla farelerden kurtulmak mümkün oluyor. Fabrika yönetimi her gün 4 çayında bir gevrek ile fabrika içinde yemek yenmesinin önüne geçerek çözüme noktayı koyuyor, olay basit gibi gözükebilir lakin şirketin maddi kaybı çok büyük, çözümde yasaklama ile değil sorunu ortadan kaldırarak bulunduğu için kalıcı oluyor.

İlaçlama işlemlerini kim yapmalı?

Depo içi ilaçlama eğitim almış sertifika sahibi eğitimli personeli olan şirketlerle anlaşarak yapılmalı, aksi durumda sonuç facia ile bitebilir.

Osmanlı’dan bir enkaz devralan zamanın Cumhuriyetçileri, Türkiye’nin gelişmiş ülkeler arasına girmesi için sanayi yatırımlarını 1. Sanayileşme planıyla hayata geçirmiş, ilk hedefleri sanayide gelişmiş ülkeleri örnek alıp Türk halkının temel ihtiyaçları olan buğday, un, şeker, yağ, ayakkabı gibi temel tüketim ve zaruri ihtiyaçlarını üretip dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemişlerdir.       

   2. Dünya Savaşı tehlikesi ülke üzerinde ekonomi ve siyasi bunalımları artırarak dönemin hükümetine güveni olumsuz yönde etkilemiş ve sanayide bir üst yapılanmaya geçemeyen Türkiye’de sanayileşme adeta durma noktasına gelmiştir.Halk tarım ve hayvancılığa yönlendirilmiş ve zamanın ABD yönetimi biz size destek verelim siz tarım toplumu olun dayatmalarıyla halk; heyecanını yitirmiş kaderine boyun eğmiş bir topluluk haline dönüştürülmüştür.

Neredeyse hiç olmayan kaynaklar ile hayata geçirilen uçak sanayi tarihin tozlu sayfalarında yerini talihsizlik olarak almış, bir toplumun geleceğine vurulan en büyük darbe diyebileceğimiz liberalleşme ile tarım sektörüne akan sermaye Türkiye’yi adeta sanayiden el çektirmiştir.Senin sanayi ile ne işin var sen tarım ülkesi kalmalısın, uçağını, makinanı, silahını, traktörünü biz üretiriz sana senden daha ucuz veririz diyerek tarım ülkesi olmamızda en önemli etken olmuşlardır.

Yukarıda yazılanlarla aslında konumuzun başlığının hiçbir ilgisi yoktu, yazı daha çok ülkemizin geleceğine vurulan prangaların yani neden sanayileşemediğimizin küçük bir özetiydi.

Gelelim 24 Ocak 1980 kararları ile ülkemizde IMF ‘in aldığı kararlar doğrultusunda sanayileşmede nereye doğru yelken açtığımıza ve konumuzun başlığına.

Bir Türk Atasözü der ki zamanında şuradan 1 dönüm toprak alsaydık şimdi zengindik.

Türkiye Sanayileşmede hızlı bir ivme kazanmaya başlayınca tarım arazilerine organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, sanayi siteleri, depolar yapmaya başladık.

Tabi bununla yetinmeyip belediyelerde etkili kimliğimizi kullanarak istediğimiz alana alt yapıya bakılmaksızın tesisler yapmaya hızla devam ettik.

Sanayileşme ile birlikte iş gücüne ihtiyaç artınca, köyden şehirlere insanlar göç etmeye başladı ve o verimli toprakların bir kısmına yaşam alanları yapmak zorunda kaldık.

Tam da bu bağlamda kim kimin alanında belli olmayan bir kargaşa başlamış oldu, depolarımızın içinde farelere, yılanlara, örümceklere, kırkayaklara, sineklere, tilkilere, kurtlara yani kısaca doğada bulunması gereken her türlü mahlûkata depolarımızda ve fabrikalarımızda rastlamamız mümkün hale geldi.

Yaşam alanlarına yapmış olduğumuz haneye tecavüzler sonucu rahatsız olmaları gereken mahlûkatlar, hiçbir şey olmamış gibi günlük hayatlarına devam etmelerine rağmen bizler haşereyle mücadele ekipleri kurarak milyonlarca paralar harcayıp neden başarılı olamıyoruz sorusunun cevabını aramaya devam ettik.

Resimde gördüğünüz tarım arazisine yapılmış üretim tesisleri ve depolar sizce ne kadar alt yapısı tamamlanmış işletme ruhsatına uygun yapılar? Böyle bir arazinin içinde bir depoya sahipseniz müşteriye giden kolilerin içinden bir yılan çıkma olasılığı oldukça yüksek gözüküyor.

Bilindiği üzere haşerelerle mücadelenin en önemli parçası insan sağlığı. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak değineceğimiz her şeye İSO standartları üzerinden erişim sağlamanız mümkün. Biz amaç, sorumluluklar, uygulama, mücadele ile ilgili yapılması gerekenlere sadece ışık tutup farkındalık oluşturmaya devam edeceğiz.  

Yıllar önce depo içerisinde yaşadığımız fare vakası ile devam edelim.

Biz ağırlıklı sac üretimi yapan bir işletme olmamıza rağmen fareler nedense fabrikamızın karşısında un üretim tesislerine rağbet göstermeyip ürünlerimizin alt taraflarını kemirmek için bizleri ziyaret ediyorlarmış.Ürünlerimizin zarar gördüğüne günler sonra şahit olduk, onlarca çalışma yapmamıza rağmen fareler ile mücadelede galip gelen taraf maalesef farelerdi.

Uzun çalışmalar sonrasında farelerin un fabrikasında günlük ihtiyaçlarını karşıladıklarını ve dişlerini törpülemek için fabrikamızı kullandıkları gerçeği ile yüzleşmek zorunda kaldık sonuçta elbette biz kazandık lakin uzun uğraşlar ve maddi zararlar karşılığında.

Asla unutmayın fareler çok zeki ve hassas kulaklara sahip varlıklardır, insanoğlu ile benzerlikleri sayesinde insanlık var olduğundan bu yana bu ikili için makaleler, deneyler, oyunlar, filmler  yapılmış sayfalar dolusu kitaplar yazılmıştır.

Devam edecek….

Recep KOCA

A Yangın Güvenlik Sistemleri A.Ş

Depo ve Lojistik Müdürü

Makale Organizasyonunu Yapan:

Ayşe KARAKAYA

Lojistikcilerinsesi.biz

Open Event