
Çağlar boyunca insanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak ve daha iyiye ulaşmak
yolunda birçok kaynağı elde etmiş, kullanmış ve yok etmiştir. Bu döngü içerisinde
nesiller boyu birikimli (kümülatif) gelişme sağlanarak bugünlere gelinmiştir. Ancak bu
gelişme doğal kaynakların ve çevrenin de aynı şekilde tüketilmesine ve yok edilmesine
neden olmuştur. Bugünlere gelindiğinde ise insanoğlunun sürdürülebilir gelişim
amacıyla attığı adımların bir sonucu olarak dünyanın neredeyse sürdürülemez bir
geleceğe gittiğinin farkına varılmaya başlanmıştır.
WCED (World Commission on Environment and Development-Dünya Çevre ve
Gelişme Komisyonu), sürdürülebilir gelişmeyi, “gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını
karşılama yeteneklerini tehlikeye atmadan, bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek
şekilde gelişmek” olarak tanımlamıştır. Dünyada sürdürülebilir kalkınma ve
sürdürülebilir gelişme için çalışmalar yapılırken, kirlilikten ve kaynak tüketiminden
belki de en çok sorumlu tutulan üretim firmaları da faaliyetleri esnasında daha az enerji
ve hammadde kullanımı; ürettikleri ürünler ve üretim süreci açısından da daha az atık
oluşumu sağlayacak üretim stratejileri üzerinde çalışmaktadırlar.
Yasal baskılar, sürdürülebilir çevre kavramı, işletmenin ekolojik ve sosyal
sorumluluğu, müşteri talepleri ve ekonomik sebepler, işletmelere sistematik tersine
lojistik (reverselogistics) faaliyetleri ile, ürettikleri ürünleri geri alma ve değerlerini
geri kazanma (recovery) gibi sorumluluklar yüklemektedir. Bu çalışmada da, tersine
lojistik kavramı, tersine lojistik sisteminin işleyişi ve tersine lojistikteki olası süreçler
hakkındaki bilgilere yer verilmiş, tersine lojistik ile ürün geri kazanımının dünyadaki
durumu örneklerle anlatılmaya çalışılmıştır.
I) TERSİNE LOJİSTİĞİN TANIM VE KAPSAMI
Temelleri 1972’de atılan sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir gelişme
kavramları, “temel çevresel, sosyal ve ekonomik hizmetlerin, bu hizmetlerin dayandığı
ekolojik ve toplumsal sistemlerin varlığını tehdit etmeksizin, herkese sunulabilmesi
olarak tanımlanabilir. Sürdürülebilir kalkınma, yaşayan ve gelecekte yaşayacak olan
tüm insanların, mevcut çevresel sınırlar dahilinde, sosyal ve ekonomik gelişmeye adil
olarak katılmalarını sağlayabilmek için gerekli olan üretim ve tüketim tarzlarındaki
değişimlerle ilgilidir” (Güneş, 2005). Sürdürülebilir gelişme kavramı ışığında üretim
firmaları, müşteri ihtiyaçlarını daha az enerji ve materyal kullanarak tatmin etmek
durumundadır. Buna ulaşmanın yollarından biri de, ürünün parçalarından bir kısmının
veya tamamının tekrar kullanımını sağlamak ve ürünü yeniden kazanmaktır. Bu
sayede, materyallerin sadece üreticiden tüketiciye giden doğrusal bir yol izlemesi değil,
tüketiciden üreticiye doğru olan bir yolu da kat ederek, döngüyü tamamlaması söz
konusu olacaktır. Ürünün döngüyü tamamlaması, yani kapalı çevrimli tedarik zinciri
(closed-loopsupplychain) kavramı, tersine lojistik başlığı altında, işletmelerin anahtar
süreçlerinden biri haline gelmektedir.
Tersine lojistik hakkındaki ilk tanımlar, Lambert ve Stock (1981) tarafından
yapılmış ve tek yöndeki ürün gönderiminin (üreticiden tüketiciye doğru, ileri lojistik)
önemi nedeni ile “tek yönlü bir yolda yanlış yönde gitmek” olarak tanımlanmıştır.
1980’ler boyunca da tersine lojistik kavramı, birincil akışın tersi yönde olan,
müşteriden üreticiye doğru ürün hareketi olarak görülmüştür (Rogers ve TibbenLembke, 2001).
Stock (2001), tersine lojistiği “ürün dönüşleri (productreturns), kaynak azatlımı
(sourcereduction), geridönüşüm (recycling), materyal ikamesi (materialsubstitution),
materyallerin yeniden kullanımı (reuse), atıkların yok edilmesi (wastedisposal) ve
yakılması (refurbishing), tamir ve yeniden üretimde (remanufacturing) lojistiğin rolü”
olarak tanımlamıştır. Rogers ve Tıbben-Lambke (1999) ise “ürün değerinin korunması
veya uygun şekilde yok edilmesinin sağlanması için hammaddelerin, süreç içi
stokların, nihai ürünlerin ve ilgili bilgilerin tüketim noktasından orijin (çıkış veya
üretim) noktasına doğru olan akışının, etkili ve maliyet açısından etkin olacak bir
şekilde planlanması, uygulanması ve kontrolü” olarak tanımlamışlardır.
Bu tanımlardan hareketle tersine lojistik, “değerinin geri kazanılması veya
uygun şekilde yok edilebilmesi için ürünün ve bilginin tüketim noktasından orijin
noktasına doğru akışının etkinleştirilmesi için yapılan planlama, uygulama ve kontrol
aktiviteleri” olarak tanımlanabilir. Günümüzde tedarik zincirinde kabul görmüş anahtar
süreçlerden biri olan tersine lojistiğin, sistematik bir biçimde ele alınması ekolojik,
ekonomik ve yasal zorunluluk haline gelmektedir.
II)ÜRÜNÜN GERİ DÖNÜŞ SEBEPLERİ VE TERSİNE LOJİSTİĞİN FAYDALARI
Tersine lojistiğe konu olan ürün, birçok sebeple bu tersine dağıtım ağına
girebilmektedir. İlgili literatürde bu sebepler çoğunlukla ürünü geri veren kaynağa yani
tedarik zinciri hiyerarşisine (üretici, dağıtıcı, tüketici) göre gruplandırılmaktadır. Bu
gruplamaya göre ürün geri dönüşlerinde; üretim adımları esnasında gerçekleşenler
üretim dönüşleri, nihai ürünün tüketiciye dağıtımı esnasında gerçekleşenler dağıtıcı
dönüşleri, nihai ürünü kullanan tüketicilerin gerçekleştirdikleri müşteri dönüşleri
olarak adlandırılmaktadır. Bu gruplamaya ek olarak üründeki bir sorun veya muadili ile
değiştirmek amacı ile üreticinin ürünleri geri çağırması ve ürünün yeniden
kullanılabilir olması özelliğinden kaynaklanan fonksiyonel dönüşler gibi iki türden
daha bahsetmek mümkündür.
Yukarıda belirtilen gruplamaya göre tersine lojistiğe konu olan ürün geri dönüş
sebepleri daha ayrıntılı olarak aşağıdaki gibi sıralanabilir (Rogers ve Tibben-Lembke,
1999; Brito ve diğerleri, 2002; Brito ve Dekker, 2002; Subramaniam, 2004; RLEC):
Üretici Dönüşleri
− Ürünün hammadde fazlası olması,
− Ürünün kalite kontrolde başarısız olması,
− Üretim fazlası olması,
Dağıtıcı Dönüşleri
− Yanlış veya hasarlı teslimat yapılması,
− Kullanım süresi geçmiş ürünler,
− Stok fazlası/satılmamış ürünler,
− Mevsimsel dalgalanmalar, stok ayarlamaları,
Müşteri Dönüşleri
− Garanti kapsamındaki dönüşler,
− Ürünlerin tamir edilerek yeniden kullanılması,
− Değer kazanımı (hurda değeri ve diğer kazanım opsiyonlarını
değerlendirme),
− Kullanım sonu dönüşleri (ikinci el olarak satılması),
− Yaşam sonu dönüşleri,
− Zararlı materyaller ile ilgili yasal düzenlemeler.
− Ürünün hasarlı olması veya kullanıcının ürünün hasarlı/hatalı olduğunu
düşünmesi,
Fonksiyonel Dönüşler
− Paketleme materyalleri, konteynır, palet, paket, kutu gibi ürünlerin yeniden
kullanılabilir olması,
Üreticinin Ürünleri Geri Çağırması
− Üründeki hata, güvenlik veya sağlık problemleri ile üreticinin ürünü geri
çağırması.
Yukarıda belirtilen ürün geri dönüş sebepleri, müşteri tatmini veya yasal
sebepler gibi durumların dışında, işletmelerin ürün geri dönüşlerinin avantajlarını fark
etmeleri de tersine lojistiğin uygulanma durumunu artırmıştır. Bu avantajlar; müşteri ve
tedarik zinciri ortakları ile daha iyi ilişkiler, önemli miktarda maliyetten tasarruf, yeni
üretilmiş ürün yerine kullanılmış ürün kullanımından doğan kar artışı olarak
sıralanabilir (Avıttathur ve Shah, 2004). Tersine lojistik temel olarak, işletmelere
aşağıdaki faydaları sağladığı için önemlidir;
− Değer geri kazanımı: İlk üretimi esnasında katma değer katılmış ürün,
malzeme ve parçada olan ve ürünün yeniden değerlendirilmemesi
durumunda yok olacak değerin tekrar kazanılması.
− Kar maksimizasyonu: Ürün geri kazanımı ile hammadde, işçilik, enerji vb.
maliyetlerinazaltımı sayesinde.
− Çevresel yükümlülüklerin yerine getirilmesi: Atık geri dönüşümü, zararlı
madde yönetimi vb. biçimlerde.
− Müşteri ilişkileri yönetiminde gelişme: Satış sonrası hizmette iyileşme,
müşteriye gerialım garantisi verebilme vb. girişimlerle müşteri ilişkilerini geliştirme.
YAZARI: Gülsün Nakıboğlu
HAZIRLAYAN: Ezgi Genç, Uşak Üniversitesi Lojistik Yönetimi Öğrencisi, Lojistikçilerin Sesi Proje Koordinatörü.
https://dergipark.org.tr/en/pub/gaziuiibfd/issue/28332/301099














