27.5 C
İstanbul
Pazartesi, Eylül 20, 2021
Ana Sayfa Blog

TOYOTA OTOMOTİV SANAYİ TÜRKİYE’YE İHRACAT ŞAMPİYONU ÖDÜLÜ

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, gerçekleştirdiği üretim ve ihracat rakamlarıyla ülke ekonomisine katma değer sağlamaya istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yapılan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” araştırmasında 2020 yılında gerçekleştirdiği 3.6 Milyar $ değerindeki ihracat ile Türkiye’de en fazla ihracat yapan ikinci firma oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) her yıl gerçekleştirdiği ve 2020 yılında pandemi koşullarına rağmen üstün ihracat performansı gösteren firmaları belirlediği “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” araştırmasının sonuçlarına göre Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye 3.6 Milyar $ değerindeki ihracatı ile Türkiye’nin İhracat Şampiyonları arasında ikinci sırada yer aldı. 2020 yılında toplam 217 bin aracın üretilerek banttan indirildiği fabrikada, ihracat adedi ise 180 bin olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı içinde ihracat şampiyonları arasında ikinci sırada yer almanın memnuniyetini dile getiren  Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Kıdemli Şirket Genel Müdür Yardımcısı Necdet Şentürk, “Toyota C-HR ve Corolla’yı, Sakarya’daki fabrikamızda en yüksek kalite standartlarında üretiyor ve üretimimizin % 90’ını dünyanın 150 farklı ülkesine ihraç ediyoruz. Başarılarımızın ve Türkiye ekonomisine katkılarımızın   devam edeceğine gönülden inanıyorum” dedi.

IVECO Nikola elektrikli çekici üretim tesisi açıldı

Küresel ticari araç üreticisi IVECO ile sıfır yayımlı Sınıf 8 ağır hizmet kamyonları ve ilgili enerji çözümlerinde uzmanlaşmış ABD merkezli bir grup olan Nikola Corporation arasındaki ortaklık, Almanya’nın Ulm kentinde üretim yolculuğuna başlamak üzere.

IVECO ve Nikola Corporation‘ın sürdürülebilir taşımacılık hikayesinde heyecan verici yeni bir bölüm, bugün Almanya’nın Ulm kentinde Nikola Tre elektrikli ağır hizmet kamyonlarına adanmış ve yıl sonunda üretime başlamaya hazır üretim tesisinin açılışıyla başladı. Tesisin açılışı, CNH Industrial‘ın ticari araç markası IVECO ve Nikola Corporation tarafından daha önce bildirildiği üzere rekor bir hızda ulaşılan ve planlanan zamanda teslim edilen bir dönüm noktası. Burada üretilen ilk Nikola Tre modelleri, 2022’de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçkin müşterilere teslim edilecek. Akü elektrikli araç (BEV) üretim modeline ek olarak, bu modüler ağır hizmet platformunun bir sonraki evrimi, Nikola Tre’nin yakıt hücreli elektrikli araç (FCEV) prototipi şeklinde tanıtıldı. Bu sonraki model, 2023’ün sonunda Ulm’da üretime girecek.

nikola-iveco-Image
25 bini kapalı olmak üzere 50 bin metrekareye yayılan Ulm üretim tesisi, “elektrikle doğan” araçlar için tasarlanmış bir son montaj sürecine sahip.

Bugünkü açılış etkinliği, mevcut COVID-19 standartlarına uygun olarak düzenlendi ve yaklaşık 100 uluslararası ve ulusal paydaş ve medya temsilcisinin katılımıyla sınırlandırıldı. Katılımcılar arasında CNH Industrial Ticari & Özel Araçlar Başkanı ve Iveco Group’un atanmış CEO’su Gerrit Marx, Nikola CEO’su ve Başkanı Mark Russell, Baden-Württemberg Eyaleti Ulaştırma Bakanı Winfried Herrmann, Ulm Belediye Başkanı Martin Bendel ve İtalya’nın Stuttgart Başkonsolosu Massimiliano Lagi yer aldı.

Gerrit Marx, açılış sırasında “Eylül 2019’da bu ortaklığı ilk duyurduğumuzdan bu yana karşılaştığımız tüm sektörel ve küresel pandemik zorluklara karşın, bugün burada bir ekip olarak durabilmek ve tüm zor işlerimizin zamanında ve orijinal planlarımıza göre yerine getirilmesine tanık olmak son derece ödüllendirici. IVECO’nun kanıtlanmış uzmanlığı ve yerleşik ayak izi sayesinde, Nikola’nın teknolojisinin gelişebileceği bir platform sağladık. Şimdi odak noktamız, bu operasyonun başarısını sağlamak ve iklim nötr uzun ve kısa mesafeli ağır yük taşımacılığı söz konusu olduğunda ortaklaşa liderliği üstlenmek.” dedi.

marx-russell
Iveco Group CEO’su Gerrit Marx ve Nikola CEO’su ve Başkanı Mark Russell (photo by Richard Kienberger)

25 bini kapalı olmak üzere 50 bin metrekareye yayılan Ulm üretim tesisi, “elektrikle doğan” araçlar için tasarlanmış bir son montaj sürecine sahip. Bu tesis ve sanayileşmenin ilk aşaması, IVECO ve Nikola‘nın ortak yatırımını temsil ediyor ve başlangıçtan bitişe kadar süreçte öngörülen 160 tedarikçiyi içeriyor. Üretim hattının şu anda yılda tek vardiyada yaklaşık bin birim üretme kapasitesine sahip olması ve önümüzdeki yıllarda aşamalı bir artışa geçmesi bekleniyor. Sıfır atık, sıfır kaza, sıfır arıza ve sıfır stok hedefiyle Dünya Klasında Üretim programının ilkelerine göre faaliyet göstermesi beklenen tesis, izlenebilirliği ve kağıtsız operasyonları yüzde 100 garanti etmek için tasarlanmış tamamen dijital shopfloor yönetimini içeren temel özellikleriyle onaylandı.

NIKOLA_TRE-FCEV_Alpha-Proto
Akü elektrikli araç (BEV) üretim modeline ek olarak, bu modüler ağır hizmet platformunun bir sonraki evrimi, Nikola Tre’nin yakıt hücreli elektrikli araç (FCEV) prototipi şeklinde tanıtıldı. Bu sonraki model, 2023’ün sonunda Ulm’da üretime girecek.

Nikola CEO’su Mark Russell ise şunları söyledi: “Bu yeni tesis çok güzel ve IVECO ve Nikola ekiplerine, onu hayata geçirmek için gösterdikleri işbirliği ve azim için minnettarız. Sıfır yayımlı taşımacılık çözümlerinde küresel bir lider olma stratejimizi ve vizyonumuzu hayata geçirirken bu, Nikola için bir başka önemli kilometre taşıdır.”

Güvenli, güvenilir ve yüksek performanslı, sıfır yayımlı bir taşımacılık çözümü olarak tasarlanan ve projelendirilen Nikola Tre, sektör için değişimi yönlendiriyor. Nikola TreFPT Industrial tarafından ortaklaşa tasarlanan ve üretilen bir elektrikli aksa sahip IVECO S-WAY kamyon platformunu temel alarak, Nikola‘nın gelişmiş elektrik ve yakıt hücresi teknolojisinin yanı sıra Bosch tarafından sağlanan temel bileşenlere sahip bulunuyor. Ekipler, birlikte akü ve yakıt hücresi tahrik teknolojisinin kullanılabildiği modüler bir platform tasarladılar. İlk olarak akü teknolojisinin piyasaya sürülmesi, yakıt hücresini bir menzil genişletme teknolojisi olarak eklemeden önce temel platformun olgunlaşmasını sağlayacak.

nikolatre

Lojistik sektörünün sınavı dönüşüm

KPMG Türkiye, pandeminin etkisiyle geçen yıl tarihinin en kötü dönemini yaşayan taşımacılık ve lojistik sektörünü inceledi. Uzun vadedeki güçlü potansiyelini koruyan sektör için kısa vadeli sorunlar aşılamayacak nitelikte değil. Ancak yeni iş modellerine adapte olmak, kalıcı ve sürdürülebilir hizmet kalitesinin artışı için her sektör oyuncusunun önemli yatırım ve dönüşümlere imza atması gerekiyor

KPMG Türkiye’nin hazırladığı Sektörel Bakış serisinin Taşımacılık ve Lojistik raporu yayımlandı. Rapora göre; pandemi etkisi altında geçen 2020 yılında patlak veren konteyner krizi ve Japon ticaret gemisinin 6 gün boyunca Süveyş Kanalı’nı tıkamasıyla büyük kayıp yaşayan sektör, kara bulutları tamamen üzerinden attı. 2021, şirketlerin “sıfır emisyonlu taşımacılık” gibi büyük hedeflere ulaşmak adına sürdürülebilirlik konusunda ciddi adımlar attığı bir yıl olarak tarihe geçecek. Tarihi rekorların kırıldığı e-ticaret hacmi başta olmak üzere artan talep ve beklentiler, sektörün en önemli ödevleri arasında yer alıyor.

Raporu değerlendiren KPMG Türkiye Taşımacılık Sektör Lideri Yavuz Öner, “Kıtalararası üretim modelleri ve ticari ağların etkin bir şekilde işlemesi için altyapının modernizasyonu sektör için hiç olmadığı kadar önem arz ediyor. Sektörün kendini yeni iş modellerine adapte etmesi gereksinimi ise sadece fiziki yatırımlarla atılabilecek bir adım değil. Örneğin limanların kapasiteleri artıyor, yanı sıra eğitimli iş gücü ihtiyacı da aynı oranda yükseliyor. Pandemi sonrası dünyada aracı maliyetleri ile operasyonel hataların asgari seviyeye çekilmesini sağlayacak beşeri ve teknolojik yatırımların hayata geçirilmesi gerekiyor. Ülkelerin, birer lojistik merkezi haline gelebilecek yatırımların yapılmasında hem mevzuat geliştirmeleri hem de mali teşvikler ile merkezi yönetimlerin desteği şart” dedi.

Raporda öne çıkanlar şöyle:

  • Pandemi ikliminin geride kalmasının ardından önce yük sonra da yolcu taşımacılığı verileri olumlu gelmeye devam edecek. KPMG Türkiye ile İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi’nin birlikte imza attığı Lojistik Güven Endeksi de bu görünümü destekliyor. Ocak-Mart 2021 döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artan endeks, ölçülmeye başladığından bu yana en yüksek artışı gösterdi. Tarihi rekorların kırıldığı e-ticaret hacmi başta olmak üzere artan talep ve beklentiler, sektörün en önemli ödevleri arasında yer alıyor.
  • Dünya ticaret hacminde pandemi döneminde başlayan ani daralma yerini çok güçlü bir toparlanmaya bıraktı. Nisan 2021 verilerine göre yıllık hacim artışı ise yüzde 25,3 gibi rekor düzeyde.
  • Küresel ticarette en önemli öncü göstergelerinden biri olan Baltık Kuru Yük Endeksi’nde de çok güçlü bir toparlanma izleniyor. Salgın ve hemen öncesi dönemde 500-600 bandında seyreden endeks Haziran 2021 itibarıyla yıllık yüzde 88 artış göstermiş durumda.
  • 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 5,9 büyüyen sektörde yılın geneline ilişkin beklentiler karışık. Değer kaybeden Türk Lirası sebebiyle özellikle ihracat tarafındaki olumlu beklentiler, görece azalan ithalat hacmi ile dengeleniyor. Turizm sektörüne ilişkin belirsizlikler de yılsonu tahminlerinin ayrışmasına yol açıyor. Küresel ticarette gerilim seviyesinin düşük olması ve civar ülkelerdeki çalkantıların azalması olumlu sayılabilecek unsurlar olarak öne çıkıyor.
  • 2016 yılından bu yana ekonomi içindeki payını artıran sektörün 2020 yılını da yüzde 8,5 seviyesinde bir payla tamamlaması bekleniyor.
  • Mart 2021 itibarıyla sektörün toplam nakdi kredi borcu 218 milyar TL seviyesinde. Bu hacim bir önceki yılın aynı döneminde 156 milyar TL idi. 12 aylık dönemde kredi borç miktarı yüzde 40,1 oranında artan sektörün toplam kredi pastası içinden aldığı pay ise yüzde 5,7 ile tepe noktasına ulaştı.
  • Sektörün, tarihte ilk kez 6 milyar TL sınırını aşan tasfiye olunacak kredi (TOA) hacmi Mart 2021 itibarıyla 6,3 milyar TL. Bu hacmin 5 milyar TL’lik kısmı taşımacılık sektöründen geliyor.

Yabancı yatırımcı ilgisi devam ediyor

  • Türkiye taşımacılık sektörü, büyük potansiyeli sayesinde yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. 2020 yılını 525 milyon dolar yatırımla tamamlayan sektör, Mayıs 2021 itibarıyla toplam 93 milyon dolar yatırım çekti. Sektörün toplam içinden aldığı pay yüzde 5,8 seviyesinde.
  • İhracat taşımacılığında denizyolu taşımacılığı yüzde 60’lık payını korurken bu oran karayolu ile birleştiğinde yüzde 90’ı aşıyor. 2020’de artan demiryolu hacmine rağmen demiryolu taşımacılığının toplam ihracattan aldığı pay yüzde 1’in altında… Mayıs 2021 verilerine göre, ithalatın yüzde 88,2’si kara, deniz ve havayolu taşımacılığı ile yapılıyor.
  • Mayıs 2021 itibarıyla ihraç edilen malların yüzde 59,4’ü; ithal edilen malların ise yüzde 58,4’lük kısmı denizyolu ile transfer ediliyor. Türk Armatörler Birliği’nin hazırladığı Deniz Taşımacılığı Gözden Geçirme Raporu 2020’de yer alan verilere göre Türkiye deniz ticaret filosu büyüklük açısından dünyada 15’inci sırada. Toplam bin 511 geminin yer aldığı filonun büyümesi ve bu alanda coğrafi avantajların kazanımlara dönüştürülmesi için finansman koşulları başta olmak üzere pek çok alanda atılım yapılması gerekiyor.
  • Denizyolu ile yolcu taşımacılığı ise salgın döneminde adeta sıfırlandı. Mart 2020-Mayıs 2021 arasındaki 14 aylık süreçte tek bir kruvaziyer geminin giriş yapmadığı Türkiye’de, Haziran 2021 itibarıyla toplam hacim sadece 4 gemi.
  • Karayolu taşımacılığı yurt içi yolcu ve yük transferinin ana unsuru olmayı sürdürüyor. Son yıllardaki büyük otoyol yatırımları yol kalitesini ve toplam kilometre uzunluğunu yukarı taşıyor. 2021 yılı başı itibarıyla 68 bin kilometrenin üzerinde olan karayolu envanterin yüzde 5’i otoyollardan oluşuyor.
  • Karayolları yük ve yolcu hacimlerinde de stabil bir artış var. Pandemi koşullarının tamamen geride kalması ve mobilite sınırlarının tamamen kalkması ile bu kanaldaki hacim artışlarının eski trendine girmesi bekleniyor.
  • Pandeminin etkisiyle geçen yıl yüzde 39’un üzerinde daralan Türkiye havayolu yük taşımacılığı, bu yıl toparlanıyor. 2021’in ilk 6 ayında taşınan 1,3 milyon tonluk yük, bir önceki yılın aynı döneminin yüzde 21 üzerinde yer alıyor.
  • Pandemi öncesi 200 milyonun üzerinde seyreden yolcu taşımacılığı hacmi ise 2020 yılında yüzde 60,8 daraldı ve 81,6 milyona geriledi. Devlet Hava Limanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre bu hacim, 2023 sonunda dahi yakalanamayacak durumda.
  • 2021 yılının ilk 6 ayında toplam yolcu hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,2 artışla 40,2 milyon seviyesine ulaştı. Pandemi önlemlerinin hafiflemesi ve turizm sezonunun etkisiyle birlikte hacimlerin çok daha güçlü bir şekilde toparlanması bekleniyor. Otoritenin, 2021 sonunda beklediği toplam hacim ise 95 milyon seviyesinde.

İstanbul Havalimanı kargo üssü olacak

  • 2021’in ilk 5 ayında Türkiye’deki havalimanlarının yük trafiği 1 milyon tonu aştı. Hava kargocular, asıl büyümeyi ise İstanbul Havalimanı’ndaki dev kargo terminalinin devreye girmesi ile sağlayacak.
  • Pandemiyle birlikte e-ticaret kanalında da tarihi rekorlar yaşandı. Sektöre yeni girişimciler de hızlı giriş yaptı. e-ticarette küresel hacmin 2021’de yüzde 14 artışla 4,9 trilyon dolara yükseleceği tahmin ediliyor. Sektör uzmanları, Türkiye e-ticaret pazarının bu yıl yüzde 50 büyüme ile 400 milyar TL’ye yaklaşmasını bekleniyor. Hızlı gelişen bu alan Türk yatırımcısının, uluslararası alanlara yönlenmesinin de önünü açtı. Özellikle Avrupa, Ortadoğu ve ABD pazarları lojistik şirketlerinin yatırım alanları oldu.

KPMG Hakkında

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan ve sektöründeki en büyük dört uluslararası şirketten biri olan KPMG, geçmişi 1867 yılına dayanan, üye firmalar ağı sistemiyle 147 ülkede 220 binin üzerinde çalışanıyla finansal hizmetler, tüketici ürünleri, otomotiv, endüstriyel sektörlerden, gıda, perakende, enerji, telekomünikasyon, kimya gibi pek çok sektöre danışmanlık hizmeti veriyor. KPMG Türkiye ise İstanbul merkez ofisinin yanı sıra Ankara , İzmir ve Bursa ofisleriyle, 1982 yılından beri 1700 çalışanıyla her sektörden 4000’in üzerinde firmaya sektörler özelinde hizmet verirken, rekabette ihtiyaç duydukları endüstriyel trendler hakkında değer yaratan çözümler sunuyor. Detaylı bilgi için www.kpmg.com.tr adresine başvurabilirsiniz.

TÜRKİYE’DE PERAKENDE SEKTÖRÜ İÇİNDE YAPAY ZEKA KULLANIMI ve Verimlilik

Kemal Kayaalp’in kaleme aldığı  “Dünyada Tedarik Zinciri Ve Lojistikte Yaşanan Yapay Zeka Gelişmelerinin İncelenerek, Türkiye’de Perakende Sektörü İçinde Yer Alan Ege Bölgesi Dağıtım Merkezlerinde Yapay Zeka Kullanımı İle Birlikte Verimlilik Ölçümlerinin İncelenmesi” konulu doktora tezini ekten indirip okuyabilirsiniz.

KARAYOLU TAŞIMACILARININ KISIR DÖNGÜSÜ: ARTAN MALİYET-DÜŞEN GELİR OLGUSU

Türkiye’nin gündeminde çok yer bulamayan taşımacılık maliyetleri, ülkemizin taşımacılık sistemi düşünüldüğünde en önemli taşıma şekli olan karayoluyla iş yapan firmaların pandemi süreci de göz önüne alınarak maliyet-gelir durumlarının ne hale geldiğinin değerlendirilmesini ilgilileri açısından zorunlu hale getirmektedir.

Karayolu taşımacılığı yapan bütün firmalar için katlanılan ulaşım altyapı ücretleri dışında; yakıt fiyatlarında görülen dalgalanmalar, kiralık araç maliyetleri, sürücü ücretleri ile personel maaşları, vergi-sigorta giderleri, diğer maliyetler gibi başlıklar bir çırpıda sıralanabilir. Burada sayılmayan başka maliyet kalemleri de işin içine eklenebileceği gibi asıl mesele söz konusu maliyetlerin istisnalar dışında sürekli artış eğilimi göstermeleridir. Buna karşın karayolu temelli iş yapan lojistik firmalarının tek geliri navlun bedeli olarak kalmaya devam etmektedir.

Gelir kalemi sıkıntısı yanında yine istisna sayılabilecek firmalar dışında navlun bedelleri artış göstermemekte hatta sürekli şiddetlenen ve sektörün kronik sorunu fiyat odaklı rekabet stratejisi dolayısıyla aşağıya düşmektedir. Bu matematiksel durum, nihai olarak geliri maliyetini karşılamayan bir faaliyetin yürütülmeye çalışılması anlamına gelmektedir.

Belirtilen olumsuz duruma ek olarak bir büyük sorun da sektör hizmet sunucularının alacak tahsilatı meselesidir. Pandemi süreciyle beraber bırakınız alacak tahsilatını sektörün hizmet sunacak müşteri bulmakta zorlandığı açıktır. Sektör hizmet sunucuları sekiz aydan başlayıp on iki aya kadar yayılan tahsilat süreleriyle hizmet vermeye çalışmaktadırlar. Bu çarpık yapının nakit akışlarını perişan ettiği ve firmaların borç stoklarını arttırdığı açıktır. Bu sürecin devamının sektörde seri halde konkordato/iflas dalgası yaratması muhtemeldir. Lojistik hizmet sunucularından karayolu ile taşımacılık yapanların bu kısır döngüden nasıl çıkabileceğini değerlendirdiğimizde;

-Lojistik firmaları için maliyet azaltıcı yönetimsel yaklaşımların benimsenmesi dışında gelir çeşitlendirici uygulamaların(Branda reklamı, internet sitesi reklamı gibi) yasal ve ticari zeminleri hazırlanmalıdır.

-Sektör kuruluşlarının ortak kararı ile sektör sivil toplum kuruluşlarının önderliğinde herkesin zararına olan fiyat odaklı rekabet stratejisini bitirecek çalışmalar yapılmalıdır. Devlet sektör için sunduğu destek ile teşvikleri sürdürmelidir. Ayrıca sektör hizmet sunucularının maliyetlerini arttıran tekel/oligopol yapılara devlet tarafından izin verilmemelidir.

-Lojistik hizmet alan firmalar da sadece düşük hizmet bedeli almak stratejisinden vazgeçmelidir. Bu durumun kendileri ve sektör açısından sürdürülebilir olmadığı ikna edici biçimde kendilerine izah edilmelidir. Tedarik zinciri yönetimi felsefesinin yaygınlaştırılması üzerine çalışılmalıdır. Sektör firmaları arasında satın alma ve birleşmeler gerçekleşmelidir.2000’li yılların başında yoğunlaşan ancak son yıllarda azalan sektöre dönük yabancı yatırımcı ilgisini canlandırmak gerekmektedir.

-Yeni İpek Yolu Projesi’nin Türkiye üzerinden geçmesini kesinleştirecek çalışmalar devlet-sektör-akademi destekli olarak süratle yürütülmedir. Bu konu milli strateji seviyesinde benimsenmesi gereken bir husustur.

  • Gelir Yönetimi kavramı sektör hizmet sunucuları nezdinde daha fazla kabul görmelidir. Lojistik hizmet sunucuları tarafından kullanılan araç, teçhizat, yazılım vb. kaynaklarda yerli üretimin payı arttırılmalıdır.

Dr.Öğr.Üyesi Celil Durdağ
Esenyurt Üniversitesi

Organizasyonu yapan: Eren TUFAN(Proje Geliştirme Koordinatörü)

KOBİ’lerden her gün 300 bin kamyon yük çıkıyor:

KOBİ’lerden her gün 300 bin kamyon yük çıkıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkemizde 3,5 milyon KOBİ var ve şirketlerin yüzde 99,8’i KOBİ statüsündedir. Toplam istihdamın yüzde 74’ü KOBİ’lerde çalışıyor. Türkiye’de ihracatın yüzde 63’ü, maaş ve ücretlerin yüzde 54’ü, üretilen GSMH’nın yüzde 62’si KOBİ’ler tarafından sağlanıyor. KOBİ’lerde, yaklaşık 12,5 milyon kişi istihdam ediliyor. Türkiye’deki 3,5 milyon KOBİ’nin 401 bini (%12,4’ü) doğrudan imalat yapıyor. 2020 yılı verilerine göre imalat sektöründe çalışan sayısı 3 milyon civarındadır. KOBİ’ler, ülkemizin belkemiğidir.

Türkiye’de her gün yüz binlerce kamyonun yük aldığını kaydeden Tırport Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları söyledi:

“Günde ortalama 450 bin kamyonun yük aldığı ülkemizde, yollarda gördüğünüz kamyonların 2/3’ü KOBİ’lerden yükleme yapıyor. Diğer bir deyişle, KOBİ’lerden her gün 300 bin kamyon yük çıkıyor” dedi.

Yüklerin çoğu OSB’lerden ve liman bölgelerinden çıkıyor

Ülkemizdeki yüklerin çoğunun OSB’lerden ve liman bölgelerinden çıktığını ifade eden Tırport Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları belirtti:

“Türkiye’de 81 ilde toplamda 352 organize sanayi bölgesi bulunuyor. OSB’den 327 tanesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı, 25 tanesi ise Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarıma Dayalı İhtisas OSB’lerden oluşuyor. Bu OSB’lerden 259’u faal ve kuruluşunu tamamlanmış durumdadır. OSB’lerde üretim yapan 67 bin KOBİ bulunuyor. Bu KOBİ’lerde 2 milyon 170 bin kişi doğrudan istihdam ediliyor. KOBİ’lerin toplam üretim içindeki payı %35’lere geldi. 2019 yılında ihracat yapan 84 bin girişimin yüzde 60,8’i mikro ölçekli, yüzde 27,1’i küçük ölçekli ve yüzde 9,5’i orta ölçekli şirketlerden oluşuyor. 2020 yılında Türkiye genelinde toplam ihracatın yüzde 43,7’sini büyük ölçekli şirketler gerçekleştirmiştir. 2020 yılında KOBİ’ler, ihracatın yaklaşık yüzde 59’unu gerçekleştirmişlerdir. KOBİ’lerde toplam ihracat değeri 110 milyar doları geçmiştir. Bu değerlendirmelerin ışığında, onbinlerce kamyonun aldığı yüklerin çoğunun OSB’lerden ve liman bölgelerinden gerçekleştiğini söyleyebiliriz” diye konuştu.

KOBİ’ler uçtan uca lojistik süreçlerini Tırport ile yönetiyor


KOBİ üreticilerin işlerinin zor olduğunu ve kıt kaynaklarla üretim yaptıklarını anlatan  Tırport Başkanı Dr. Akın Arslan, konuşmasına şöyle devam etti:

“KOBİ’ler, üretim planı olarak 2 ay sonrasını öngöremezler. Çoğunlukla FTL olarak tanımladığımız “tam kamyon yük”leri olmaz. Birkaç palet, bir-iki kapak gönderebilmek isterler. Lojistik firmalarıyla kontratlı çalışmaları ise zordur, çünkü taşıma için kesin tarih veremeyebilirler. Siparişle üretim yaparlar ve bitince müşterilerine göndermek isterler. Kamyon ihtiyaçlarını bildikleri geleneksel kanallardan yaparlar. Güvenilir, uygun yeterlilikte ve müsait kamyonlara anında ulaşabilmek, yoldaki yükü dijital olarak izleyebilmek, boşaltma süreçlerinde canlı raporlanmak vs onlar için adeta hayaldir. Kamyoncuya her iki tarafın da tercih edeceği bir yöntemle güvenli ödeme yapabilmek, onaylı fatura ve irsaliyeye dijital olarak cepten ulaşabilmek ise adeta hayal ötesidir. Türkiye’de geleceğin lojistik ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan ve hayata geçen Tırport, tüm bu hayalleri faaliyet gösterdiği 7 ülkede mümkün hale getirdi. Türk müşterilerinin yanında global müşterilerine de hizmet vermeye başladı.Tırport’ta, artık her gün yüzlerce KOBİ’nin yeni yükü listeleniyor. Tüm geçmiş taşıma performansı kontrol edilebilen ve o anda yükünüze aday olabilecek nitelikte ve müsaitlikte yüzlerce alternatif kamyona Tırport’tan ulaşabilmek mümkündür ve sigortaları dahil tüm resmi belgeleri Tırport güvencesinde dijital olarak kontrol ediliyor. Tırport, KOBİ’lerin yükleri ile müşterileri arasında dijital köprü oluyor. Tırport’la yükler güvendedir” şeklinde konuştu.

Anadolu Isuzu, üretimdeki gücünü ve kalitesini “Akıllı Fabrika Uygulaması” ile geleceğe taşıyor

Anadolu Isuzu dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 vizyonu doğrultusunda başarıyla hayata geçirdiği Akıllı Fabrika projesi ile üretim kalitesinde çıtayı yükseltiyor.

Türkiye’nin ticari araç üreticisi Anadolu Isuzu, dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Akıllı Fabrika projesinin ilk fazını başarıyla tamamladı. Akıllı fabrika projesi , “Terzi Usulü İmalat” ın yarattığı değişkenlik ve getirmiş olduğu çeşitliliğe bağlı oluşan karmaşık üretim akışının ve geniş üretim alanlarının yönetimini 3 boyutlu Dijital ikiz ile sağlarken kişiselleştirilmiş ürün üretimi ile ilgili tüm bilgilerin operatörlere ulaştırılmasını da Nesnelerin Interneti ( IoT ) desteği ile sağlamaktadır. En ince detaylarına kadar bütünüyle Anadolu Isuzu’nun üretim alanlarına ve iş süreçlerine uygun biçimde tasarlanan Akıllı Fabrika projesinin, planlama aşamasından uygulamaya her katmanı ileri teknoloji uygulamaları ile geliştirildi. Proje, yüksek görsellik düzeyi ve tüm üretim süreçlerinin birebir dijital dünyadaki izdüşümü olan “dijital ikiz” uygulamasının ulaştığı detay seviyesi ile  sektördeki benzer uygulamaların ötesine geçiyor. Akıllı Fabrika projesi, kurulan IoT altyapısı sayesinde en yüksek hassasiyetteanlık olarak  hatasız araç ve süreç takibine olanak sağlıyor. Lojistik, üretim , kalite , satış ve ihracat gibi farklı departmanlar, üretim ve teslimat ile ilgili ihtiyaç duydukları tüm bilgilere anında ulaşabiliyor. Projenin gelişmiş fonksiyonları, kağıt tüketimini ciddi ölçüde azaltarak Anadolu Isuzu’nun “kağıtsız üretim“ hedefine ulaşmasında da önemli katkılarda bulunmaktadır.. 

Anadolu Isuzu’nun uzman teknik  kadrosu ve iç kaynakları Akıllı Fabrika projesinin tüm aşamalarına etkin bir şekilde katkıda bulundu. Akıllı Fabrika projesinin önemli bileşenleri arasında yer alan detaylı 3D planların oluşturulması, araç modellerinin uygulamaya entegre edilmesi, devreye alınan fonksiyonlar için yapılan yoğun saha testlerinin değerlendirilmesi ve ilgili iş ortaklarına anında yansıtılması iç kaynaklarca sağlandı.

Anadolu Isuzu Akıllı Fabrika projesini benzerlerinden ayrıştıran yönlerinden biri de pandemi koşullarına rağmen hiçbir gecikme ya da aksaklık yaşanmadan tam zamanında başarıyla tamamlanması oldu. Dünyada dijitalleşme projelerinin genelde üretim tesislerindeve ofislerde gerçekleştirilen uzun toplantılar gerektirdiği kabul edilirken, Anadolu Isuzu’nun Akıllı Fabrika projesinde ise yazılım ekibi en başından itibaren fabrika turları ve toplantılar da dahil olmak üzere tüm süreçleri hiç fiziksel ziyaret yapmadan tamamen online çalışma modeli ile tamamladı. Anadolu Isuzu’nun baştan sona teknolojik bir başarı hikayesi niteliğindeki Akıllı Fabrika projesi, küresel IDC organizasyonunda inovasyon kategorisinde “Best Innovation Project of the Year” kategorsinde ödüle layık görüldü.  

Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, Akıllı Fabrika projesinin tamamlanması ile ilgili şunları söyledi: “Anadolu Isuzu olarak dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 vizyonumuz doğrultusunda başlattığımız Akıllı Fabrika projesini başarıyla hayata geçirmiş bulunuyoruz. Akıllı Fabrika projemiz, üretim kalitemizi daha da yükseklere taşıma hedefimizi desteklerken, pazardaki her rekabet alanında gücümüze güç katacak. Müşteri taleplerine uygun ürün geliştirme gücümüzü pekiştiren bu önemli başarı ile yeni pazarlardaki iddiamızı ve varlığımızı güçlendireceğiz. Dijital dönüşüm ve endüstri 4.0 vizyonu ile attığımız adımlarla sektörümüze öncülük etmeyi bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdüreceğiz.”  

Mercedes-Benz Türk, kamyon servis hizmetlerinde yeni avantajlar sunuyor

Mercedes-Benz Türk, Mercedes-Benz markalı kamyon kullanıcılarına,yetkili servislerindeki kaporta & boya atölyelerinde yaptığı harcamalar doğrultusunda, bir sonraki yetkili servis ziyaretinde kullanabileceği yedek parça çeki ve bakım seti hediye ediyor

Mercedes-Benz Türk, müşterilerinin satış ve satış sonrasındaki beklentilerini karşılarken ihtiyaçlarına yönelik en iyi hizmetleri sunuyor; aynı zamanda hizmet ve servis çeşitliliğini genişletmeye devam ediyor.Mercedes-Benz Türk, müşterilerine üstün performans ve kaliteyi garanti eden ürünlerinin yanı sıra servis hizmetlerini uygun fiyatlar ile sunarken; birbirinden özel kampanyalar da aralıksız devam ediyor.

Mercedes-Benz markalı kamyon sahipleri,Mercedes-Benz Yetkili Servisleri’nde kaporta &boya atölyelerinde yaptıkları harcamalar doğrultusunda, bir sonraki servis ziyaretinde kullanabileceği yedek parça çeki ve bakım seti hediyelerine kavuşuyor. Tüm Mercedes-Benz marka kamyonlarıkapsayan bu kampanya, kaporta &boya atölyelerinde gerçekleşecek yedek parça harcama tutarına göre değişiklik gösteriyor.

Mercedes-Benz Türk, çekici masraflarına sağladığı destekle kamyon sahiplerinin yanında

Mercedes-Benz markakamyonların kaza yapıp yetkili servise çekilmesi gereken durumlarda Mercedes-Benz Türk, aracın çekici masraflarına destek oluyor. Türkiye’nin neresinde kaza yapmış olursa olsun,Mercedes-Benz markalı kamyon sahipleri bu avantajdan yararlanabilirkenaraçların yetkili servislerde en hızlı şekilde onarılıp yollara yeniden dönmesi hedefleniyor.

Mercedes-Benz Türk’ün sunmuş olduğu avantajdan yararlanma koşullarını öğrenmek için detaylı bilgiye Mercedes-Benz Yetkili Servisleri’nden ulaşılabiliyor.

Garantisi biten araçlara özel kampanya

Mercedes-Benz Türk, geçtiğimiz dönemlerde sunmuş olduğu bakım kampanyasına, müşterilerden gelen yoğun talep doğrultusunda,Ekim ayı sonuna kadar devam ediyor. Araç parkında bulunan yaşlı araçlara yönelik hazırlanan bu kampanyadanOM457ve OM501 motora sahip,Axor ve Actros kullanıcıları faydalanabiliyor. Orijinal yedek parça ve yetkili servis deneyiminin uygun fiyatlarla sunulduğu bu kampanya ile, 5 filtre ve motor yağı değişimi,yetkili servislerde işçilik ve KDV dahil olarak 2.750 TL’ye yaptırılabiliyor.

Uber yeni eğitim döneminde okullara destek olmak için Herkese Kitap Vakfı işbirliğiyle kitap toplayacak

Bu pazar gününe özel olarak Uber uygulaması üzerinden “UberKitap” ürününü seçenler, adreslerine gelecek UberTaksi’lere kullanmadıkları kitapları teslim edebilecek. “UberKitap” kampanyası yalnızca İstanbul’da geçerli olacak. UberTaksi’lerin topladığı kitaplar Herkese Kitap Vakfı aracılığıyla köy okullarına gönderilecek.

Teknoloji platformu Uber, Herkese Kitap Vakfı ile özel bir işbirliği gerçekleştirdi. Söz konusu proje kapsamında Uber uygulamasını kullananlardan toplanan kitaplar Herkese Kitap Vakfı’na teslim edilerek, ihtiyacı olan köy okullarına ulaştırılacak.

“UberKitap” projesi için heyecan duyduklarını belirten Uber Türkiye Genel Müdürü Neyran Bahadırlı, “Uber Türkiye olarak gençlerin ve çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanmasını çok önemsiyoruz. Bu nedenle okulların açılmasıyla bu projeyi hayata geçirmek istedik. İstanbullular Uber uygulamasını kullanarak evlerinde duran ve kullanılmayan kitapları, Uber ve Herkese Kitap Vakfı aracılığıyla köy okullarına ulaştırabilecekler. Böylece hep birlikte ihtiyaç sahibi okulların kütüphanelerine destek olmuş olacağız” dedi. 

Herkese Kitap Vakfı Kurucu Başkanı Bülent Şenver, Türkiye’de kitap okumayı sevdirmek, yaygınlaştırmak ve ihtiyaç sahiplerine kitap iletmek için çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Kitapsız ve kütüphanesiz okul kalmasın diye uğraşıyoruz. Tüm kitap dostlarının desteğine ihtiyacımız var. “UberKitap” uygulaması ile binlerce çocuğa ve gence ışık olacağımıza ve onlara yeni kapılar açacağımıza inanıyorum. İstanbul’da herkesi bu kampanyaya katılmaya davet ediyorum” dedi. 

 
“UberKitap” projesi nasıl işleyecek?
 
İstanbul’da 19 Eylül 2021 Pazar günü 11:00-17:00 saatleri arasında gerçekleşecek kampanya çerçevesinde Uber uygulaması kullanıcıları uygulama üzerinden “UberKitap” ürününü seçerek vermek istedikleri kitapları ücretsiz bir şekilde adreslerine gelecek taksiye teslim edebilirler.

Kullanıcılarının dakikalar içinde diledikleri yere kolayca ulaşmalarını sağlayan teknoloji platformu Uber, her yolculukta sigorta koruması, GPS üzerinden yolculuk takip imkanı, sürücü taramaları ve sürücü puanlama sistemi ile her zaman yüksek güvenlik standartları sağlamayı hedefliyor. Uber, uygulamasını kullanan tüm yolcu ve sürücülere daha güvenli bir yolculuk deneyimi sağlamak amacıyla, her yolculuk öncesinde uygulama üzerinden maske kullanıp kullanmadıklarını teyit ediyor.
Uber Taksi şu an İstanbul, Ankara ve İzmir’de hizmet veriyor.

Uber uygulaması nasıl çalışır:
 
1. Uygulamayı akıllı telefonunuza indirin
2. Şehrin herhangi bir yerinden Uber uygulamasını açın, varış noktanızı girin ve yolculuğunuz için bir taksi çağırın
 3. UberTaksi’yi uygulama üzerinden takip edin, taksinin sizi almak için kaç dakika içinde varacağını ve sürücü ile ilgili tüm bilgilerin yanı sıra aracın model ve plaka numarasını takip edin.

Uber Hakkında:

Tek bir tuşa basarak istediğiniz yere gitme fikriyle yola çıkan Uber, bugün 66 ülkede, 700’den fazla şehirde günde 19 milyon yolculuk yapılmasına imkân sağlayan global bir teknoloji platformudur. 

Uber’in misyonu şehir ulaşımını geliştirmektir. Uber 2010 yılında basit bir sorunu çözmek için ortaya çıktı: Tek bir tuşa basarak nasıl yolculuk yapılabilir? O günden bugüne, 15 milyardan fazla yolculuk yapılarak, Uber insanları gitmek istedikleri yere yakınlaştıran çeşitli ürünler geliştirmeye devam etmiştir. Uber, insanların, yemeklerin, eşyaların şehirlerde nasıl taşındığını değiştirerek dünyaya ulaşımda yeni imkanlar yaratan bir platform haline gelmiştir.

BORUSAN MANNESMANN TEDARİK ZİNCİRİ OPTİMİZASYONU PROJESİ İLE SÜREÇ HATALARININ ÖNÜNE GEÇİYOR

Çelik boru sektöründe Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alan Borusan Mannesmann, 3.5 milyon dolar yatırım yaptığı Tedarik Zinciri Optimizasyonu Projesi ile müşterilerine daha düşük maliyetle daha yüksek seviyede hizmet vermeyi amaçlıyor. Proje, iş süreçlerinde meydana gelen insan hatalarının da önüne geçiyor.

Borusan Grup şirketlerinden, Türkiye çelik boru pazarının lideri Borusan Mannesmann, dünyanın önde gelen tedarik zinciri planlama çözüm üreticisi OMP ile hayata geçireceği Tedarik Zinciri Optimizasyonu Projesi sayesinde süreç hatalarını ortadan kaldıran bir sisteme geçiyor. Proje ile tedarik, planlama, çizelgeleme, üretim süreci ve dağıtım ağı gibi kritik öneme sahip süreçleri, müşterilere daha yüksek seviyelerde ve daha düşük maliyetle sunmayı amaçlayan şirket bu sayede verimsizlik, manuel çalışma ve olası hataların ortadan kaldırılmasını hedefliyor. Tedarik Zinciri Optimizasyonu Projesi ile şeffaflık ve iş birliği artırılırken, süreçlerin tahmin odaklı bir modelden talep odaklı bir modele dönüştürülmesi planlanıyor. 

Karlılığa katkı hedefleniyor

Tedarik Zinciri Optimizasyon yazılımında Yapay Zekâ, Çözücü (Solver) algoritmaları kullanılıyor. Hazırlıklarına 2020 yılının Şubat ayında başlanan projenin 2023 Haziran’da tamamlanması hedefleniyor. Tedarik Zinciri Optimizasyonu ile tedarik ve talep uçtan uca entegre şekilde dengelenirken, hem talepte hem de üretimde senaryolarla çalışma ve stratejik kararlara destek sağlanması, dinamik malzeme alokasyonu ile esnekliğin artırılması gibi ana etmenler algoritmalarla ve solver desteği ile gerçekleştirilecek. Yatırım tutarının 3.5 milyon dolar olduğu projenin hem direkt karlılık etkisi yaratarak hem de stok yönetimine getirdiği iyileştirmelerle, en geç 1.5 yılda yatırımı amorti etmesi bekleniyor.

Borusan Mannesmann, “Tedarik Zinciri Optimizasyonu Projesi’ni 10 kişilik bir ekiple yürütüyor.  Satın alınacak hammaddenin geometrik ve kimyasal özelliklerine karar verilmesinden itibaren üretimdeki kombinasyonlara ve sıralamalara kadar yazılım desteği ile hurda ve atık üretiminde azalma bekleniyor.   Hurda ve atık maliyetlerini düşürürken taşımadan kaynaklı kirliliği de önleyecek projenin bir sonraki fazında, optimizasyon istenilen seviyeye ulaştığında, makine-yazılım entegrasyonunun da sağlanması hedefleniyor. Bu sayede makinelerin, üretim planı ile direkt entegre olması ve birbirleriyle haberleşerek hataları azaltılması amaçlanıyor. Üretim çıktılarını ve fire miktarlarını ürün miksine göre belirleme ve iyileştirmede AI ML imkanlarını kullanarak gelecekte tamamen entegre bir sistemin kurulmasına imkân sağlanması planlanıyor.