25.3 C
İstanbul
Cumartesi, Eylül 26, 2020
Ana Sayfa Blog

GÜMRÜKLÜ ANTREPOLARA GENEL BAKIŞ

1 Ekim Perşembe günü saat 20.00’da Gümrüklü antrepo alanında kurulan ilk sivil toplum kuruluşu Gümrüklü Antrepo İşletmeciler Derneği (GAİD) Yönetim Kurulu Başkanı Cavit Değirmenci canlı yayın konuğumuz olacak. Kendisiyle gümrük ve gümrüklü antrepolar ile ilgili bir canlı yayın gerçekleştireceğiz. Merak ettiğiniz ve sormak istediğiniz sorular için canlı yayınımıza katılmayı unutmayın.

GAİD HAKKINDA:
Gümrüklü antrepo işletmecilerini tek çatı altında toplayan Gümrüklü Antrepo İşletmeciler Derneği (GAİD), 27 Temmuz 2020’de faaliyetlerine başladı. GAİD, çözüm odaklı yaklaşımı ile tüm paydaşlara destek olarak dış ticarete katma değer sağlamak amacı ile yola çıktı.
Dernek, kamunun yaptığı sektörel faaliyetlerde kurumlarla birlikte hareket ederek şeffaf, güvenilir ve sürdürülebilir çalışmalar yapacak. Kamu- özel sektör iş birliğinde öncü sektör örgütü olmayı hedefleyen GAİD; lojistiğin bir parçası olan gümrükleme ve depolama işlemlerinin gerçekleştirildiği gümrüklü antrepo sektörünün sesini daha yüksek duyurabilmesi ve alınan kararlarda söz sahibi olunabilmesi için çalışmalar yürütecek.
 

TEDARİK ZİNCİRİ ve LOJİSTİK TANIMLARI

Tedarik Zincir ve Lojistik kavramları birbirine karışan ve zaman zaman birbiri yerine kullanılan iki terimdir. Tedarik zinciri bir işletme için hammaddeden tüketime kadar olan hareketin, üretimi aksatmayacak şekilde, artı değer kazandırılması amacıyla planlanması olurken Lojistik ise aynı yönetimi tüketiciyi temel alarak üretim dışındaki tüm operasyonların planlama işlemi olarak tanımlanmaktadır. Bu kısa tanım kimin nerde kullanılacağı konusunda karmaşa yaratmaktadır.

Yıllardır Tedarik Zinciri Yönetimi ve Lojistik ile ilgili farklı tanımlarla karşılaştık. Ders kitapları, konferanslarda yapılan sunumlar, hazırlanan bildiriler gerek tedarik zincirinde gerek lojistikte farklı tanımlar ve yaklaşımlar sundular bizlere. CLM (Counsul of Logistics Management)  bundan 20 yıl önce “Lojistik” tanımını yaparak lojistik konusunda son noktayı koymuştur. 10 yıl önce de geri dönüşün eklenmesi ile “Lojistik” tanımı yeniden belirlenmiş ve tüm ülkelerde yavaş yavaş son şekli ile kullanılmaya başlanmıştır. Lojistik tanımını biz de ülkemizde aynı anlama gelecek şekilde kullanmaya başladık. Bu kavram hepimiz tarafından kullanıla kullanıla yayılacaktır.

Lojistik tedarik zincirinin içinde geçerli olan bir kavramdır. Tedarik zincirinin bir parçasıdır. Farklı ekollerde kullanılan yüzden fazla tedarik zinciri tanımı vardır. Her araştırma, bu tanıma yenilerini eklemekte ve kavram karmaşası yaratılmaktadır. Bu karmaşanın ileride Lojistik sektörünü de etkilemesi riskine karşı CLM bir komite oluşturmuş ve Tedarik Zinciri Yönetimi’nin tanımını yaparak dünya üzerinde ortak kullanımını tavsiye etme kararı almıştır.

Geçtiğimiz yıllarda toplanan komite tüm üniversitelerden, 3PL’lerden, hizmet alanlardan, danışman kuruluşlardan Tedarik Zincir Yönetimi’ni tanımlamalarını istemiş ve gelen cevaplardan yararlanarak tedarik zinciri yönetimi tanımını ve sınırlarını belirlemiştir. Bu tanım sektörlere ve üyelere aktarılmış. Geri dönüşler alınmış ve sonunda tüm ülkelerde kullanılacak hali ortaya çıkmıştır.

Yapacağımız tanımın tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de uygulanmasını diliyorum.

CLM’in Tedarik Zincir Yönetimi tanımı şu şekildedir; Tedarik Zinciri yönetimi bir şirketin içindeki veya ilişkisi olan şirketler arasındaki talep ve arz yönetimini birleştiren, kaynak teminini, satın almayı, değişimi ve tüm lojistik yönetim işlemlerini içine alan,  ayrıca zincir içindeki tedarikçi, aracı, 3. parti hizmet üretenler ve müşterilerin birlikte çalışmalarını düzenleyen yönetim işlemidir.

Bu tanım Tedarik Zincirini lojistik hizmetlerin üretici kuruluşlar tarafından yerine getirilmesi veya kontrolü durumunda geçerli olacaktır. Bu hizmeti yapan kadrolar üretici şirket içinde olacaklar ve kartvizitlerinde Tedarik Zinciri Yöneticisi yazacaktır. Lojistik adı kullanılmayacaktır.

Tedarik Zincir yönetiminin sınırları ve ilişkileri şu şekilde belirlenmiştir; Tedarik Zinciri Yönetimi öncelikli olarak işletme içinde ve işletmeler arasında temel iş fonksiyonlarını ve iş süreçlerini birbirine bağlayarak daha yüksek performanslı ve birbirine kuvvetle bağlı iş modelleri yaratmaktır. Tedarik Zinciri Yönetimi tüm lojistik aktivitelerini ve üretim işlemini de bünyesine alarak pazarlama, satış, ürün geliştirme, finans ve bilgi teknolojilerini de kapsayacak şekilde koordinasyonunu sağlar. Tanımla birlikte işletmelerin içindeki Tedarik Zinciri Yöneticilerinin yetki ve sorumlulukları artmıştır. Yöneticiler üretimi etkileyecek her konuyu planlamak, yapmak veya yaptırmak ve de kontrol etmek durumundadırlar.

Bu tanımlar çerçevesinde  Lojistik Yönetimi de şu şekilde tanımlanmıştır; Lojistik yönetimi müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, ham maddenin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki malzemelerin, servis hizmetlerinin ve bilgi akışının etkili ve verimli bir şekilde, her iki yöne doğru hareketinin ve depolanmasının, planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesidir. Burada müşteri olarak nitelendirilen son kullanıcı olmaktadır. Üretici ve 3PL kuruluşlar stratejik bir ortaklık çerçevesinde aynı müşteriye hizmet götürmek zorunda olan iş ortakları olmaktadır. Üretim dışındaki hizmetler ^PL tarafından planlanmakta ve yerine getirilmektedir.

Lojistik Yönetiminin de sınırları ve ilişkileri şu şekilde belirlenmiştir; Lojistik yönetimi işlemleri giren ve çıkan malzemenin taşınmasını, depolanmasını, elleçlenmesini, sipariş alımını, lojistik network dizayn edilmesini, stok yönetimini, arz talep planlamasını, 3. parti servis sağlayıcıların yönetimini kapsamaktadır. Değişken ölçülerde olmak üzere malzeme temini, satın alma, üretim planlaması, zamanlama, paketleme, montaj, ve müşteri hizmetleri de bu kapsam içine girmektedir. Kapsam içine ayrıca stratejik, operasyonel ve taktik planlamalar da alınmaktadır. Lojistik yönetimi tüm lojistik operasyonların koordine edildiği optimizasyonların uygulandığı ve lojistik hizmetlerin pazarlama, satış, üretim , finans ve bilgi teknolojileri ile birleştirildiği bir yönetim işlemidir. Bu açıklama ile lojistik yönetiminin sınırları genişleyebilir hale gelmiştir. 3PL kuruluşlar son kullanıcının yani müşterinin dilediği malı dilediği zaman , dilediği yerde, dilediği şartlarla, dilediği fiyata dilediği özellikte bulabileceği bir ortamı sağlamak için süreç üzerinde etkisi olabilecek her şeyi kontrol etmek durumunda olacaklardır.

Tedarik zincirinin de akademik olmayan, endüstri için daha anlaşılır olacak tanımı da şu şekildedir.

Tedarik zinciri yönetimi, bütün olarak tedarik zincirinin ve birim şirketlerin, uzun dönem performanslarının arttırılması amacıyla, bir kurum içindeki iş kolları arasında, bilinen iş fonksiyonlarının ve aralarındaki uygulamaların sistematik ve stratejik koordinasyonudur.

Bold karakterlerle belirtiğim tanımlamalar akılda kalıcı ve gerekçeleri anlaşılır olan tanımlardır. Kullanılmasını tavsiye ediyorum.

Selam ve sevgilerimle,

Atilla Yıldıztekin

Tedarik Zinciri ve Lojistik Yönetimi Danışmanı

E-mail: atilla@yildiztekin.com

Makale Organizasyonunu Yapan:

Ayşe KARAKAYA

Lojistikcilerinsesi.biz

UTİKAD İKİ ÖNEMLİ BAŞARIYA DAHA İMZA ATTI

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, lojistik sektörüne fayda sağlayacak iki önemli girişimde bulundu. UTİKAD, pandemi sebebiyle küresel iletişimde zorlaşan şartlara rağmen CIFA (Çin Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Derneği) ile mutabakat anlaşması imzalıyor.

 Bunun yanı sıra Ağustos ayı sonunda Ankara’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkilileri ile bir araya gelen UTİKAD Heyeti’nin “Tehlikeli Madde Eğitimlerinin Uzaktan Verilmesi” önerisi karşılık buldu.

Tüm dünyada etkisini gösteren ve iş yapış şekillerinde köklü değişikliklere neden olan COVID-19 salgını, UTİKAD’ın faaliyetlerini sürdürmesine engel olmadı. Küresel insan trafiğinin durma noktasına geldiği, uluslararası fuarların iptal edildiği bu dönemde UTİKAD Yönetim Kurulu’nun yoğun çalışmaları sektör için önemli bir başarıyı da beraberinde getirdi.

CIFA ve UTİKAD, önümüzdeki günlerde bir iş birliği mutabakatı imzalayacak. Dört maddeden oluşacak mutabakatın temel amacı her iki kurumun da ortak faaliyet alanlarından yararlanmasını ve iki ülkenin yürürlükteki yasalarına uygun olarak kendi hedeflerini gerçekleştirmelerini sağlayacak bir iş birliği çerçevesi oluşturmak.

UTİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cihan Yusufi tarafından imzalanacak mutabakatta iki derneğin yönetiminin de düzenli iletişim içerisinde bulunması, taşımacılık faaliyetlerinin ilerletilmesi ve sektördeki en iyi uygulamaların teşvik edilmesi için hedefler belirlenmesi öngörülüyor.

UTİKAD-CIFA Mutabakatı’nda aşağıdaki maddeler yer alacak:

1. İki dernek arası oluşturulacak iletişim kanalları ile sektördeki uygulama değişikliklerini ve eğilimleri paylaşmak.

2. Her iki tarafın üyeleri için ticari iş birliği kanalları yapılandırmak

3. Uluslararası Lojistik İttifakı oluşturmak

4. Üyeler arası karşılıklı yardımlaşma modeli oluşturmak

UTİKAD, bu mutabakatla son yıllarda uluslararası taşımacılıkta yaptığı yatırımlarla söz sahibi olmayı başaran Çin ile daha yakın ilişkiler kurmayı ve bu ilişkiler ile üyelerinin ticari faaliyetlerine destek vermeyi amaçlıyor.

TEHLİKELİ MADDE EĞİTİMİ ÇEVRİMİÇİ OLACAK

Salgının lojistik sektörüne etkilerini en aza indirgemek için çalışmalarına devam eden UTİKAD, 24-28 Ağustos tarihlerinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkililerini Ankara’da ziyaret etti. UTİKAD Heyeti, Bakanlık yetkilileri ile görüşmelerinde “Tehlikeli Madde Eğitimleri”nin çevrimiçi olarak düzenlenmesinin gerekliliğini de dile getirdi. “Tehlikeli Madde Eğitimleri”nin sektör için öneminin altını çizen UTİKAD Heyeti’nin bu önerisi karşılıksız kalmadı.  Görüşmelerin ardından T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından “Tehlikeli Madde Eğitimleri” hakkında bir duyuru yapıldı. 

Yapılan duyuruda Bakanlıkça tehlikeli maddelerin taşınmasına yönelik,

  • Denizyoluyla Taşınan Tehlikeli Yüklere İlişkin Uluslararası Kod Kapsamında Eğitim ve    Yetkilendirme Yönetmeliği
  • Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Hakkında Tebliğ
  • Karayoluyla Tehlikeli Madde Taşıyan Araç Şoförlerine Yönelik Eğitim Yönergesi
  • Havayoluyla Tehlikeli Maddelerin Taşınmasına İlişkin Eğitim Yönergesi
  • Tehlikeli Maddelerin Demiryoluyla Taşınmasına İlişkin Eğitim Yönergesi
  • Tehlikeli Yüklere İlişkin Deniz Ticareti Gözetim Hizmeti Yönergesi
  • IMDG Kod Eğitim Seminerlerine İlişkin Yönerge

hükümleri doğrultusunda eğitim vermek üzere yetkilendirilen eğitim kuruluşları/işletmelerce sınıf ortamında yüz yüze eğitim formatında düzenlenen eğitim programlarının COVID-19 salgını sebebiyle duyuruda belirtilen koşullar çerçevesinde 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzaktan canlı eğitim yöntemiyle gerçekleştirilmesinin uygun görüldüğü belirtildi.

UTİKAD Hakkında;

1986 yılında kurulan Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD); lojistik sektörünün en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi olarak Türkiye’de ve uluslararası alanda kara, hava, deniz, demiryolu, kombine taşımacılığı ile lojistik hizmetler üreten firmaları aynı çatı altında toplamaktadır. UTİKAD, üyelerine verdiği hizmetlerin yanı sıra, lojistik sektörünün dünya çapındaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu’nun (FIATA) Türkiye temsilciliğini üstlenmiş ve ülkemizi FIATA Yönetim Kurulu’nda temsil etmektedir. Ayrıca Avrupa Taşıma İşleri Organizatörleri, Taşımacılık, Lojistik ve Gümrükleme Hizmetleri Derneği (CLECAT) üyesi ve Ekonomik İş birliği Teşkilatı Lojistik Sağlayıcıları Dernekleri Federasyonu (ECOLPAF) kurucu üyesidir.

DFDS Akdeniz İş Birimi’nden farklı kollardan eğitime destek


Denizcilik ve lojistik alanlarında Avrupa’nın lider firması DFDS, kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımı kapsamında farklı kollardan eğitime destek veriyor. DFDS Akdeniz İş Birimi, son olarak Türkiye’de tahsil gören öğrencilerimizin uzaktan alacakları eğitime katkı sağlamak maksadıyla Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği’ne bilgisayar desteği verdi. DFDS Akdeniz İş Birimi Pendik Limanı çalışanları da çevre okulları Covid- 19 salgını önlemleri kapsamında dezenfekte ettiler.

DFDS Akdeniz İş Birimi kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımı kapsamında farklı kollardan eğitime destek veriyor. DFDS Akdeniz İş Birimi ve 2014 yılında İstanbul’da kurulan Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği Türkiye ve Kazakistan arasında kültürel münasebetlerin gelişmesine ve takviyesine hizmet etmek amacıyla DFDS Akdeniz İş Birimi’nin Ataşehir’deki idari ofisinde yardımlaşma imkanlarını değerlendirdikleri bir buluşma gerçekleştirdi.

DFDS Akdeniz İş Birimi, buluşmada derneğe bilgisayarlar armağan ederek; Covid-19 salgını sebebiyle maddi imkanları sınırlı olanlar için uzaktan eğitime destek verilmesinin önemine işaret etti. Bunun yanı sıra DFDS Akdeniz İş Birimi Pendik Limanı çalışanları da çevre okulları Covid- 19 salgını önlemleri kapsamında dezenfekte ettiler.

Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan ve Türkiye’de ikamet eden Kazak Türkleri arasında tanışma ve yardımlaşma olanaklarını hazırlamak, Türkiye’de tahsilde bulunan tüm soydaşlarına yol göstermek amacı ile çalışmalar yürütüyor.

DFDS Akdeniz İş Birimi Başkan Yardımcısı Fuat Pamukçu,DFDS Akdeniz İş Birimi olarak verdikleri eğitim desteği hakkında şunları söyledi: “DFDS Akdeniz İş Birimi olarak ülkemizin Kazakistan’la arasındaki kültürel yakınlık ve uzun yıllara dayanan kıymetli ilişkiler doğrultusunda, Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği ile birlikte hareket etmekten çok mutluyuz. Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği ile birlikte öğrencilere verdiğimiz eğitim desteğinin amacına ulaşacağına inanıyoruz.”

DFDS Akdeniz İş Birimi, tüm dünyada ve ülkemizde etkili olan yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını sebebiyle devam eden uzaktan eğitim koşullarında maddi imkanları sınırlı olan öğrencilere bilgisayar desteği verme çağırısında bulundu. DFDS Akdeniz İş Birimi (COVID-19) salgınıyla mücadele çerçevesinde 7/24 çalışan Tuzla Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarına da yakın mesafede bir otelle anlaşma sağlayarak konaklama desteği vermişti.

DFDS Hakkında: DFDS, Avrupa’da taşımacılık ve nakliye hizmetleri sunmaktadır. 8.000’den fazla nakliyeci, DFDS’nin gemi ve liman terminali hizmetlerine ek olarak esnek taşımacılık ve lojistik çözümlerine güveniyor. DFDS’nin 8.000 binden fazla çalışanı, 20’den fazla ülkeden oluşan ağında yer alan gemilerde ve ofislerde görev alıyor. 1866 yılında kurulmuş olan ve merkezi Kopenhag’da bulunan DFDS, Nasdaq Kopenhag’da işlem görüyor.

Beykoz Üniversitesi’nden 3 yeni Yüksek Lisans Programı

Lisans eğitimlerini tamamlayan ve yüksek lisansa devam etmek isteyen tüm adaylar için Beykoz Üniversitesi’nde yüksek lisans başvuruları devam ediyor.  Güz döneminde adaylar mevcut programların yanı sıra yeni açılan Klinik Psikoloji (Tezli-Tezsiz), Bilgisayar Mühendisliği İngilizce (Tezli-Tezsiz) ve İşletme İngilizce (Tezli-Tezsiz) programlarına da 9 Ekim 2020 tarihine kadar başvuru yapabilecek.

Kariyerinde fark yaratmak isteyen ve akademisyen olma hayalini taşıyan adaylar için Beykoz Üniversitesi’nde 2020 güz dönemi yüksek lisans başvuruları devam ediyor. Üniversitenin Lisansüstü Programlar Enstitüsü bu dönem mevcut yüksek lisans programlarına üç yeni program daha ekledi.  Adaylar mevcut programların yanı sıra yeni açılan Klinik Psikoloji (Tezli-Tezsiz), Bilgisayar Mühendisliği İngilizce (Tezli-Tezsiz) ve İşletme İngilizce (Tezli-Tezsiz) programlarına da 9 Ekim 2020 tarihine kadar başvurularını yapabilecekler.

Çalışan öğrenciler için fırsat

Dersler 19 Ekim 2020 tarihinde başlayacak. 2020 güz dönemine özel olmak üzere örgün yüksek lisans programları uzaktan eğitim yöntemi ile yapılacak. Beykoz Üniversitesi Senatosu’nun öğrencilerinin ve çalışanlarının sağlığını ön planda tutarak, salgının mevcut durumunu, YÖK ve Sağlık Bakanlığı’nın duyuru ve uyarılarını dikkate alarak bu kararı verdiğini belirten Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Nuriye Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “2020-2021 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında açılacak derslerimizin tamamı uzaktan eğitim yoluyla, “Çevrimiçi Eşzamanlı”, “Çevrimiçi Eşzamansız” olarak sürdürülecek. Salgın döneminde herkes için en sağlıklı olacak model ile öğrenime devam etmeye çalışıyoruz. Özellikle çalışan öğrencilerimiz için bu dönem önemli bir fırsat.  Üniversitede yine güz dönemine özel olarak derslerin ara sınavları gerekli sınav güvenliği tedbirleri alınarak online, yarıyıl sonu sınavları ise salgınının mevcut durumu göz önünde bulundurularak ve öğrenci sayısı fiziki mesafe koşullarına uygun ve asgari düzeyde tutularak örgün olarak yapılacak.”

Üç yeni program

Enstitünün sunduğu programlara Klinik Psikoloji (Tezli-Tezsiz), Bilgisayar Mühendisliği İngilizce (Tezli-Tezsiz) ve İşletme İngilizce (Tezli-Tezsiz) olmak üzere üç yeni program eklendiğini belirten Bayraktar, “Yüksek lisansın, kariyerimizde bizleri bir basamak yukarı taşıyacağını ve iş gücüne katılımı kolaylaştıracağını biliyoruz. Bu bilinç ve günün gerektirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda mevcut yüksek lisans programlarımızı yenilerini ekleyerek çoğaltıyoruz. Yeni açılan programlarımız ile birlikte güçlü ve deneyimli akademik kadromuz ile 2020-2021 akademik yılına çok iddialı başlıyoruz” dedi. Enstitünün yeni açılan programlar konusunda titiz bir çalışma yürüttüğünün de altını çizen Bayraktar, “Yüksek lisans programlarının ihtiyaç duyduğu hali hazırda planlanmış olan alt yapıların kurulumları için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Bu kapsamda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programları için üniversitemiz bünyesinde kurulacak olan Psikoloji Araştırma Merkezi’nin açılış çalışmaları hızla sürüyor. Bu merkezimizde öğrencilerimiz programların teorik derslerini tamamladıktan sonra, klinik psikolog adayları olarak yetkin bir uzmanın gözlem ve yönetiminde, süpervizyon altında danışan görerek mesleki deneyim kazanacak ve yetkinliklerini artıracaklar” diye konuştu.

Beykoz Üniversitesi’nin yüksek lisans programlarına başvuruda bulunacak adaylar detaylı başvuru koşulları için https://www.beykoz.edu.tr/icerik/1009-kayit-islemleri adresini ziyaret edebilirler.          

Crown FC 5225 serisi akülü forkliftlerde kaçırılmaz sonbahar fırsatı

Türkiye distribütörlüğünü Temsa İş Makinaları’nın yürüttüğü ve geniş ürün yelpazesiyle etkin depo çözümleri sunan Crown’un 31 Ekim 2020 tarihine kadar geçerli kampanyasında, tripleks asansörlü Crown FC5225 serisi forkliftler 18 ay vade ve sıfır faiz fırsatıyla sunuluyor.

Geniş ürün yelpazesi ve uzman kadrosuyla depolardaki uygulamalara yönelik çözümler sunan Crown, müşterilerine destek olmaya devam ediyor. Dar koridorlarda kolayca manevra yapabilen, dayanıklı, fonksiyonel ve yüksek performanslı forklift arayan müşterilerine yönelik 3 ton, 4570 mm, tripleks asansörlü Crown FC5225 serisi forkliftlerde bir kampanya başlattı. Crown, kampanyası ile lojistik ve depolama konusunda fonksiyonel çözümlere ihtiyaç duyan müşterilerinin ekonomik olarak zorlanmadan işlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Kampanya fiyatı 32.500 € olan FC5225 serisi forkliftler, 18 ay vadeye sıfır faiz fırsatı ile sunuluyor. Ayrıca kampanyaya özel, KDV oranı sadece %1 olarak uygulanıyor.

Kullanıcılar detaylı bilgiye www.depocozumleri.com adresinden erişebilirler.

31 Ekim 2020 tarihinde sona erecek olan bu büyük avantajlar sınırlı sayıda ürün için geçerli.

Ford yetkili satıcılarından her marka ve model otomobil için TSE onaylı “F-Ekspertiz” hizmeti!

Ford yetkili satıcıları, artık ikinci el araç almak isteyen herkes için, model ve marka fark etmeksizin, TSE onaylı ekspertiz hizmeti sunacak ve aracın a’dan z’ye gerekli kontrollerini gerçekleştirecek. Ford’un yetkili ekspertiz noktalarında uzman bir ekip tarafından gerçekleştirilecek ekspertiz süreci, araç servis geçmişinin sorgulanmasıyla başlayacak, mekanik aksam, boya-kaporta ve iç mekanının incelenmesiyle devam edecek, aracın yol şartlarında test edilmesi ve bulguların raporlanmasıyla son bulacak.

Ford, “F-Ekspertiz” markası altında her marka ve model için dünya standartlarında, TSE onaylı ekspertiz hizmeti sunmaya başladı.

Alanında uzman ekipler tarafından kalibrasyonlu ekipmanlar ile yoruma değil ölçüme bağlı sonuçların alınacağı “F-Ekspertiz” sürecinde, kaporta boyadan, motora, kaza durumundan, marka-model-yaş-km durumuna kadar detaylı analizler yapılacak. Eğitimli, uzman ve güvenilir bir ekibin oluşturacağı tarafsız bir ekspertiz raporu müşteriyle paylaşılacak. F-Ekspertiz’de boya kaporta kontrolü, fren testi, lift ile araç altı kontrolleri, mekanik kontrolleri, lastik kontrolleri, yanal kayma testi, süspansiyon testi, araç içi kontrolü, donanım kontrolü listelenmesi, elektronik beyin testi (OBD) ve motor gücü testi (dinamometre) yapılabiliyor.

Kurumsal, sorumlu ve şeffaf yaklaşım ile ekspertizin güvenli adresi: F-Ekspertiz

Son yıllarda 2. el araç pazarında yaşanan yoğun talep ile birlikte ekspertiz hizmetlerinin oldukça önemli bir noktaya geldiğini vurgulayan Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Özgür Yücetürk, “Yıllar içinde gelişen teknoloji, motor sistemleri ile birlikte artık araç alırken birçok farklı kontrollerin yapılması gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda hasarlı ve sorunlu araç bilgileri tüketicilerden saklandı ve yüz binlerce mağduriyet vakası yaşandı. Bunun üzerine geçtiğimiz aylarda alınan bir kararla, ikinci el araç alım satımlarında 8 yaş veya 160 bin km’ye kadar araçlarda ekspertiz raporu şartı getirildi. Ekspertiz konusunda da alanında uzman, kurumsal ve yaptığı ekspertizin arkasında durabilecek kurumlarla çalışmak büyük önem taşıyor. Ford Otosan olarak, biz de yetkili bayilerimiz aracılığıyla tüketicilere güvenli, alanında uzman kişilerden oluşan ekiplerle, boya, kaporta, motor, mekanik, yol testleri, lift ile araç altı kontrolleri dahil her türlü ekspertiz hizmetini sunmaya başladık. F-Ekspertiz yapılanmamızı 2.el araç pazarının %80’ini kapsayacak şekilde tamamladık, önümüzdeki dönemde pazarın tamamına hizmet verecek şekilde yapılanmamızı genişletmek üzere çalışıyoruz.

Kurumsal, sorumlu ve şeffaf ekspertiz yaklaşımı ile bireysel müşterilerden, filo ve oto galerilere kadar herkes için ekspertizin en güvenli adresi olmayı hedefliyoruz” dedi.

“Bronz”, “Gümüş”, “Altın”, “Platin” ve “Dyno” olmak üzere 5 farklı paket ve 150 TL’den başlayan fiyatlarla hizmet sunan F-Ekspertiz’in paket içerikleri ve yetkili hizmet noktaları hakkında detaylı bilgi edinmek ve randevu almak için https://f-ekspertiz.com/ adresini ziyaret etmek yeterli oluyor.

PIRELLI, “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER CFO GÖREV GÜCÜ” TARAFINDAN BAŞLATILAN “SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA AMAÇLARI FİNANS VE YATIRIM İLKELERİ”NİN İMZACILARI ARASINDA YER ALDI

GİRİŞİMDEKİ TEK LASTİK ŞİRKETİ OLAN PIRELLI, UN GLOBAL COMPACT LİDERİ OLARAK TANINDI…

Pirelli’nin kurucuları arasında yer aldığı “UN Global Compact SKA için CFO Taskforce” girişimi, Birleşmiş Milletler’in 75. Genel Kurulu sırasında ilk entegre “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Finans ve Yatırım İlkeleri”ni duyurdu. Söz konusu ilkeler, finansman ve yatırım pratiklerinin en iyi uygulamalar aracılığıyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu hale getirilmesini hedefliyor.

UN Global Compact CFO Taskforce (Görev Gücü) üyeleri, ilkelerin odağı olarak şu dört ana alanı belirledi:
‘Yaklaşım ve Ölçümleme’, ‘Entegre Strateji ve Yatırımlar’, ‘Entegre Kurumsal Finansman’ ve ‘Entegre İletişim ve Raporlama’. CFO’lar tarafından belirlenen ve Global Compact’in On İlkesini bütünleyici nitelikteki bu ilkelerle finans yöneticilerinin oluşturduğu küresel topluluğun girişime daha fazla katılması amaçlanıyor. Böylece, yatırımlara bağlı bir değer zinciriyle SKA yatırımları ve sermaye akışları için daha büyük, daha yüksek likiditeye sahip ve daha verimli bir pazar yaratılması da hedefleniyor.

Pirelli CFO’su Francesco Tanzi şöyle konuştu: “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını Kurumsal Finans ve Yatırıma entegre etmek, küresel amaçlara etki eylemleri aracılığıyla ulaşma açısından büyük önem taşıyor. Bu anlayış, Pirelli’nin SKA için CFO Taskforce’a kurucu üye olarak katılmasının ve ‘amaçlar için işbirliklerine’ odaklı kalkınma modelinin özünü oluşturuyor.”

Pirelli, SKA için CFO Taskforce’un ilkelerin benimsenmesini ve uygulanmasını kolaylaştırmak için kurallar, örnek vakalar ve “pilot operasyonlar” geliştirecek çalışma gruplarında aktif rol alacak.

Girişimdeki tek lastik şirketi olan Pirelli, UN Global Compact Lideri olarak tanındı

Girişimdeki tek lastik şirketi olan Pirelli, Birleşmiş Milletler’in 75. Genel Kurulu sırasında dünyanın her yanından 40 diğer şirketle birlikte UN Global Compact Lideri olarak tanındı. UN Global Compact Lideri olmak, UN Global Compact’in on İlkesinin uygulanması ve küresel sürdürülebilirlik hedeflerinin geliştirilmesi konusundaki taahhütleri için tanınan şirketler arasında yer almak anlamına geliyor.

UN Global Compact, dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik girişimi olarak kabul ediliyor. Bir şirketin LİDER olabilmesi için Global Compact “Eylem Platformlarından” en az ikisine katılması gerekiyor. Global Compact “Eylem Platformları” sürdürülebilirlikle ilgili karmaşık soruları ele almak ve küresel amaçlara katkıda bulunacak inovasyonlar geliştirmek için şirketleri, yerel ağları, üniversiteleri, sivil toplumu ve hükümetleri bir araya getiriyor. Katılımcıların ayrıca kaydettikleri ilerlemeyi ve On İlkeyi ne ölçüde gerçekleştirdiklerini ayrıntılı sürdürülebilirlik raporlarıyla duyurmaları da gerekiyor.

Pirelli’nin 2004 yılında katıldığı UN Global Compact’e üye olmak; ekonomik, sosyal ve çevresel sermayeyi entegre eden, şirketlerin ve paydaşların küresel düzeydeki ortak çabalarına dayanan bir kalkınma yaklaşımını bütünsel bir bakış açısıyla benimseyerek etkin çözümler aranması gerektiğine dair kurumsal bir anlayışın göstergesi olarak kabul ediliyor.

Dijitalleşme ve otomasyon COVID-19 ile hız kazanıyor

  • DHL tarafından hazırlanan ve lojistik sektörünün geleceğine dair ipuçları veren Lojistik Trend Radarı’na göre COVID-19, hem geleceğin çalışma biçimlerine hem de dijitalleşme ve otomasyon alanlarındaki gelişmelere ivme kazandırıyor.
  • Sürdürülebilirlik ise paketleme, planlama, optimizasyon ve bina yönetimi gibi alanlarda emisyonu azaltmak için gereken inovasyonlara hız kazandıran sektörler üstü bir zorunluluk haline geliyor.

DHL, hazırladığı Lojistik Trend Radarı’nın (Logistics Trend Radar) beşinci sayısında, önümüzdeki yıllarda lojistik sektörünün gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilecek 29 temel eğilimi bir kez daha ortaya koydu. Makro ve mikro trendler ile araştırma kuruluşları, teknoloji alanındaki oyuncular, startup’lar ve müşterilerin dahil olduğu büyük bir partner ağından elde edilen verilerin kapsamlı şekilde analiz edilmesi sonucunda oluşturulan rapor; lojistik sektöründe yeni teknolojilerin kullanımı, büyüyen e-ticaret ve bir sürdürülebilirlik konularında önemli bilgiler veriyor.

“E-ticaretteki büyüme, inovasyon alanındaki gelişmelerin önünü açmaya devam ediyor”

Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan DHL Express Türkiye CEO’su Claus Lassen, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Lojistik uzmanları olarak bizim için, müşterilerimize en iyi şekilde tavsiyelerde bulunabilmemiz adına ileride karşılaşılabilecek zorlukları tahmin etmek ve olası çözümleri öngörmek büyük önem arz ediyor. Gündemimizde yer almaya devam edecek mega trendlerin yabancısı değiliz, bunlar: Yeni teknolojiler, büyüyen e-ticaret ve sürdürülebilirlik. Ancak bazı alanlar diğerlerinden daha hızlı gelişeceğinden, bu ana başlıkların altında yer alan eğilimleri ve bunların lojistik üzerindeki etkilerini anlamaya ihtiyacımız var; elbette COVID-19’un küresel ticaret ve tüm iş gücü üzerindeki etkisi de bu ihtiyacı artıran önemli bir faktör. E-ticaret hâlâ hızla büyümeye devam ediyor. Firmadan firmaya (B2B) e-ticaretin de aynı yolda ilerlemesi ve tüketici pazar büyüklüğünü üçe katlaması bekleniyor. Coronavirüs pandemisi, yalnızca e-ticarette büyümeyi hızlandırmakla kalmadı aynı zamanda tedarik zinciri inovasyon ajandalarının da ivme kazanmasına yol açtı. Her zaman olduğu gibi yeni teknolojiyi en hızlı şekilde adapte edip yaygınlaştıran ve iş gücünü bu teknolojiye uyum sağlayacak şekilde eğitebilenler pazarda rekabet avantajına sahip olacak. Lojistikte dünya lideri bir marka olarak, durumu değerlendirebilmemizi sağlayacak birikim ve uzmanlığımızın rehberliğinde yol almaya devam edeceğiz.”

Dönüşüm süreçleri hızlanıyor

Lojistik Trend Radarı, son dört yılda trendlerde genel bir istikrar yaşandığını ortaya koyuyor. Ancak lojistik sektöründe mevcut küresel pandeminin etkisiyle birlikte dönüşüm süreçlerinin hız kazandığı da vurgulanıyor. COVID-19’un lojistik alanındaki güncel inovasyon, otomasyon ve dijital çalışmalara dair değişikliklerin daha hızlı gerçekleşmesini sağladığı ve sektördeki dijitalleşme çalışmalarını birkaç yıl ileri taşıdığı belirtilirken, daha önce lojistik endüstrisi için oyununun gidişatını değiştireceği düşünülen pek çok trendin, değişim potansiyelini henüz yerine getirmediği üzerinde duruluyor. Raporda ayrıca otonom araçlar ve drone’ların yasal ve teknik zorlukların yanı sıra sınırlı bir toplumsal kabul görmeleri nedeniyle geri planda kalmaya devam ettiği de aktarılıyor. Veri analitiği, yapay zekâ, robotik, IoT, Bulut ve API’larda gözlenen dinamik büyümenin, lojistik sektörü için bir yeni normale işaret ettiği; Kuantum Bilişim, Blockchain ve Uzay Lojistiğinde gerçekleşen atılımların, lojistik alanındaki hizmet sağlayıcıların büyük ölçekli sorunları çözebilmeleri ve yeni hizmetler yaratabilmeleri için yeni olanaklar oluşacağının sinyalini verdiği belirtiliyor.

“Sürdürülebilirlik, lojistik endüstrisi için artık bir zorunluluk”

Raporda yer alan önemli başlıklardan bir diğeri olan sürdürülebilirliğin, lojistik endüstrisi için artık bir zorunluluk haline geldiğini belirten Lassen, “Yerel ve ulusal yönetimler ile çözüm sağlayıcılar karbondioksit emisyonu ve atık üretiminin azaltılması konusuna odaklanmış durumdayken; atıkları azaltmak, yeni sevk tekniklerinden yararlanmak ve tesisleri optimize etmek için sürdürülebilir çözümler kullanmak tedarik zincirinin de en önemli gündemleri arasında yer alıyor. Bugün, tek kullanımlık plastiklere yönelik 90’dan fazla ülkede yasaklar getirilmiş durumda ve hacimli ambalajların kargo alanında yüzde 40 oranında daha fazla yer kaplaması, paketleme konusunun yeniden gözden geçirilmesi kaçınılmaz hale getiriyor. Süreç ve malzemelerin optimizasyonu, yeni sevk tekniklerinin kullanımı ve akıllı tesisler, lojistik sektörünün daha çevre dostu hale gelebilmesi için büyük bir potansiyel barındırıyor. Taşımacılıkta akıllı konteyner kullanımının kalabalık şehirlerde teslimat için çevre dostu formatların geliştirilmesinde de önemli olacağı görülüyor” dedi.

Lojistik Trend Radarı hakkında

DHL, küresel lojistik sektörü için kilit önem taşıyan bir araç olan Lojistik Trend Radarı’nı, düzenli olarak yayımlamaktadır. Raporun beşinci sayısı için 20.000’i aşkın lojistik profesyoneli ve teknoloji uzmanı, son iki yıl içerisinde DHL İnovasyon Merkezleri’ne yaptıkları ziyaretlerde, sektörün geleceği hakkındaki bakış açılarını paylaştılar. Elde edilen tüm bulguları derli toplu bir şekilde ortaya koyan Lojistik Trend Radarı, önceki sayılarda tespit edilen trendlerin gelişimini takip ediyor ve her güncellemede, mevcut ve gelecekte karşımıza çıkacak trendleri belirleyerek dinamik ve stratejik bir öngörü aracı işlevi görüyor. Hem DHL içinde hem de sektör genelinde, strateji ve inovasyon için büyük takdir toplayan bir kaynak olmasının yanı sıra Rapor, belirli trendlerin, örneğin son olarak ambalajlama, 5G, robot teknolojisi ve dijital ikiz gibi trendlerin, gideceği yönü şekillendirecek önemli bir araç haline gelmiştir.

DHL Lojistik Trend Radarı’nın beşinci sayısına ulaşmak için: www.dhl.com/trendradar

DHL – Dünyanın lojistik şirketi

DHL, lojistik sektörünün lider global markasıdır. DHL bünyesinde yer alan birimlerimiz, ulusal ve uluslararası koli teslimatından e-ticaret gönderi ve taşımacılık çözümlerine, uluslararası ekspres kara, hava ve deniz yolu taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine uzanan benzersiz bir lojistik hizmetler portföyü sunar. Dünya çapında 220’yi aşkın ülke ve bölgede 380 bin civarı çalışanıyla DHL, insanları ve firmaları emniyetli ve güvenilir biçimde birbirleriyle bağlantılandırarak global ticaret akışlarının sürdürülebilir olmasını sağlar. Teknoloji, yaşam bilimleri, sağlık, mühendislik, üretim & enerji, perakende ve otomotivin de aralarında bulunduğu pek çok büyümekte olan pazar ve sektöre özel çözümleriyle DHL, büyük bir kararlılıkla “Dünyanın lojistik şirketi” olarak konumlanmıştır.

DHL, Deutsche Post DHL Group’un bir parçasıdır. Grup, 2019 yılında 63 milyar euro gelir elde etmiştir. Gerek sürdürülebilir ticaret uygulamaları gerekse topluma ve çevreye karşı duyduğu sorumlulukla Grup, dünyaya pozitif katkı sağlar. Deutsche Post DHL Group, 2050 itibarıyla sıfır emisyon hedefine ulaşmayı amaçlamaktadır.

PAYCORE, VISA’DAN ALDIĞI ONAYLA FİNANSAL KURULUŞLARA TÜRKİYE’DE İLK DEFA PIN DESTEKLİ SOFTPOS TEKNOLOJİSİ SUNACAK

Temassız ödemeye ihtiyaç giderek artarken Türkiye’nin global ödeme çözümleri şirketi PayCore bu alanda öncü teknolojisi SoftPOS ile ciddi bir atılım yapıyor. PayCore’un akıllı Android telefonların ve tabletlerin herhangi bir ek cihaza gerek kalmadan POS terminali olarak kullanılabilmesini sağlayan PIN destekli SoftPOS teknolojisi, Visa Ready Program kapsamında gerekli aşamaları geçerek onay aldı. Paycore, 200 ülkede 61 milyonun üzerinde iş yerine hizmet veren Visa’dan aldığı onay kapsamında, dünyanın dört bir yanında iş yerlerinin düşük maliyet ve yüksek teknolojiyle kart kabul etmelerine olanak sağlayacak. Türkiye’de ilk defa hayata geçen PIN destekli SoftPOS teknolojisi ile tüketiciler temassız ödeme limiti üzerindeki işlemleri de POS olarak kullanılan telefonların ekranlarından PIN girerek gerçekleştirebilecek.

Bugün dünya genelinde 500 milyon işletmeden yalnızca yüzde 15’i ödemelerde kart kabul ederken, 180 milyon mikro işletme ise ödeme terminallerinin yüksek maliyeti nedeniyle yalnızca nakit üzerinden ticaretini yürütüyor. Özellikle küçük ve mikro ölçekteki işletmelerin finansal ihtiyacını karşılayacak “uygun maliyetli” ödeme çözümlerine duyulan ihtiyaç son yıllarda temassız teknolojilere yönelişi artırdı. Tüm dünyayı derinden etkileyen COVID-19 pandemisiyle hijyenin ön plana çıkması da nakit ödemelerden kaçınılmasını ve temassız kartlı ödemelerin yükselişe geçmesini sağladı. Global Knowledge Management’ın hazırladığı dünya çapındaki çalışmada hali hazırda temassız kartı olmayanların 3’te 1’inden fazlasının pandemiyle birlikte en kısa sürede temassız kart sahibi olmak istedikleri verisi yer alıyor. Küresel teknoloji pazarı danışmanlık şirketi ABI Research’ün son çalışmasına göre global olarak temassız ödemeler COVID-19 öncesi beklentilere kıyasla yüzde 6-8 arasında daha fazla artacak. Çalışma 2020’de verilen tüm kartların yüzde 65’inden fazlasının da temassız olduğuna vurgu yapıyor.

İNOVATİF ÇÖZÜMLE GELEN KOLAYLIK VE MALİYET AVANTAJI

Türkiye’nin global ödeme çözümleri şirketi PayCore da geliştirdiği SoftPOS teknolojisiyle tam da bu noktada yenilikçi bir çözümle sektörü dönüştürüyor. SoftPOS, NFC destekli Android akıllı telefonların ve tabletlerin herhangi bir ek cihaza gerek kalmadan POS terminali olarak kullanılabilmesini sağlıyor. Bu çözümle birlikte üye işyerleri temassız kartlar, mobil cüzdanlar ve giyilebilir cihazlardan miktar ne olursa olsun kendi kişisel mobil cihazları ile ödeme kabul edebiliyor. PIN’li ve PIN’siz tüm işlem tiplerini destekleyen Pin on Glass teknolojisiyle, temassız limit dışında ödemeler de POS olarak kullanılan telefonların ekranlarından PIN girilerek kolaylıkla kabul edilecek. SoftPOS, yüksek tutarlı işlemlerle de üye işyerlerine kolaylık ve maliyet avantajı sağlıyor. Türkiye’de birçok kurum tarafından kullanılan çözüm, yurt dışında da gerçekleştirilen iş birlikleriyle hızla yaygınlaşıyor.

“TÜRKİYE’DEN VISA’NIN PIN ON GLASS ONAYI VERDİĞİ İLK ŞİRKETİZ”

Tüm bu atılımların ardından PayCore, Visa Ready Programı’na dahil oldu ve sonrasında hem SDK, hem white-label app onayı almayı başardı. PayCore CEO’su Turgut Güney, çalışmanın başarıyla tamamlanmasının global yolculuklarında önemli bir kilometre taşı olacağını belirtiyor. SoftPOS’u Visa onaylı bir çözüm olarak hizmete sunmanın kendileri için çok değerli olduğunu ifade eden Güney, “SoftPOS çözümümüzün hem SDK hem white-label uygulama olarak onay alması sayesinde bankalar mobil uygulamalarına SoftPOS özelliğini entegre edebilecekleri gibi alternatif olarak White-label uygulama sayesinde de sadece logo ve tema değişimiyle SoftPOS’u özelleştirmeleri mümkün olacak. Bu iki çözümü de bir paket olarak Visa’nın onayıyla sağlayan dünyadaki sayılı şirketlerden biriyiz” diyor.

Visa Türkiye Genel Müdürü Merve Tezel ise “Visa olarak her zaman önceliğimiz, tüketicilerin ve iş yerlerinin ihtiyaçlarına göre şekillenen yeni nesil ödeme teknolojilerinin hayata geçmesine destek olmak. Tüm dünyayı etkileyen pandemi döneminde gördük ki nakitle temastan kaçınan tüketiciler, kartlı ve özellikle temassız ödeme teknolojilerini tercih ediyor. SoftPOS çözümleri, işletmelere tam da tüketicilerin dijital ödeme yapabilmeyi talep ettiği bu dönemde Android telefonlarını temassız POS cihazlarına dönüştürme imkanı sunuyor. Türkiye’de ilk kez Paycore’un Visa’dan finansal kuruluşlara sunmak üzere onay aldığı PIN destekli SoftPOS ise temassız limitinin üzerindeki ödemelerin de Visa kartlarıyla kolaylıkla yapılmasına olanak sağlıyor. KOBİ’lerin temassız ödeme kabul altyapısını yaygınlaştıracak ve Türkiye’nin kart kabul inovasyonunda öncü olacak bu çözüme destek vermekten ötürü mutluyuz” dedi.