21.8 C
İstanbul
Perşembe, Eylül 19, 2019
Ana Sayfa Blog

CHEP ekipmanları otomasyon sistemlerinin sürekliliğini sağlıyor

Paylaşıma ve yeniden kullanıma dayalı iş modeli ile tedarik zinciri çözümleri sunan CHEP, standart, kaliteli, dayanıklı ekipmanlarıyla otomasyon sistemlerindeki aksaklıkları azaltıyor ve sürekliliği sağlıyor. Paletlerini düzenli olarak inceleyip onaran CHEP, bu sayede malzeme taşıma verimliliğini artırıyor, ürünlerin piyasaya daha hızlı ulaşmasını sağlayarak maliyeti azaltıyor

Tedarik Zinciri Yönetimi, bir şirketin en önemli iş süreçleri arasında yer alıyor. Bu zincirin her halkasının birbirini düzenli bir biçimde izlemesi, temel evrelerinin iyi kavranması ve hakim olunması gerekiyor. Tedarik zincirinin bir parçası olan otomasyon sistemlerinin verimli çalışması ise süreçlerin standardize edilmesi ile mümkün oluyor. Bugünkü üretim dünyasında rekabet avantajı sunan otomasyon sistemleri, hızlı ve yinelenebilir kaliteli ürünler üretilmesine olanak tanıyor; buna bağlı olarak uygun standart ekipman kullanımı da oldukça önemli oluyor.

Otomasyon sistemlerinizi destekliyor

Boyutu ve geometrisi standart olmayan paletler üretim hatlarında aksamalara neden oluyor. CHEP, düzenli bakım ve onarım ile kırılmalara karşı ekstra dayanıklı olan standart paletleri ile otomasyon sistemlerini ve tedarik zincirlerini verimli hale getiriyor. Uygun spesifikasyonlara göre üretilip muhafaza edilen CHEP paletleri sayesinde elleçleme için daha az zaman harcanıyor. Devrilen paletler nedeniyle iş süreçlerinin durma noktasına gelme sorunu ortadan kaldırmak için paletlerini standart yük kapasitelerinde test ediyor, uzun süreli kullanım sonrasında oluşan devrilme riskini minimum seviyeye indiriyor.

Palet kalitesinin sürekliliğini sağlıyor

CHEP, paylaşıma ve yeniden kullanıma dayalı iş modeli kapsamında kiralanan paletlerini düzenli olarak inceleme ve onarım sürecinden geçiriyor. Çıkıntı yapan çiviler vb sorunları son teknolojiye sahip sistemleriyle hızlı ve kesin bir şekilde çözümlüyor. CHEP’in kalite standartlarındaki sürekliliği sayesinde daha az ürün hasarıyla karşılaşılıyor, otomatik sistemlerdeki aksaklıklar azaltılıyor.

Şirketlerin üretim ve tedarik zinciri süreçlerinde otomasyon sistemlerinin rekabet avantajı sağladığını belirten CHEP Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü Serhat Enyüce;Otomasyon; olağanüstü hızlarda, yüksek kaliteli ürünlerin sürdürülebilir bir şekilde üretilmesine olanak tanıyor. Otomasyon sistemlerinin etkili bir şekilde çalışabilmesi için ise üretim hatlarında doğru ekipman kullanılması gerekiyor. CHEP olarak tedarik zincirinin her aşamasında dayanıklı, kaliteli ve standart ekipmanlarımızla verimliliği artırıyor, otomasyon sistemlerinden maksimum ölçüde fayda alınmasını sağlıyoruz. Böylece müşterilerimizin üretim hattındaki duraksamalarını ve yeniden teslimat yapmak zorunda kalarak ekstra enerji harcamasını önlüyoruzdedi.

Open Event

“PLATOONING” Teknolojisine Sahip FORD TRUCKS Kamyonları Test Sürüşlerini Başarı ile Gerçekleştirdi

DCIM100MEDIADJI_0050.JPG

Ford Otosan ve AVL’nin ortak Ar-Ge iş birliği kapsamında başlattığı “Platooning-otonom konvoy” projesinin testleri Ford Trucks’ın yeni çekicisi F-MAX üzerinde gerçekleştirildi. TIR’lar birbirine sanal olarak platooning teknolojisini kullanarak bağlandı ve birbirini yakın mesafeden takip eden bir konvoy şeklinde yola çıktı. Platooning’in başlangıç testlerini başarıyla tamamlayan Ford Trucks araçları ile Ford Otosan ve AVL, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.

Ford Otosan ve AVL’nin ortak Ar-Ge iş birliği kapsamında başlattığı ‘Platooning-otonom konvoy’ projesinin ilk geliştirme aşaması başarıyla tamamlandı. Geçtiğimiz yıl başlayan projenin çıktılarının kamyon taşımacılığını tekrar şekillendireceği öngörülüyor.

Konvoy şeklinde ve otonom halde yola çıkan iki Ford Trucks çekicisi, yapılan ilk denemelerde mesafeleri başarıyla kat etti. Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda düzenlenen platooning teknolojisi lansmanına katılan Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Burak Gökçelik ve AVL Başkan Yardımcısı Rolf Dreisbach, ‘Platooning’ teknolojisini başarılı bir iş birliği ile Türkiye’de geliştirmekten ve test etmekten duydukları mutluluğu dile getirdi. “Platooning” teknolojisi Ford Otosan Ürün Geliştirme ile AVL’nin Türkiye ve Regensburg-Almanya’daki mühendislik ekiplerinin iş birliği ile geliştiriliyor.

Gökçelik: “Otonom taşımacılığın gerçekleştirilmesi için önemli bir temel teşkil edecek”

Ağır ticari taşımacılıkta otonom sürüş teknolojisinin kullanımı adına AVL ile birlikte kilometre taşı niteliğinde bir süreci geride bıraktıklarını ifade eden Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Burak Gökçelik, şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl AVL ile güçlerimizi birleştirerek, ‘Platooning – Otonom Konvoy’ teknolojisi geliştirmek amacıyla çalışmalarımıza başlamıştık. Bugün, otonom kamyonlar üzerinde çalışan, bu alana yatırım yapan ve en önemlisi gösterimini yapabilecek bir prototip ürüne sahip olan dünyadaki sayılı kamyon üreticilerinden biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Donanım, yazılım ve simülasyon testlerini başarı ile gerçekleştirdiğimiz bu teknolojiyi artık yolda da test ediyoruz.  Ülkemizde bir ilk olan bu proje, Türkiye’de otonom araç geliştirme faaliyetlerine öncülük edecek. İlk aşaması tamamlanan Ar-Ge iş birliği projemizde, ağır ticari araçlar alanında kaydettiğimiz gelişmeler, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada otonom taşımacılığın hayata geçirilmesinde bir temel teşkil edecek. Bu Ar-Ge projesi karbon emisyonunun ve yakıt tüketiminin azalmasına, yol güvenliğinin artmasına ve akılllı ulaşıma olanak sağlayacak.  Projenin sonraki safhalarında ve uzun vadede “SAE-Seviye 4” Otonom sürüş fonksiyonlarını geliştirmeyi ve Uçtan-Uca (Hub-to-Hub) Otonom Otoban Taşımacılığını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz”

Tüm bu çalışmaların Ford Trucks markasının dünya çapında rekabet gücünü artıracağını belirten Gökçelik, “Ford-Otosan olarak otonom araç teknolojileri alanındaki yatırımlarımız ve geliştirme faaliyetlerimiz, otonom sürüş konusundaki yerli bilgi birikimimize katkı sağlamakta ve bu teknolojiler üzerinde çalışan tecrübeli bir mühendis kadrosu yaratarak bu alanda küresel entegrasyonu sağlamaktadır. Bizim için birinci öncelik her zaman yetenekli mühendis iş gücüne yatırım yapmak olmuştur. Yaptığımız bu yatırımların meyvesini yakın zamanda Avrupa’da ‘2019 Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü’nü (ITOY) alan F-MAX ile topladık. Şimdi ise bu yatırımın başka bir sonucunu, otonom araç teknolojilerinde kaydettiğimiz ilerleme olarak hep beraber görüyoruz. Bu çalışmalar, kesinlikle, küresel arenada Ford Trucks araçlarının rekabet gücünü arttıracaktır” dedi.

Dreisbach: “İşbirliğimiz ağır ticari araçlara otonom teknolojilerin kazandırılmasında öncülük edecek”

Platooning teknolojisinin sağlayacağı faydalardan ve sistemin işleyişinden bahseden AVL Başkan Yardımcısı Rolf Dreisbach, yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti: “Ford Otosan ve AVL gibi sektöründe iki önemli firmayı buluşturan “Platooning – Otonom Konvoy” projesi ekiplerimizle birlikte içinde olmaktan mutluluk duyduğumuz bir proje. Bu iş birliği çerçevesinde yürütülen proje ile araçların otonom sürüş seviyelerinin artırılmasını ve en sonunda sürücüye dahi ihtiyaç duymayacak düzeye ulaşmasını hedefliyoruz. Platooning-otonom konvoy teknolojisinin toplam sahip olma maliyetini azaltma ve yakıt tasarrufu sağlama gibi faydaları bulunmaktadır. Belirtilmesi gereken bir nokta da tüm otonom sürüş seviyelerinde uygulanabilecek güvenlik artışıdır. Halihazırda, projenin birinci aşamasında direksiyon, gaz ve fren kontrolü otoban koşullarında otonom olarak yönetilmiştir; fakat şimdilik sürücünün yolu izlemesi ve beklenmedik bir durumda aracın kontrolünü ele alması gerekiyor. En nihayetinde ise tüm sistemin sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan çalışmasını hedefliyoruz. Bu, otonom sürüşe geçişin, taşımacılığı daha düşük maliyetli ve güvenli hale getirmesi ve sürücü eksikliğine bir çözüm olması anlamına geliyor.

Platooning modunda ilerleyen filo, trafiği engellemenin aksine, trafik akışını düzenleyecek ve kamyonların birbirini yakın takip etmesi sayesinde otoyolların araç kapasitesini arttıracak. Konvoya ait olmayan araçların sollama yapabilmeleri veya otoyol çıkışlarını kullanabilmeleri için, konvoydaki araçlar otonom olarak aralarındaki mesafeyi artıracak ve araya girmek isteyen araçlara müsaade edebilecek. Ek olarak, platooning sayesinde araçlar birbirini çok yakından takip edebilecek ve maruz kaldıkları ortalama rüzgar direncinin azaltılması ile yakıt tasarrufu sağlanabilecek”

Rolf Dreisbach, AVL’nin 70 yılı aşan bilgi birikiminin, bu projede etkin şekilde kullanıldığını belirterek, “AVL, güç aktarım sistemleri geliştirilmesindeki liderliğini ve global mühendislik gücünü, son yıllarda elektrifikasyon ve ADAS/AD sistem uygulamaları alanında yeni teknoloji geliştirme süreçlerinde de kullanmaktadır. Bu doğrultuda AVL Regensburg ekibi otomotiv standartlarında fonksiyon geliştirmedeki küresel uzmanlığı ile, AVL Türkiye ekibi de otonom sürüş fonksiyonları geliştirme konusundaki uygulamalı deneyimi ile bu iş birliğine katkıda bulunmuştur. Otomotiv sektörünün diğer alanlarında mükemmelleştirdiği güvenli ve geriye dönük takip edilebilir yazılım geliştirme becerilerini, bu proje kapsamında diğer otonom sürüş teknolojilerinde olduğu gibi başarıyla uygulamıştır. Burada geliştirilen bilgi birikimi ve edinilen tecrübe, diğer proje ortaklıklarında da aktif fayda sağlayacak’’ açıklamasını yaptı.

Open Event

FIATA Diploma Eğitimi Dördüncü Dönem Mezunlarını Verdi

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) tarafından İstanbul Teknik Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (İTÜSEM) desteği ile düzenlenen FIATA Diploma Eğitimi, dördüncü dönem mezunlarını verdi. 16 Eylül 2019 Pazartesi günü RadissonBlu Otel Şişli’de düzenlenen törenle 30 katılımcı diplomalarını sektörün yetkin isimlerinin elinden aldı.

BIMCO Yönetim Kurulu Başkanı ve İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şadan Kaptanoğlu, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münür Üstün ve TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal’ın da davetli olarak katıldığı törende açılış konuşmasını yapan UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener, “UTİKAD olarak bu yıl dördüncü mezunlarımızı vermenin gururunu yaşıyoruz. Bu kıymetli eğitim için değerli vakitlerini ayıran herkese gönülden kutluyorum” diye konuştu.

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD), Türk lojistik sektörüne katkılarını sürdürüyor. 150 ülkeden yaklaşık 10 milyon kişinin istihdam edildiği, 40 bine yakın taşıma işleri organizatörü ve lojistik firmasını temsil eden Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu FIATA tarafından dünyanın birçok ülkesinde uygulanan FIATA Diploma Eğitimi Türkiye’de UTİKAD çatısı altında yeni mezunlarını verdi. UTİKAD tarafından İTÜSEM desteği ile düzenlenen FIATA Diploma Eğitimi’ni tamamlayan 30 katılımcı 16 Eylül 2019 Pazartesi günü RadissonBlu Otel Şişli’de düzenlenen törenle mezuniyet töreninde diplomalarını aldı.

FIATA Diploma Eğitimi’ni başarıyla tamamlayan 30 katılımcının diploma aldığı mezuniyet törenini, UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener, FIATA Kıdemli Başkan Yardımcısı ve UTİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Turgut Erkeskin, UTİKAD Yönetim Kurulu Eski Başkanı ve FIATA Onur Üyesi Kosta Sandalcı, UTİKAD Eski Başkanı Ayşe Nur Esin, UTİKAD Yönetim Kurulu Eski Üyesi ve Eski Genel Sekreteri Arif Davran, UTİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cihan Yusufi, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Havayolu Çalışma Grubu Başkanı Mehmet Özal, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Karayolu Çalışma Grubu Başkanı Ayşem Ulusoy, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Denizyolu Çalışma Grubu Başkanı Cihan Özkal, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Demiryolu Çalışma Grubu Başkanı Ekin Tırman, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Eren, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Dillioğlu, UTİKAD Genel Müdürü Cavit Uğur, İTÜ İşletme Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve FIATA Diploma Eğitimi Koordinatörü Doç. Dr. Murat Baskak ve FIATA Diploma Eğitimi eğitmenlerinin yanı sıra BIMCO Yönetim Kurulu Başkanı ve İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şadan Kaptanoğlu, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münür Üstün ve TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal da katılımlarıyla onurlandırdı.

‘TÜM KATILIMCILARI GÖNÜLDEN KUTLUYORUM’

Mezuniyet töreninin açılış konuşmasını yapan UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener, “Eğitimden mezun olan 30 arkadaş, gerçekten kendi özel zamanlarından neredeyse bir yıl boyunca her cumartesi gününü feda ederek bu derslere geldiler. Devam zorunluluğu vardı, belli bir not ortalaması tutturma zorunluluğu vardı. Gerçekten kendi işleri dışında geri kalan zamanlarını burada değerlendirdiler. Murat Hocamızın liderliğinde, burada artık çok güzel oturmuş ve son derece tatminkar sonuçlar aldığımız bir ders yılımızın sonuna geldik. Katılımcılarımızı yürekten kutluyorum” diye konuştu

UTİKAD Başkanı Eldener’in ardından söz alan İTÜ İşletme Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve FIATA Diploma Eğitimi Koordinatörü Doç. Dr. Murat Baskak, bu kapsamlı eğitimi Türkiye’deki lojistik sektörü ile buluşturmayı başaran UTİKAD’a teşekkürlerini sundu. Zorlu ve uzun süreli eğitim programını tamamlayan katılımcıları tebrik eden Doç. Dr. Murat Baskak, “Dördüncü dönem mezunlarımızı verdiğimiz bu yıl eğitimimizi daha verimli kılma şansımız oldu. Umuyorum ki önümüzdeki yıl daha da iyi olacak. Katılımcılarımız FIATA Diploması ile birlikte İTÜ Lojistik Uzmanlık Sertifikası almaya hak kazandı” dedi. FIATA Diploma Eğitimi’nin içerik itibariyle diğer lojistik eğitimlerinden ayrıldığını vurgulayan Baskak, sektörün eğitime ilgisinden ve katılımcıların geri dönüşlerden duydukları memnuniyeti de ifade etti.

‘EĞİTİM HER ZAMAN ÖNCELİKLERİMİZ ARASINDA YER ALDI’

Konuşmasına mesleki eğitimlerin profesyonel iş hayatındaki önemine değinerek başlayan FIATA Kıdemli Başkan Yardımcısı Turgut Erkeskin , “Lojistik sektörünün, dünya çapındaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan FIATA, Viyana’da kurulduğu yıl olan 1926’dan bu yana, sektörün gelişimi için faaliyet gösteren bir kuruluş. Her yıl küresel bir dünya kongresi düzenleyen ve paydaşlarının, sektöre ilişkin sorunları, gelişmeleri ve öngörüleri tartışabilmesini sağlayan FIATA; aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in pek çok kuruluşunda; Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı UNCTAD’ta ve BM Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu’nda danışman olarak yer alıyor. FIATA ayrıca, kurulduğu günden bu yana, lojistikte “küresel çapta bir sektör standardı” oluşturmak için çalışıyor ve bu hedef doğrultusunda çeşitli belgeler, formlar oluşturuyor. Geçmişte, uluslararası borsaların kolaylaştırılmasına büyük katkıda bulunan bu belgeler, artık dünyada ‘gelenek ve güven’i temsil ederken; gelecekte de dünya ticaretinde çok önemli araçlar olmaya devam edecek. Türkiye’de ise üyesi UTİKAD aracılığıyla, sizlerin de katıldığı bu eğitim programını uyguluyor” dedi.

FIATA Diploma Eğitim Programını tamamlayan katılımcıların da bir anlamda FIATA yapısı içinde yer aldığını belirten Erkeskin,            “Bugünden itibaren, bu köklü kuruluşun verdiği diplomayla birlikte, aslında bir yandan şirketlerinizin gelişimi için çalışmaya devam ederken; bir yandan da en büyük gayesi “lojistikte tüm ülkelerde, hizmet kalitesinin belli bir standarda eriştirilmesi” olan FIATA’nın, bu küresel hayaline de destek veriyor olacaksınız. Sizi rakiplerinizden bir adım ileriye taşıyan ve 150 ülkede geçerli sayılan diplomanızla, artık dünyanının neresine giderseniz gidin, FIATA’nın bu kıymetli misyonunun birer temsilcisi olduğunuzu bileceksiniz. İlginin her yıl artarak sürdüğünü memnuniyetle gördüğüm bu eğitimin, her biriniz için, bundan sonraki sektör yolculuğunuzda, en büyük destekçiniz olmasını diliyorum” diye konuştu. Erkeskin, konuşmasının sonunda FIATA Başkanı Babar Badat’ın selamlarını ve tebriklerini de katılımcılara iletti.

Törenin açılış konuşmaları BIMCO Yönetim Kurulu Başkanı ve İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şadan Kaptanoğlu ve TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal ile devam etti. BIMCO Yönetim Kurulu Başkanı ve İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kaptanoğlu, “Lojistik benim için olmazsa olmaz bir sektör. İş hayatımın her anında lojistik sektörünün önemini vurguladım. Sektörün bu yönde başarıyla gelişimi, uluslararası bir eğitimin ülkemizde UTİKAD tarafından veriliyor olması bizler için ayrıca bir gurur kaynağı. Hepinizi kutluyorum” diye konuştu.

Tedarik zinciri yönetimi ve lojistik sektörü arasındaki sıkı bağa vurgu yapan TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal, “TEDAR ve UTİKAD arasında son bir yılda önemli iş birlikleri için adımlar atıldı. Bu adımların sektörlerimiz açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz. TEDAR Başkanı olarak FIATA Diploma Eğitimi Programı kapsamında bu yıl ilk kez katılımcılarla buluşma şansımızda oldu. UTİKAD’ın değerli Başkanı Emre Eldener’in dersine konuk katılımcı olarak katıldım. Bu noktada FIATA Diploma Eğitimi’nin ne kadar başarılı bir program olduğunu bizzat deneyimledim. Tüm katılımcıları yürekten kutluyorum” dedi.

‘HEPİMİZ İÇİN ÇOK GÜZEL BİR GÜN’

UTİKAD önceki Başkanlarından ve FIATA Onur Üyesi Kosta Sandalcı da törenin açılışında düşüncelerini katılımcılar ile paylaştı. Uzun yıllardır FIATA’da görev aldığını belirten Sandalcı, “Bu eğitimin Türkiye’de UTİKAD çatısı altında veriliyor olması benim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Bu değerli eğitimin tüm katılımcılara büyük fayda sağlayacağına inanıyorum” diye konuştu.

Açılış konuşmalarını ardından UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener, törene katılım sağlayan FIATA Diploma Eğitimi eğitmenleri, Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Bölümü Dr. Öğretim Görevlisi Atiye Tümenbatur, UTİKAD Yönetim Kurulu Eski Üyesi ve Eski Genel Sekreteri Arif Davran, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve MNG Havayolları Yer İşletme Başkanı Serkan Eren, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Armada Denizcilik Lojistik Hizmetleri Genel Müdürü Cihan Özkal, Eğitmen ve Danışman Ahmet Aytoğan, UTİKAD Risk Yönetimi Müdürü Pınar Kapkın, SCHENKER ARKAS İstanbul Şube Müdürü Mahfi Kızılkaya, TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal ile UTİKAD’ın Önceki Başkanlarından ve FIATA Onur Üyesi Sayın Kosta Sandalcı’ya ‘Teşekkür Belgeleri’ni verdi. FIATA Diploma Eğitimi’ne eğitimci olarak da katkı sağlayan UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener ise ‘Teşekkür Belgesi’ni, Kosta Sandalcı’dan aldı.

SERKAN EREN “YILIN EN İYİ EĞİTMENİ” SEÇİLDİ

Bu yıl mezuniyet töreninde bir ilk daha yaşandı. Dönem içerisinde her eğitimden sonra katılımcılardan alınan eğitmen değerlendirmeleri sonucunda ‘Yılın En İyi Eğitmeni’ belirlendi. UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve MNG Havayolları Yer İşletme Başkanı Serkan Eren, FIATA Diploma Eğitimi’nin 2018 – 2019 eğitim döneminde en yüksek puanı alarak “Yılın En İyi Eğitmeni” sertifikasının sahibi oldu. Katılımcıların yoğun alkışları arasında sahneye gelen Eren, sertifikasını UTİKAD Başkanı Emre Eldener’den aldı.

‘ÇOK KIYMETLİ BİR EĞİTİMİ TAMAMLADIĞIM İÇİN MUTLUYUM’

Mezunlara ise diplomalarını UTİKAD Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri, UTİKAD Eski Başkanları Kosta Sandalcı ve Ayşe Nur Esin, UTİKAD Yönetim Kurulu Eski Üyesi ve Eski Genel Sekreteri Arif Davran ile UTİKAD Genel Müdürü Cavit Uğur verdi. Diplomaların sahiplerini bulmasının ardından FIATA Diploma Eğitimi’ni birincilikle tamamlayan ProSMT Elektronik firması Lojistik Müdürü Nalan Akbaş Sonkaya duygularını dile getirdi. Sonkaya; “Kendimi geliştirmek adına araştırma yaparken karşılaştığım FIATA Diploma Eğitimi’nin kariyerim için büyük bir şans olduğuna inanıyorum. Bu kadar kıymetli bir eğitimim ülkemize taşıyabildikleri için başta UTİKAD ve İTÜSEM olmak üzere lojistik sektörünün yetkin isimlerini ve eğitmenlerimizi kutluyorum. Bu eğitimi tamamladığım için gerçekten çok mutluyum” dedi.

Mezuniyet kutlaması, törenin ardından gerçekleşen kokteyl ile son buldu.

Open Event

Gelecek Nesillerin Ofisi, Petrol Ofisi

Akaryakıt sektörünün geleneksel lideri Petrol Ofisi, bayilerinin üniversite öğrencisi çocuklarına sıra dışı bir eğitim verdi. Şirketin üst düzey yöneticilerinin tam kadro katıldığı “Gelecek Nesillerin Ofisi” başlıklı bir günlük eğitimin sonunda, bayi çocukları belki de ileride kendilerinin yönetecekleri, hayallerindeki gelecek yılların istasyonlarını tasarladı.

Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper, “Gelecekte işlerimizi teslim alacak gençlerle, eşine az rastlanan bu tarz bir eğitimle bir arada olmaktan çok mutluyuz. Onların bayrağımızı daha da yukarılara taşıyacağından hiç şüphe duymuyoruz” dedi.

Akaryakıt sektörünün geleneksel lideri Petrol Ofisi, pazar liderliğinin yanında sektör liderliği ile de sektöre öncülük etmeye devam ediyor. Petrol Ofisi, bu defa bayilerinin üniversite öğrenimlerine devam eden çocuklarına yönelik daha önce uygulanmamış bir eğitim gerçekleştirdi.

Petrol Ofisi’nin tüm üst düzey yöneticilerinin de katıldığı, “Gelecek Nesillerin Ofisi” başlıklı bir günlük eğitimin açılış konuşmasını Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper yaptı. Tüm direktörlerin kısa konuşmalarının ardından Petrol Ofisi CMO’su Beril Alakoç, ‘Petrol Ofisi Nesilden Nesile’, ‘Markanın Gücü’, ‘Networking’, ‘Tüketicilerin İstasyonlardan Beklentileri’ başlıklı bir konuşma yaptı. Petrol Ofisi CHRO’su Neslihan Yalçın’ın ‘Küresel Trendler’ başlıklı konuşmasının ardından günün ikinci yarısında Petrol Ofisi yöneticilerinin liderlik ettiği vaka çalışmaları yapıldı ve yaratıcı fikirler Petrol Ofisi yönetimi ile paylaşıldı.

“Gelecek Nesillerin Ofisi” eğitimleri devam edecek

Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper, son iki yıldır, stratejisinden organizasyonel yapısına, kurumsal kimlikten ürünlerine kadar çok yönlü ve önemli bir gelişim süreci yönettiklerini kaydederek şunları söyledi: “Böylesine büyük ve önemli bir yapıda tüm kulvarlarda eş zamanlı çok hassas çalışmalar yürütüyoruz. İki yıllık bu gelişim ve dönüşüm döneminin tüm Petrol Ofisi Ailesi’nde çok olumlu yansımaları oldu. Bu başarının gelecek nesillere aktarılması da bugün yakaladığımız ivmenin güçlenerek devam etmesi için ön koşuldur. Gelecekte işlerimizi teslim alacak bayilerimizin üniversitelerde okuyan çocukları ile, eşine az rastlanan bu tarz bir eğitimle bir arada olmaktan çok mutluyuz. Onların bayrağımızı daha da yukarılara taşıyacağından hiç şüphe duymuyoruz. İlerleyen dönemlerde de devam edecek ‘Gelecek Nesillerin Ofisi’ programı ile tüm bayilerimizin çocukları ile bir araya gelmeyi hedefliyoruz.”

Open Event

Otonom Taşımacılığa Giden Yolda Önemli Adım

Ford Otosan ve AVL’nin ortak Ar-Ge iş birliği kapsamında başlattığı “Platooning-otonom konvoy” projesinin testleri Ford Trucks’ın yeni çekicisi F-MAX üzerinde gerçekleştirildi. TIR’lar birbirine sanal olarak platooning teknolojisini kullanarak bağlandı ve birbirini yakın mesafeden takip eden bir konvoy şeklinde yola çıktı. Platooning’in başlangıç testlerini başarıyla tamamlayan Ford Trucks araçları ile Ford Otosan ve AVL Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.

Ford Otosan ve AVL’nin ortak Ar-Ge iş birliği kapsamında başlattığı ‘Platooning-otonom konvoy’ projesinin ilk geliştirme aşaması başarıyla tamamlandı. Geçtiğimiz yıl başlayan projenin çıktılarının kamyon taşımacılığını tekrar şekillendireceği öngörülüyor.

Konvoy şeklinde ve otonom halde yola çıkan iki Ford Trucks çekicisi, yapılan ilk denemelerde mesafeleri başarıyla kat etti. Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda düzenlenen platooning teknolojisi lansmanına katılan Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Burak Gökçelik ve AVL Başkan Yardımcısı Rolf Dreisbach, ‘Platooning’ teknolojisini başarılı bir iş birliği ile Türkiye’de geliştirmekten ve test etmekten duydukları mutluluğu dile getirdi. “Platooning” teknolojisi Ford Otosan Ürün Geliştirme ile AVL’nin Türkiye ve Regensburg-Almanya’daki mühendislik ekiplerinin iş birliği ile geliştiriliyor.

Gökçelik: “Otonom taşımacılığın gerçekleştirilmesi için önemli bir temel teşkil edecek”

Ağır ticari taşımacılıkta otonom sürüş teknolojisinin kullanımı adına AVL ile birlikte kilometre taşı niteliğinde bir süreci geride bıraktıklarını ifade eden Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Burak Gökçelik, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl AVL ile güçlerimizi birleştirerek, ‘Platooning – Otonom Konvoy’ teknolojisi geliştirmek amacıyla çalışmalarımıza başlamıştık. Bugün, otonom kamyonlar üzerinde çalışan, bu alana yatırım yapan ve en önemlisi gösterimini yapabilecek bir prototip ürüne sahip olan dünyadaki sayılı kamyon üreticilerinden biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Donanım, yazılım ve simülasyon testlerini başarı ile gerçekleştirdiğimiz bu teknolojiyi artık yolda da test ediyoruz.  Ülkemizde bir ilk olan bu proje, Türkiye’de otonom araç geliştirme faaliyetlerine öncülük edecek. İlk aşaması tamamlanan Ar-Ge iş birliği projemizde, ağır ticari araçlar alanında kaydettiğimiz gelişmeler, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada otonom taşımacılığın hayata geçirilmesinde bir temel teşkil edecek. Bu Ar-Ge projesi karbon emisyonunun ve yakıt tüketiminin azalmasına, yol güvenliğinin artmasına ve akılllı ulaşıma olanak sağlayacak.  Projenin sonraki safhalarında ve uzun vadede “SAE-Seviye 4” Otonom sürüş fonksiyonlarını geliştirmeyi ve Uçtan-Uca (Hub-to-Hub) Otonom Otoban Taşımacılığını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz”

Tüm bu çalışmaların Ford Trucks markasının dünya çapında rekabet gücünü artıracağını belirten Gökçelik, “Ford-Otosan olarak otonom araç teknolojileri alanındaki yatırımlarımız ve geliştirme faaliyetlerimiz, otonom sürüş konusundaki yerli bilgi birikimimize katkı sağlamakta ve bu teknolojiler üzerinde çalışan tecrübeli bir mühendis kadrosu yaratarak bu alanda küresel entegrasyonu sağlamaktadır. Bizim için birinci öncelik her zaman yetenekli mühendis iş gücüne yatırım yapmak olmuştur. Yaptığımız bu yatırımların meyvesini yakın zamanda Avrupa’da ‘2019 Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü’nü (ITOY) alan F-MAX ile topladık. Şimdi ise bu yatırımın başka bir sonucunu, otonom araç teknolojilerinde kaydettiğimiz ilerleme olarak hep beraber görüyoruz. Bu çalışmalar, kesinlikle, küresel arenada Ford Trucks araçlarının rekabet gücünü arttıracaktır” dedi.

Dreisbach: “İşbirliğimiz ağır ticari araçlara otonom teknolojilerin kazandırılmasında öncülük edecek”

Platooning teknolojisinin sağlayacağı faydalardan ve sistemin işleyişinden bahseden AVL Başkan Yardımcısı Rolf Dreisbach, yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti:

“Ford Otosan ve AVL gibi sektöründe iki önemli firmayı buluşturan “Platooning – Otonom Konvoy” projesi ekiplerimizle birlikte içinde olmaktan mutluluk duyduğumuz bir proje. Bu iş birliği çerçevesinde yürütülen proje ile araçların otonom sürüş seviyelerinin artırılmasını ve en sonunda sürücüye dahi ihtiyaç duymayacak düzeye ulaşmasını hedefliyoruz. Platooning-otonom konvoy teknolojisinin toplam sahip olma maliyetini azaltma ve yakıt tasarrufu sağlama gibi faydaları bulunmaktadır. Belirtilmesi gereken bir nokta da tüm otonom sürüş seviyelerinde uygulanabilecek güvenlik artışıdır. Halihazırda, projenin birinci aşamasında direksiyon, gaz ve fren kontrolü otoban koşullarında otonom olarak yönetilmiştir; fakat şimdilik sürücünün yolu izlemesi ve beklenmedik bir durumda aracın kontrolünü ele alması gerekiyor. En nihayetinde ise tüm sistemin sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan çalışmasını hedefliyoruz. Bu, otonom sürüşe geçişin, taşımacılığı daha düşük maliyetli ve güvenli hale getirmesi ve sürücü eksikliğine bir çözüm olması anlamına geliyor.

Platooning modunda ilerleyen filo, trafiği engellemenin aksine, trafik akışını düzenleyecek ve kamyonların birbirini yakın takip etmesi sayesinde otoyolların araç kapasitesini arttıracak. Konvoya ait olmayan araçların sollama yapabilmeleri veya otoyol çıkışlarını kullanabilmeleri için, konvoydaki araçlar otonom olarak aralarındaki mesafeyi artıracak ve araya girmek isteyen araçlara müsaade edebilecek. Ek olarak, platooning sayesinde araçlar birbirini çok yakından takip edebilecek ve maruz kaldıkları ortalama rüzgar direncinin azaltılması ile yakıt tasarrufu sağlanabilecek”
Rolf Dreisbach, AVL’nin 70 yılı aşan bilgi birikiminin, bu projede etkin şekilde kullanıldığını belirterek, “AVL, güç aktarım sistemleri geliştirilmesindeki liderliğini ve global mühendislik gücünü, son yıllarda elektrifikasyon ve ADAS/AD sistem uygulamaları alanında yeni teknoloji geliştirme süreçlerinde de kullanmaktadır. Bu doğrultuda AVL Regensburg ekibi otomotiv standartlarında fonksiyon geliştirmedeki küresel uzmanlığı ile, AVL Türkiye ekibi de otonom sürüş fonksiyonları geliştirme konusundaki uygulamalı deneyimi ile bu iş birliğine katkıda bulunmuştur. Otomotiv sektörünün diğer alanlarında mükemmelleştirdiği güvenli ve geriye dönük takip edilebilir yazılım geliştirme becerilerini, bu proje kapsamında diğer otonom sürüş teknolojilerinde olduğu gibi başarıyla uygulamıştır. Burada geliştirilen bilgi birikimi ve edinilen tecrübe, diğer proje ortaklıklarında da aktif fayda sağlayacak’’ açıklamasını yaptı.

Open Event

DHL Express’e gümrükte Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası

DHL Express, Ticaret Bakanlığı tarafından verilen, şirketlere gümrük işlemlerinde kolaylık ve imtiyazlar getiren, uluslararası geçerliliğe sahip “Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası”na sahip ilk uluslararası hızlı hava taşımacılığı şirketi oldu.

İstanbul, 16 Eylül 2019: Dünyanın lider uluslararası hızlı hava taşımacılığı şirketi DHL Express, Ticaret Bakanlığı’na bağlı Gümrük ve Dış Ticaret Müdürlüğü tarafından yalnızca mevzuat uyarınca belirtilen koşulları yerine getiren güvenilir şirketlere verilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası’nın (YYS) sahibi oldu.

“Authorized Economic Operator” (AEO) adıyla uluslararası geçerliliğe de sahip bulunan sertifika, gümrük yükümlülüklerini yerine getiren, kayıt sistemi düzenli ve izlenebilir olan, mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunan, kendi oto kontrolünü yapabilen firmalara veriliyor.

İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Yalçın Özden’in takdim ettiği sertifikayı DHL Express Türkiye adına Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Tonguç aldı.

Mustafa Tonguç, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Hızlı hava kargo taşımacılığı sektöründe bu sertifikaya sahip ilk ve tek şirket olarak, gümrük nezdinde emniyet ve güvenilirlik, izlenebilirlik, bilgi ve belgeye erişebilirlik gibi bazı koşulları sağladığımızı belgelemiş olduk. Ticaret Bakanlığı ve Gümrük Müdürlüğü’nün şirketimize gösterdiği güvenden büyük gurur duyduk. Sertifikanın şirketimize ve çalışanlarımıza yeni sorumluluklar da getirdiğini biliyoruz. Buna uygun olarak tüm gümrük süreçlerinde prosedürlere her zaman olduğu gibi tam uyum sağlamaya büyük özen gösteriyoruz. Bu sertifikayı Gümrük Müdürlüğü ile iş birliğimizin daha da ileriye taşınmasında önemli bir adım olarak görüyor, önümüzdeki dönemde daha da yakın çalışma fırsatı bulacağımıza inanıyoruz” dedi.

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası hakkında

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 5/A maddesine istinaden düzenlenen Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası, ticareti ve gümrük işlemlerini kolaylaştırma hedefi kapsamında Serbest Bölgeler dahil Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik, en az 3 yıldır faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına veriliyor. Halihazırda bu sertifikaya sahip yalnızca 450 şirket bulunuyor.

Open Event

Karayolu Taşımacılık Sektörünün Deniz İle İmtihanı: Bir Küçük RORO Meselesi

Türkiye’nin coğrafi konumunu düşününce üç tarafı denizler ile çevrili harika bir yarımada ile karşılaşmaktayız. Coğrafyamızın bize bahşettiği bu güzel konum, deniz merkezli taşımacılık faaliyetleri açısından da engin fırsatlar sunmaktadır. Buna karşın ülkemizde denizyolu taşımacılığının toplam taşımacılıktan aldığı paya bakıldığında coğrafyanın getirdiği üstünlüğün tam olarak kullanılamadığı açıktır.

Denizyolu taşımacılığının sorunları, çözüm önerileri, yapılması gerekenler başka birçok yazının esas konusu olabilecektir. Bu yazımız ise uluslararası karayolu taşımacılığımızın rekabet üstünlüğü sağlamasında her geçen gün daha kritik hale gelen RORO taşımacılığı üzerine olacaktır. RORO taşımacılığının ülkemizin şartları düşünüldüğünde öncelikli misyonunun uluslararası karayolu taşımacılarının Avrupa’ya yaptıkları seferlerde sınır geçişlerinde yaşadıkları kronik sorunların yarattığı olumsuz durumları ortadan kaldırmak olduğu söylenebilir.

UN RORO(DFDS) uzun yıllar uluslararası nakliyeciler için bu misyonu yerine getirmiş daha sonra Ekol lojistik bünyesinde başlayan RORO taşımacılık faaliyetleri de sektörün RORO taşımacılığı ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynamıştır. Uluslararası nakliyeciler RORO taşımacılığındaki rekabet ortamının getirdiği fiyat düşüşlerinden, Karadeniz ve Akdeniz’de açılan yeni hatlardan, yükselen hizmet kalitesinden sonuna kadar yararlanmışlardır.

Güzel olan hiçbir şey sonsuza kadar sürmez yaklaşımını doğru kılarcasına RORO taşımacılığındaki olumlu gelişmelerde zamanla olumsuza dönmüştür. Rusya ile yaşanan siyasi krizler Karadeniz üzerindeki RORO hatlarının işlerliğini sekteye uğratmıştır. Bunun dışında Ekol lojistiğin RORO taşımacılığı faaliyetlerini eskiye oranla küçültmesi, sektörün en büyüğü konumunda yer alan UN RORO (DFDS) firmasının yabancılar tarafından satın alınması sonuçları itibariyle uluslararası lojistik sektöründe ciddi gelişmelere yol açmıştır.

Uluslararası lojistik sektörü açısından hissedilen ilk negatif etki, RORO taşımacılığı hizmetine ulaşmada yaşanan büyük problemlerdir. Bedelini ödemeye razı olmalarına karşın birçok uluslararası nakliyeci araçlarını yer yokluğundan gemilere teslim edememektedir. Özellikle KOBİ statüsünde bulunan firmaları zorlayan bu durum, büyük nakliyecilerin hizmet alımında öncelikli kabul edildiği iddialarını gündeme getirmiştir. İddialar her ne kadar su götürse de hizmet sunumunda kapasite kaynaklı sıkıntı yaşandığı bir gerçektir.

Uluslararası nakliyeciler için hizmete ulaşmak da yeterli olmamak da yükselen RORO hizmet bedelleri de firmaların kârlılığı üzerinde olumsuz etkiler göstermektedir. Gidiş-dönüş 2000 Avro seviyelerindeki fiyatlar uluslararası nakliyeciler açısından fazla bulunmaktadır. Elbette UN RORO (DFDS) bu fiyat seviyesinin gerekliliğini kendince açıklayabilir ancak RORO taşımacılığının tekelleşen piyasa yapısının da  fiyatlara etkisi olmadığı söylenemez.

Uluslararası nakliyecilerin bir diğer sorunu ise UN RORO (DFDS)’nun şirket yapısına ilişkindir. Nakliyeciler UN RORO (DFDS) ‘ya ilettikleri meselelerde karar alma noktasında sürekli yurtdışı merkezden cevap beklenmesinin meselelerin çözümünü geciktirdiği hatta bazen imkansız hale getirdiğinden yakınmaktadırlar.

Uluslararası nakliyecilerin RORO taşımacılığına ilişkin iddia ve sorunlarını kısmen paylaşarak bir elçi edası ile hareket ettiğimiz bu yazıda, tarafları karşı karşıya getirmekten ziyade devletimizin hakemliğinde karşılıklı konuşulacak bir masanın kurulmasının temel arzumuz olduğunu belirtmek isterim. RORO taşımacılığı uluslararası lojistik sektörü açısından tartışmasız stratejik önemde bir faaliyettir. Bu sebeple RORO hizmeti ne kadar kaliteli, hızlı, uygun maliyetli ve yeni liman seçenekleriyle lojistik sektörünün kullanımına sunulabilirse işin sonunda bütün tarafların kazançlı çıkacağı bir ticari ortamın oluşacağı açıktır.

Dr.Öğr.Üyesi Celil Durdağ

Beykoz Üniversitesi

Makale Organizasyonunu Yapan;

Proje Geliştirme Koordinatörü,  Ayşe KARAKAYA,

Lojistikcilerinsesi.biz

Open Event

UTİKAD Bu Yıl Sektörü “İLERİ’ye” Dönüştürecek

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, sektörün geleceğine yön vermek için yine kolları sıvadı. 2018 yılında UTİKAD Zirve 2018-Geleceğin Lojistiği ile lojistik sektörünün geleceğine ışık tutan UTİKAD, lojistikçileri ve sektör paydaşlarını 2019 yılının tüm dünyada öne çıkan kavramı ‘dönüşüm’ ile buluşturuyor.

“UTİKAD Zirve 2019-İleri’ye Dönüşüm”, 10 Ekim 2019 tarihinde Elite World Europe Otel’de gerçekleşecek. Lojistik sektörünün ve lojistik sektörü ile bağlantılı tüm sektörlerin yakın gelecekte geçireceği ileriye dönüşüm tüm yönleriyle bu zirvede ele alınacak.

UTİKAD’ın 19 Eylül 2018 tarihinde düzenlediği Geleceğin Lojistiği Zirvesi’nin devamı niteliğini taşıyan İleri’ye Dönüşüm Zirvesi’ne ürünlerin mevcut halinin üzerinde değişiklikler yapılması ile yeni bir işlevsellik ve görsellik kazandırılmasını hedefleyen İleri Dönüşüm (upcycle) kavramı ilham veriyor.

İleri Dönüşüm her ne kadar materyallere uygulanıyor olsa da yapay zeka, robotik girişimler, nesnelerin interneti, arttırılmış gerçeklik gibi teknolojik gelişmeler tüm sektörleri mevcut iş modellerinde katma değer yaratacak değişimlere zorluyor.

Bir başka deyişle teknoloji büyük bir hızla geleceği şekillendirirken uyum sağlayabilmek için lojistik firmalarından tedarik zinciri yönetenlere, üreticilerden tüketicilere kadar ileri dönüşüm gerekiyor. UTİKAD Zirvesi 2019’da ileri’ye nasıl dönüşüleceği ve bu dönüşüm dalgasından nasıl etkilenileceği konuşulacak.

Zirvede ayrıca fuaye alanında stantların yanı sıra anaokulu ve ilkokul düzeyindeki öğrencilerin ürettikleri eserlerin yer alacağı İleri Dönüşüm Çocuk Sergisi ile lise ve üniversite düzeyindeki gençlerin ürettikleri robotların yer alacağı Robotik Nesil İnovasyon Alanı’na yer verilecek.

UTİKAD, başta üyeleri olmak üzere lojistik sektörünün iddialı oyuncularını ve tüm paydaşlarını UTİKAD Zirve 2019 – İleri’ye Dönüşüm’e davet ediyor. Geri’de Kalmamak İçin İleri’ye Dönüşüm Zirvesi’nde Yerinizi Şimdiden Ayırtın!

Bu sıra dışı ve fark yaratacak zirveye sponsor olarak katkı sağlamak ve zirvede yer almak isteyen üyelerimiz UTİKAD Kurumsal İletişim Müdürü Nilgün Tahmaz ve UTİKAD Proje ve Bilgi Yönetimi Müdürü Tuğba Bafra ile iletişime geçebilir.

Nilgun Tahmaz İletişim Bilgileri:            Tuğba Bafra İletişim Bilgileri:

E-Posta:nilgun.tahmaz@utikad.org.tr        E-Posta: tugba.bafra@utikad.org.tr
Telefon: 0212 663 62 61 Dah: 115            Telefon: 0212 663 62 61 Dah: 120

Open Event

Ağır Ticari Araç Pazarında Düşüş Ağustos Ayında da Devam Etti

Ağır ticari araç pazarı 2019 yılında daralmaya devam ediyor.

Ağır ticari araç satışlarındaki düşüş devam etti. 2019 yılı Ocak-Ağustos arası toplam pazarda 3.867 adetlik satış gerçekleşti. 2018 yılının aynı dönemine göre Pazar yüzde 58 daraldı. Ağustos ayında gerçekleşen toplam 295 adetlik satışın 189 adedi kamyon, 106 adedini ise çekici oluşturdu.

“Sektörümüz de teşvik bekliyor”

TAİD Başkanı İlhami Eksin, ekonomik çıkış başladığında ilk etkilenen sektörlerin başında yer aldıklarını belirtirken “Yılsonu beklentimiz yaklaşık 6 bin adet. Ötelenmiş bir talep olduğunu görüyoruz ve bunun uzun süre beklemeyeceğini tahmin ediyoruz. Sektörün uzun vadeli çıkışı, ekonominin orta ve uzun vadede toparlanması ile olacaktır. Türkiye ihracatı büyüme trendi içinde. İhracat arttıkça nakliye firmalarımızın Avrupa’ya olan taşımaları arttı. Ancak iç talepteki daralma nedeniyle bu tırlar dönüşte yük bulma sıkıntısı yaşıyor. Sektör olarak biz de teşvik bekliyoruz. Sağlanacak çeşitli teşviklerle ötelenmiş talebin pazara kazandırılması sayesinde ağır ticari araç pazarında 2020 yılında yükseliş görebiliriz” açıklamasında bulundu.

Open Event

Yılın en yaratıcı paket tasarımları belli oldu

Photo by Klaus Ranger Fotografie (www.klausranger.at)

Perakende dünyasında ürün kadar ambalaj da tüketicinin kararını etkiliyor. Gıda ve tüketici ürünleri şirketleri hem yaratıcı hem de çevreci ambalajlarla yarışıyor. Dünyanın en yeni ürün ambalajlarına ev sahipliği yapan FESPA, yılın en iyi ürün paketlerini sıralıyor…

Son yıllarda ürün paketlemesi, tasarımları ve kullanılan malzemeler perakende dünyasında daha önemli bir konuma geldi. Markalar market rafları içerisinde ürünlerinin görünürlüğünü artırmak ve tüketiciyi kendine çekebilmek için yarışa girdi. Tasarımın yanında çevre faktörü de paketlerde kullanılan malzemeleri değiştiriyor. Markalar karton, oluklu ve etiket gibi kâğıt bazlı ambalaj ürünlerinden, cam, alüminyum ve plastiğe kadar olabildiğince sürdürülebilir ambalajlar sunuyor.

Dünyanın en büyük baskı sistemleri fuarı olarak ambalaj dünyasındaki tüm yeniliklere ev sahipliği yapan Global Baskı Federasyonu FESPA, yılın en iyi ambalaj uygulamalarını sıraladı:

1 – İçi görünen ambalaj

Tasarımcı: Mondi Kenobel

Mondi Group’un bir parçası olan Türk ambalaj üreticisi Mondi Kalenobel, dondurma devi Oexmann için zorlu bir projeye imza attı. Mondi Kenobel, tüketicilerin paketinin içerisini görmelerini sağlayan plastik pencereli dondurma ambalajları üretti.

2 – Domates meyve mi sebze mi?

Tasarımcı: Kraft Heinz

Küresel gıda markası Kraft Heinz, 2018 yılında sınırlı sayıda şişeyi tanıtarak Dünya Domates Günü’nü kutlarken, bir domatesin meyve mi yoksa sebze mi olduğu konusunda bir tartışma başlattı. Tasarımlardan birinde “Domates Meyvelerinden Üretilen Ketçap” diğerinde “Domates Sebzelerinden Yapılan Ketçap” yazıyordu. Kim kazanır? Seçimi tüketicinin kararına bıraktı…

3 – İlk yüzde 100 geri dönüşümlü şişe

Tasarımcı: Danone / Aqua d’Or

Danone’a ait Aqua d’Or, Danimarka’da %100 geri dönüştürülmüş petten yapılmış baskılı bir şişeyi geliştiren ve piyasaya süren ilk içecek şirketi oldu.

4 – Tekrar kullanılabilen paket

Tasarımcı: Nestle / Loop

Nestle, Häagen-Dazs marka ürünleri için Loop firması ile ortak bir projeye imza atarak ambalajları yeniden kullanılabilir hale getirdi. Hazırlanan ambalajı tekrar toplayan Loop firması ambalajları tekrar temizleyip bir dahaki sefere tekrar kullanılabilir duruma getiriyor.

5 – Plaj çöplerinden şampuan

Baskı Merkezi: Procter & Gamble

Tüketici ürünleri devi Procter & Gamble, şampuan markası Head & Shoulder için %100 geri dönüşüm malzemeden üretilen yeni bir şişe tasarladı. Ambalaj denizdeki plastik atıklardan üretildi.

6 – Adım adım kullanım kılavuzu

Tasarımcı: Precipice Design

Precipice Design, bu ürünle global bir tasarım yarışmasında en büyük ödülü kazandı. Ürün ambalajı, insanların inhalatörlerini (solunum aleti) daha etkili kullanmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış bir ürün olan Mundipharma’dan k-haler cihazı için hazırlandı. Ambalajda, cihazın nasıl kullanılacağı hakkında adım adım basılmış bir kılavuz bulunuyor.

7 – Makyaj artisti kutunun içinde

Tasarımcı: Birchbox

Müşterilerine çok sayıda makyaj ürünü sunan Birchbox, yaratıcı ambalaj tasarımlarıyla tanınıyor. Bu yenilikçi tasarım sadece dışarıdan iyi görünmekle kalmıyor, aynı zamanda içeride zekice bütünleşmiş bir aynaya sahip oluyor, böylece müşterileri hemen makyaj yapabiliyor.

Open Event