2.2 C
İstanbul
Perşembe, Ocak 20, 2022
Ana Sayfa Blog

ÖZKA, YÜKSEK VERİMLİLİK SAĞLAYAN AGROLOX’U SATIŞA SUNDU

Zirai ve iş makineleri sektörüne güçlü üretim altyapısı ve geniş ürün gamı ile öncülük eden yerli ve milli marka ÖZKA Lastik, ürün gamını Agrolox deseni ile genişletti. ÖZKA Lastik Ar-Ge ekibi tarafından üstün özelliklerle tasarlanan Agrolox; yüksek dayanımlı, daha verimli ve korunaklı olmasının yanı sıra artırılmış çekiş gücü ile de güçlü bir alternatif olarak ürün gamına eklendi.

Üç katmanlı bar yapısı sayesinde delinme ve yırtılmalara karşı yüksek dayanımlı olan, yeni ve çift katmanlı özel deseni ile yüksek verimlilik sağlayan, artırılmış diş bloğu sayesinde maksimum korumalı Agrolox ürünü, traktör arka lastiği olarak kullanılan 520/70 R38 ebadıyla satışa sunuldu. Yenilenen omuz bölgesiyle çatlama ve katlanmalara karşı da korumalı olan yeni ürün gamı, özel deseni sayesinde kendi kendini temizleyebilme özelliğine de sahip. AGRO10 ile benzer ebatlarda üretilecek olan Agrolox ürün gamı, zirai araçlar için daha üst segment bir seçenek yaratıyor. Radyal traktör lastikleri arasında yerini alan Agrolox deseni, tüm ebatlarıyla birlikte iki çeker traktör, dört çeker traktör, biçerdöver ve ilaçlama makinesi gibi araçlarda kullanılarak hem yolda hem arazide üstün performans gösterebiliyor.

Türkiye’nin gururu ÖZKA Lastik dünya markası olma yolunda

Kanık Şirketler Grubu bünyesinde 1991 yılında faaliyetlerine başlayan ve Kocaeli’nde yaklaşık 200.000 m2’lik alanda 3 ayrı fabrika ve depoya sahip olan ÖZKA Lastik, her geçen yıl artan üretim kapasitesi ve genişleyen satış & dağıtım ağı ile büyümesini sürdürüyor. Üretiminin 65%’ini dünyada 80’den fazla ülkeye ihraç eden ÖZKA Lastik’in en çok ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında Amerika, Almanya, İtalya, İspanya, Polonya, Rusya, İngiltere, Fransa, Romanya, Sırbistan, Mısır, Fas, Cezayir ve Tunus yer alıyor. Marka, 2022 yılı itibarıyla Meksika, Brezilya ve Güney Afrika pazarlarında da ihracatını artırmayı hedefliyor.

DHL, iş gücünde dijitalleşme ve dönüşümün kilit unsurlarına dikkat çeken “Lojistikte İşin Geleceği” Trend Raporu’nu yayınladı

Lojistik ve tedarik zinciri sektöründen 7 bini aşkın profesyonel, karşılaştıkları fırsat ve zorluklar hakkında bilgi vererek rapora katkıda bulundu.

  • Yaşlanan iş gücü ve buna bağlı iş gücü sıkıntısı, tedarik zincirlerini küresel ölçekte etkiliyor.
  • Y ve Z kuşağı, daha anlamlı amaçlara hizmet eden, daha az tekrarlayan göreve ve daha esnek çalışma ortamına sahip işler arıyor.
  • Her 10 lojistik çalışanından 9’u teknolojinin son 5 yılda yaptıkları iş açısından faydalı olduğuna ve önümüzdeki 10 yılda da böyle olmaya devam edeceğine inanıyor ancak %50’den fazlası teknolojiyi hala potansiyel bir tehdit olarak görüyor.
  • COVID-19, pek çok sektörün yeni çalışma düzenini ve uzaktan çalışma teknolojilerini hızla benimsemesine neden olarak önemli bir değişime yol açtı.

Bonn – Son yayınladığı Lojistikte İşin Geleceği Trend Raporu’nda DHL, lojistik çalışanlarının rolleri, sorumlulukları, sistemleri, çalışma takvimleri, araçları ve ortamları bağlamında çalışma konseptinin önümüzdeki on yıl içinde nasıl değişeceğini irdeliyor. Sektör giderek artan iş gücü sıkıntısı ve yetenekli personeli elde etme savaşlarıyla boğuşurken, kuruluşların başarılı olmak için dijital çağda personeli cezbetmek, elde tutmak, geliştirmek ve motive etmek amacıyla stratejiler belirlemeleri gerekecek. Lojistik ve tedarik zinciri sektöründen 7 bini aşkın profesyonel, karşılaştıkları fırsat ve zorluklar hakkında bilgi vererek rapora katkıda bulundu.

Tarihte ilk kez internet çağına doğanların sayısı, kariyerlerine internet öncesi başlamış olanların sayısını aşmaya başlayacak. Söz konusu genç insanların iş gücüne yoğun katılımı, iş yerlerinde değer değişimi sürecini de hızlandırıyor. Y ve Z kuşakları; sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık, çalışan refahı ve teknolojiyi önceliğine alan çalışma ortamları konularında yeni beklentilerin karşılanması için lojistik sektörüne baskı yapıyor. Djitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ alanlarındaki gelişmelerle birlikte tüm bunlar, dünyanın her yerinde şimdiden iş tanımları, iş yerleri ve tüm sektörler üzerinde kayda değer bir etki yarattı. 

DHL Kıdemli Başkan Yardımcısı ve İnovasyon Birimi Küresel Genel Müdürü Matthias Heutger, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Ankete katılanların 10’da 9’u teknolojinin kariyerlerinde kendilerine yardımcı olduğunu hissetse de yüzde 50’den fazlası Yapay Zekâ ve otomasyonu potansiyel bir tehdit olarak gördüklerini itiraf ediyor. Bu; şirketlerin ve hükümetlerin ileriye dönük şeffaf stratejiler sunarak ve insanları iş hayatının yeni çağına güven duygusuyla yönlendirmek üzere insan-makine ortak çalışma ortamlarındaki başarıyı sergileyerek, endişeleri yatıştırmak için süratli ve iş birliği içinde hareket etmeleri bakımından büyük bir fırsat ve sorumluluk teşkil ediyor.”

Uzmanlar, lojistik sektörünün insan emeğinden tam otomasyona bir anda ve dramatik bir “düğmeye basma” etkisiyle geçeceğini öngörmüyor olsalar da anket katılımcıları 30 yıl içinde giderek daha fazla iş rolünün teknolojiyle rekabet etmek yerine -bazı çalışanların endişelerine rağmen- iş birliği yapacağı kademeli bir değişim süreci yaşanacağını tahmin ediyorlar. Bunun yanı sıra trend raporunun yazarları, tedarik zincirlerine dahil olan bazı bölge ya da ekiplerin diğerlerine göre daha yavaş ya da daha küçük değişimler yaşadıklarını, dolayısıyla da dünyanın farklı noktalarında teknolojilerin eşit bir düzlemde uygulamaya geçmeyeceğini öngörüyorlar.

“2030’a kadar otomasyon oranı yüzde 30-35 olacak”

Deutsche Post DHL Group İnsan Kaynakları Genel Müdürü Thomas Ogilvie, “Dijitalleşme yaşam ve iş yapış biçimlerimizi şimdiden kökünden değiştiriyor. Pandemi, şirketlerin zaten öngörmüş olduğu planların yürürlüğe konmasını hızlandırdı o kadar. 2030’a kadar tüm faaliyetlerin yüzde 30-35’inin otomatize olabileceğini varsayıyoruz. Bununla beraber, ağırlıklı olarak yine insanlar tarafından değer yaratılacağına inanıyoruz” dedi ve ekledi: “Belirli işlerin değişeceğine şüphe yok ama işin kendisi var olmaya devam edecek. Bu bize, yaşam boyu öğrenmenin dijital çağda başarıya giden yolda hiç olmadığı kadar kilit önem taşıyacağını gösteriyor.”

Bu yeni İş Geleceği’ni yaratmak için sadece trendin itici güçlerini değil aynı zamanda iş gücünün ihtiyaç ve endişelerini de anlamak şart. Örneğin, ankete katılanların çoğu yarı zamanlı ya da tam zamanlı olsa da, herhangi bir yerde ofiste çalışmak istediklerini, her 10 operasyon çalışanından 6’sı en az haftada bir gün uzaktan çalışmak istediğini söylerken, ofis çalışanlarında bu oran 10’da 5 oldu. Tedarik zinciri kuruluşları, yeni İK politikaları ve teleoperasyon gibi teknolojiler vasıtasıyla esnek çalışmayı daha erişilebilir kılmanın yollarını düşünmek durumunda.

Pandemi, lojistiğin dijital dönüşümünü hızlandırdı

DHL Consulting CEO’su Sabine Mueller konuya ilişkin şunları söyledi:

“Çalışanlara nasıl hissettiklerini ve ne istediklerini sormak önemlidir. Biz, daha esnek çalışma takvimleri ve ortamları sunmak ve teknoloji sayesinde mümkün hale gelen yeni çalışma yöntemleri geliştirmek için büyük ölçüde bu geri bildirimlerden yararlanıyoruz. Ayrıca, çalışanların gerek işlevsel gerek duygusal olarak önemsenmiş hissetmelerini sağlayan “Moments that Matter” (“Önemli Anlar”) gibi uygulamalara odaklanıyoruz. DHL Consulting, bu rapora katkıda bulunmaktan gurur duyuyor ve dünyanın nasıl dönmeye devam edeceği konusunda derin uzmanlığa sahip global bir lojistik oyuncusu olarak, paylaşabileceğimiz içgörülerden sektörün de yarar sağlayacağına inanıyor.”

Yakın tarih, dijital yıkımın sırasını, ölçeğini ve hızını bilmenin insanlar ve makineler arasında iş birliğine dayalı doğru etkileşimi uygulamaya koymak açısından kilit önem taşıdığını gösterdi. Birkaç hafta içerisinde bir virüs, normalde şirketlerin benimsemesinin yıllar hatta on yıllar alacağı değişiklikleri başlatmayı başardı. Mağazalar ve restoranlar aylar boyunca kapalıyken her gün daha fazla insan online alışverişe yönelince ve geleneksel olarak fiziksel bir faaliyet yeri bulunan işletmeler çevrimiçi ekonomiye katılınca, e-ticaret küresel çapta benzeri görülmemiş düzeyde büyüdü. E-ticaretteki bu büyüme aynı zamanda, yılda verilen milyarlarca siparişin tedarik edilmesine, taşınmasına ve teslim edilmesine yardımcı olmak üzere lojistik iş gücüne talepte de muazzam bir artışa yol açtı. Artan lojistik talebini karşılamak, iş gücü sıkıntısını hafifletmek ve tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmek açısından Covid-19, lojistiğin dijital dönüşümünü büyük ölçüde hızlandırdı. “Lojistikte İşin Geleceği” raporunun tamamını çevrimiçi okuyabilirsiniz.

 Trend Raporu’nun 1. Bölümü dijital ve mobil için optimize edilmiş formatta okunabilir. DHL’in önümüzdeki 10 yıl içinde lojistik sektörünü en çok etkileyecek 29 büyük ticari, teknolojik ve toplumsal trendi incelemek için rehber işlevi gören DHL Lojistik Trend Radarı’nın beşinci sayısına şu adresten ulaşabilirsiniz: www.dhl.com/trendradar.

Borusan EnBW Enerji’ye Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan 80 milyon ABD doları tutarında çevreci ve kapsayıcı kredi

DCIM100MEDIADJI_0019.JPG

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD), 80 milyon ABD doları tutarında kredi sağlayan Borusan EnBW Enerji, sağlanan bu krediyle yenilenebilir enerji yatırımlarına yeni bir ivme kazandıracak. Kredisi kapsamında gençlerin yenilenebilir enerji alanında gerekli becerileri kazanmaları için yeni bir program da hayata geçirilirken işgücü piyasasında yeterince temsil edilmeyen kadınlara yönelik desteğinin de artırılması hedefleniyor. 

Borusan Grup şirketlerinden Borusan EnBW Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD), 80 milyon ABD doları tutarında kredi sağladı. Borusan EnBW Enerji, “çevreci ve kapsayıcı” nitelikte sağlanan bu krediyle yenilenebilir enerji yatırımlarına yeni bir ivme kazandıracak. Bu iş birliği gençlerin yeşil yaka olarak istihdamının artırılmasına yönelik bir kapsayıcılık projesini de içeriyor.

Toplam kurulu gücü 720 MW’a ulaşan ve rüzgâr enerjisi alanında da sektör lideri olarak konumlanan Borusan EnBW Enerji, 2020 yılında da EBRD’den Kıyıköy Enerji Santrali’nin Kapasite Artışı projesi için 37 milyon ABD doları tutarında kredi desteği sağlamıştı.

EBRD ile bu yeni iş birliği, Borusan EnBW Enerji’nin yenilenebilir enerji alanında büyümesine destek verirken, ülkemizin yeşil enerji dönüşümüne de katkı sağlayacak. EBRD kredisi kapsamında Borusan EnBW Enerji, gençlerin yenilenebilir enerji sektöründe istihdamına yönelik ihtiyaç duydukları becerileri kazanmaları için yeni bir programı da hayata geçirecek. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışmalar yürüten şirket, Türkiye işgücü piyasasında yeterince temsil edilmeyen kadınların yenilenebilir enerji sektöründe istihdamının artırılmasına yönelik desteğini artırmayı da hedefliyor.

EBRD Energy Eurasia Direktörü Aida Sitdikova şunları söyledi: “Yeşil gündemini ilerletmek ve Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmek için Türkiye’nin, Borusan EnBW Enerji gibi sürdürülebilir bir finansal temele sahip güçlü, deneyimli yenilenebilir enerji yatırımcılarına ihtiyacı var. EBRD, bu Türk-Alman girişimiyle ortaklığını pekiştirmekten ve yeşil enerji kaynaklarının dağıtımını hızlandırmaktan mutluluk duyuyor.”

Yeşil yaka istihdamın artırılmasına destek verecek

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, bu iş birliğinin yenilenebilir enerji alanında öncü çalışmalara imza atabilmeleri için önemli bir araç olduğunu ifade ederek; “Kurulduğu günden bugüne yenilenebilir enerji sektörünün önemli bir temsilcisi olan Borusan EnBW Enerji, EBRD ile bu iş birliği ile yenilenebilir enerji yatırımlarının sürekliliğini sağlayacak. Kız öğrenciler başta olmak üzere sektörde gençlerin yeşil yaka olarak istihdamının artırılmasına yönelik kapsayıcılık projemize de katkı sağlayan bu iş birliği, iklim, insan ve inovasyon odak alanlarıyla oluşturulan sürdürülebilirlik stratejimize güçlü bir destek verecek” dedi.

Borusan Holding ve Grup şirketleri sürdürülebilirliği iş süreçlerinin temel taşı olarak görüp kapsayıcı bir şekilde ele alırken iklim, insan ve inovasyon odak alanlarında çalışmalarını yürütüyor. Odak alanları kapsamında 2030 yılında karbon nötr olmayı hedeflemelerinin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliğinden toplumsal faydaya, iklim krizi ile mücadeleden biyoçeşitlilik kaybının önlenmesine, yetkinlik kazanımından eşit çalışma şartlarına, iş sağlığı ve güvenliğinden inovasyona kadar birçok konuyu sürdürülebilirlik perspektifinden ele alırken sürdürülebilirliği, paydaş temelli bir yapılanma olarak görüyor ve doğayı iş süreçlerine katarak, tüm yaşam için “fayda” üretmek adına çalışıyor.

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Ford Otosan’ın Gölcük Fabrikası’nı ziyaret etti

AB Türkiye Delegasyonu ve Ford Otosan Yönetimi, Ford Otosan Gölcük Fabrikası’nda bir araya geldi. Türkiye’nin ihracat şampiyonu Ford Otosan için AB pazarının öneminin vurgulandığı ziyarette, şirketin AB Yeşil Mutabakatı’na uyum çerçevesinde iklim değişikliği ile mücadele alanında attığı adımlar ve bu çerçevede ortaya koyduğu yatırımlar da aktarıldı.

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Ticaret ve Diğer AB Politikaları Bölüm Başkanı Bartosz Przywara ve Basın Müşaviri Miray Akdağ, Ford Otosan Gölcük Fabrikası’nda Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Ford Otosan Genel Müdür Başyardımcısı Dave Johnston ve Ford Otosan Temsilcileri ile bir araya geldi. Türk otomotiv sektörünün en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği ile Türkiye’nin Gümrük Birliği ilişkisinin güncel durumu hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunulan ziyarette, Ford Otosan’ın AB Yeşil Mutabakatı hedeflerine uyum için attığı adımlar, yeni nesil çevreci araçlar ve akıllı ulaşım sistemlerine yönelik yatırımları da konuşuldu. 

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün’ün AB Türkiye Delegasyonu’nun kendilerini ziyaretlerinden ötürü teşekkürlerini sunduğu buluşmada Yenigün, Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’un sanayiye ve otomotiv sektörüne ilgisi ve desteğinden ötürü memnuniyet duyduklarını ifade etti. 

AB Türkiye Delegasyonu yetkilileri ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin de gündeme geldiği buluşmada, Ford Otosan’ın geçtiğimiz yıl açıkladığı 20,5 milyar TL tutarındaki yatırım planı ile 2022 yılı itibarıyla devreye alınacak yeni nesil araç üretimine yönelik gelişmeler ve Türkiye’nin ihracat lideri Ford Otosan’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı hakkında da istişarelerde bulunuldu. 

Ziyarette Ford Otosan’ın AB’nin araştırma ve yenilikçilik programlarına aktif şekilde katıldığı ve AB ülkelerindeki ortak kuruluşlar ile yürütülen iş birliği sayesinde Ford Otosan’ın Ufuk Avrupa Ar-Ge Programı’ndaki en başarılı Türk şirketi olduğunun altı çizildi. 

Ziyaret boyunca, Ford Otosan’ın sahip olduğu Ar-Ge gücü, yarattığı inovatif projeler ve geliştirdiği yeni nesil modeller sayesinde iklim krizine karşı AB’nin hedeflerini desteklediğinin altı çizilirken; Ford Otosan’ın sürdürülebilirlik perspektifi de bu çerçevede AB Türkiye Delegasyonu heyetiyle paylaşıldı. 

Ford Otosan’ın Gölcük Fabrikası’nı ziyaret etmekten memnuniyet duyduklarını ve bu buluşmada üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı bulduklarını belirten AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer Landrut açıklamasında: “Türk sanayisinin itici gücü ve Avrupa’daki değer zinciriyle yüksek oranda entegre olan otomotiv sektörü, umuyoruz ki akıllı teknoloji ve çözümlerle, Türkiye’nin yeşil ve dijital dönüşümünde de önemli bir rol oynayacaktır.” ifadelerini kullandı. 

Kurulduğu günden bu yana tüm faaliyetlerini çevreye ve topluma fayda sağlayan ürün ve hizmet sunma amacıyla gerçekleştiren Ford Otosan, insanlığın gelişim hızının olumsuz yönde etkilenmemesi için kaynakların verimli kullanımının şart olduğuna inanıyor ve sürdürülebilirliği stratejik öncelikleri arasında değerlendiriyor. 

Yenigün: “Ford Otosan AB Yeşil Mutabakatı ile uyumlu şekilde araç portföyünü dönüştürüyor”

Ford Otosan’ın AB Yeşil Mutabakatı’yla birlikte ortaya koyulan iklim hedeflerini benimsediğinin ve gelecek vizyonunu bu doğrultuda şekillendirdiğinin altını çizen Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, dünyada bu alanda rekabet edebilecek az sayıdaki otomotiv üreticisinden biri konumunda bulunduklarını aktardı. 

Yenigün, “Ford Otosan olarak iklim değişikliği ile mücadele kapsamında belirlediğimiz sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda Yeşil Mutabakat’ın gerekliliklerini sağlamak için tüm gücümüzle çalışmalarımızı hızlandırdık. Amacımız, Yeşil Mutabakat’ta ilk önemli dönüm noktası olan 2030 yılını hazır karşılamak. Ford Otosan olarak İklim Değişikliği Eylem Planımız kapsamında, düşük emisyonlu araçlar geliştirerek sürdürülebilir ulaşım çözümleri sunmak için ve aynı zamanda “çevreci ve verimli üretim” anlayışı ile 2030’da araç başı karbon salımlarımızı Yeşil Mutabakat ile uyumlu şekilde azaltmayı ve 2050’de karbon-nötr olmayı hedefliyoruz. Bunu, yeni nesil araç portföyümüz ve batarya dahil kurguladığımız esnek üretim ve entegre yaklaşımımız ile gerçekleştirmeyi öngörüyoruz.

Ford Otosan olarak Türkiye’deki iş dünyasının aktif bir üyesiyiz; Türkiye’den sivil toplum örgütlerinin Avrupa’da benzer sorunlarla baş eden paydaşlarıyla daha yakın ilişkiler kurmaları için, gelecekte de sivil toplum diyaloğu projelerine daha fazla kaynak ayrılmasını umuyoruz.” dedi. 

BORUSAN CAT OLASI ARIZALARI MAKİNE SESİNDEN TESPİT EDEBİLİYOR

Borusan Grup şirketlerinden Borusan Cat, mobil uygulaması Boom 360 sayesinde ses verisini kullanarak makine arıza ihtimalini tespit etmeyi başardı. Linktera iş birliğiyle “Sound Diagnostic” veriye dayalı arıza tahminiyle makinede bir sorun olup olmadığını tespit edilebiliyor.

“Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” anlayışı ile Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Uzak Doğu Rusya’da faaliyetlerini yürüten Borusan Cat, Linktera iş birliği ile hayata geçirdiği uygulama sayesinde makine arıza ihtimalini, makine ses verisini kullanarak tespit etmeyi başardı. Borusan Cat’in Boom 360 uygulaması içinde yer alan Sound Diagnostic, Linktera’nın ses işleme uzmanlığından faydalanılırken proje ile Boom 360 uygulaması kullanılarak arıza meydana gelmeden arıza tahmini yapılıyor. Borusan Cat müşterilerinin işinin aksamasının önüne geçilirken, maliyet tasarrufu yaratan proje ile benzersiz bir müşteri deneyimi sunuluyor.

Geleneksel yöntemleri aşan öncü teknoloji

Geleneksel metot olan, teknisyenin sesi dinleyerek anlam çıkarmaya çalıştığı yöntemi teknoloji ve inovasyonla birleştiren Borusan Cat, tamamen sesli veriye dayalı arıza tahminiyle kararların kolay alınmasını sağlıyor. Sadece bir dakikalık ses kaydıyla, gerçek zamanlı çalışan model sayesinde, anlık olarak makinede bir sorun olup olmadığı tespit edilebiliyor.  

Linktera iş birliğiyle, sektörde öncü bir yapay zeka uygulaması geliştirdiklerini belirten Borusan Cat Dijitalden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Tayfun Özçay, “Günümüzde sıklıkla kullanılan yapay zeka teknolojisinin kullanılmasıyla kişisel teknik yorumlardan arındırılmış; ses dalgalarının modellerini inceleyerek, insansız arıza tahmini yapmak, bizim için çok heyecan verici bir gelişme. Sesten arıza tespiti yapmaya imkân tanıyan projemiz, sektörde öncü olacak konumunda. Projede birlikte çalıştığımız yenilikçi ve sürdürülebilir dijital çözümleriyle öne çıkan Linktera ile önemli bir başarıya imza attık. Borusan Cat olarak kendimize özgü teknolojilerle sektörümüzün en inovatif şirketi olmaya ve bu konuda sektöre liderlik etmeye devam edeceğiz” dedi.

Borusan Cat Hakkında

Borusan Grup şirketlerinden Borusan Cat, 1994 yılından bu yana iş ortağı Caterpillar ile faaliyetlerini Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Uzak Doğu Rusya’da Caterpillar’ın tek temsilcisi olarak sürdürüyor. Şirket ayrıca Mantsinen, SEM, Exxon Mobil, CDE, EMD, MaK ve Berg Propulsion markalarının da yetkili temsilcisidir.
 

Borusan Cat şirketi bünyesindeki SITECH Eurasia şirketi, Trimble Navigation Limited’in, büyük inşaat ve otoyol projelerine yönelik teknoloji çözümlerinin temininden sorumlu temsilcilerinin oluşturduğu yerel dağıtım kanalıdır. Bu kapsamda; inşaat sektörüne her marka iş makinesiyle birlikte kullanılabilen makina sevk ve kontrol sistemleri sunarak hizmet vermektedir.


 Geniş bir hizmet yelpazesi bulunan Borusan Cat iş makinası, jeneratör, deniz motorları, yeni ünite ve yedek parça satışı, satış sonrası destek hizmetleri, kiralama hizmeti ile sertifikalı ikinci el iş makinesi konseptiyle Türkiye’de benzeri olmayan garantili ikinci el hizmeti sunmaktadır. Değer yaratan mühendislik hizmetleriyle enerji, denizcilik ve petrol işi yapan şirketlere uçtan uca çözümler sağlamaktadır.

Borusan Cat, geniş ürün yelpazesi ile çok farklı sektörlere hizmet vermektedir. Genel ve ağır inşaat, madencilik, tekstil, çelik, kimya, ilaç, seramik, ağaç sanayii, otomotiv, plastik, gıda ve enerji sektörleri şirketin yer aldığı başlıca hizmet alanlarıdır. Bununla birlikte özellikle denizcilik sektöründe; ana ve yardımcı makina ve sistemleri ile römorkör, mega yat, kargo gemileri, deniz otobüsü ve ticari yolcu taşıma amaçlı tekne inşa edenlere hizmet verilmektedir.

Makinelerinin ve makina parçalarının baştan sona bakım ve revizyonlarının yapıldığı Revizyon Merkezleri’nde yatırımlarını sürdüren Borusan Cat Gebze, Ankara, Karaganda ve Uzak Doğu Rusya’da müşterilerine revizyon hizmeti vermektedir.

Continental kış lastikleri bir ilke imza atarak Kars’ta snowboard’a meydan okudu!

Teknoloji şirketi ve Premium lastik üreticisi Continental, test şampiyonu WinterContact serisi kış lastiklerinin yol tutuşu, güvenlik, dayanıklılık ve maksimum performans gibi özelliklerini en zorlu koşullarda sergilemek üzere Kars’ta bir test sürüşü gerçekleştirdi. Continental WinterContact serisi kış lastikleri, Türkiye’de bir ilk olarak Kars’ın karlı ve zorlu zemininde snowboard’a meydan okudu. Snowboard’da başarılı oyuncu ve sporcu Furkan Kızılay yer alırken, aralarında milli sporcu İbrahim Okyay’ın da olduğu profesyonel yarış pilotları, Continental kış lastikleriyle başarılı bir performansa imza attı.

Continental Türkiye, kış lastiklerinin en zorlu koşullara uyum sağlayan üstün performansını göstermek amacıyla farklı bir test sürüş etkinliği düzenledi. Ülkemizin en soğuk ve karlı illerinden Kars’ta gerçekleştirilen test sürüşünde Continental kış lastikleri snowboard‘a meydan okudu. Türkiye’de daha önce denenmeyen bu meydan okumayla Continental bir ilke de imza atmış oldu. Snowboard‘un üstündeki isim ise kış sporlarında başarılarıyla tanınan, deneyimli oyuncu Furkan Kızılay oldu. Survivor programının 15 Ocak’ta başlayacak yeni sezonu All Star’a gitmeden hemen önce Continental Türkiye’nin düzenlediği meydan okumaya katılan Furkan Kızılay’ın karşısında ise profesyonel yarış pilotları vardı. Motor sporlarında 10 kez Türkiye Şampiyonu olan, Genesis Racing Team, Proton Türkiye, Kosifler Motorsport ve Borusan Otomotiv Motorsport yarış takımlarını kurmuş milli sporcu İbrahim Okyay da Türkiye’de ilk kez düzenlenen meydan okumaya katılan isimler arasında yer aldı.

Test şampiyonu WinterContact serisi ile zorlu hava koşulları kolayca aşıldı

Kars’ta gerçekleşen meydan okumada Continental’in test şampiyonu WinterContact serisi kış lastikleri kullanıldı. Continental’in geliştirdiği Cool ChiliTM teknolojisine sahip olan lastikler, ıslak yolda mükemmel yol tutuşu sağlayarak fren performansını artırıyor. Kompakt ve orta büyüklükte araçlara göre geliştirilen WinterContact serisi, ıslak kış yollarında fren yapıldığında yüzde 5 oranında daha iyi performans sergiliyor. WinterContact serisi, tüm zorlu hava koşullarında mükemmel yol tutuşu, fren mesafesi ve kaymadan viraj alabilmesiyle testlerde de en güvenilir kış lastiği olarak göze çarpıyor. Seride yer alan ve geçtiğimiz yıl piyasaya sunulan WinterContact TS 870, karlı yolda daha iyi kavrama sunuyor. Yeni sırt deseni sayesinde yağışlı havalarda suyu daha hızlı bir şekilde tahliye ederek suda kızaklamaya karşı daha iyi koruma sağlayan TS 870, ıslak zeminde olağanüstü frenleme gibi üstün özelliklerinin yanı sıra düşük yakıt tüketimi ile de kışın zorlu koşullarında bile uzun mesafeler kat etmeye yardımcı oluyor.

Kars Sarıkamış’ta Furkan Kızılay ve Bitci Racing’in keyifli ve kıyasıya rekabet içeren meydan okumasını https://www.youtube.com/watch?v=sepgOsqd2fs&t=8s adresinden izleyebilirsiniz.

DEPO TAŞIMA VE İSTİFLEME ARAÇLARI-2

Geçtiğimiz hafta paylaşmış olduğumuz Depo Taşıma Ve İstifleme Araçları başlıklı makalemizin devamını Yan Yönlü Toplama Araçlarını anlatarak başlayacağız, keyifli okumalar.

Yan Yönlü Toplama Araçları (Side Loader):

Yan yönlü toplama araçları isminden de anlaşılacağı gibi ürünleri klasik forkliftler gibi aracın ön tarafında yer alan çatallar ile taşımak yerine aracın yan tarafında yer alan çatallar ile taşımakta, yükleme ve boşaltma işlemelerini gerçekleştirmektedir. Bu araçların klasik forkliftlere göre avantajı ürünleri yan taraftan yükleyip boşaltabildikleri için dönme ihtiyacı hissetmemeleri ve rafların arasında raf boyu hareket edebilmeleridir. Bu sebeple dar koridorlarda veya dar kapılarda ürünlerin taşınması sırasında operasyonları verimli bir şekilde gerçekleştirebilmektedir.

Kule İstifleyiciler (Turret Trucks):

Bu resim için metin sağlanmadı

Bu araçlar çok dar raf sistemleri arasında ürün hareketlerini düzenlemek için geliştirilmiş araçlardır. Bu araçların özellikleri klasik araçların hareket etmesi için gerekli olan manevra alanının olmadığı dar alanlarda dönebilen araçlar olmasıdır. Bu araçlarda operatör, aracı kullanırken ürünlerin yerleştirme işlemelerini rahatlıkla ve doğru bir şekilde gözlemleyebildiği için işlem süreleri kısalmakta ve verimlilik artmaktadır.

Konveyörler:

Konveyörler sabit rotada ürünlerin hareket etmesini sağlayan istifleme araçlarıdır. Genellikle işlem hacmi yoğun olan ürünlerin akışının sağlanması için kullanılmaktadır. Ürünlerin iki nokta arasında kesikli veya sürekli olarak taşınmasını sağlayan sistemlerdir. Seçme, tartma, ayıklama gibi otomatik kontrol ekipmanları ile kullanılabilmektedir. Bu otomatik kontrol ekipmanlarının eklenmesiyle konveyörler sipariş hazırlama operasyonlarında da depolama faaliyetlerini hızlandırmaktadır.

Streçleme Makinesi

Bir yükü birleştirmek için kullanılan çemberleme ve bantlama işlemleri streçleme ve şrinkleme makineleriyle gerçekleştirilmektedir. Streçleme makinelerinde genellikle plastik bir film yardımıyla ürünler birleştirilmektedir. Streçleme makineleri manuel ve otomatik olarak iki farklı şekilde bulunmaktadır. Depodaki işlem hacmi yoğun olduğu durumlarda otomatik streçleme makinesi işlem sürelerinin kısalmasına yardımcı olmaktadır.

Depolardaki farklı raf sistemleri ve depolama çeşitlerine yanıt verebilmek için depolardaki ürünlerin taşınma ve istiflemesinde kullanılan birçok çeşit depo taşıma ve istifleme araçları bulunmaktadır. Bu bölümde bu depo taşıma ve istifleme araçlarının çeşitleri hakkında genel bilgiler verilmeye çalıştık. Her bir depo taşıma ve istifleme aracının farklı özellikleri ve kullanım amaçları vardır ve depo yönetiminde elleçlenecek ürünün özelliklerine ve depo alanının gereksinimlerine göre doğru depo istifleme aracının seçilmesi depo operasyon sürelerini kısaltabilmekte ve verimliliği arttırmaktadır. Sizler de bu konuda yardıma ve bir görüşe ihtiyaç duyuyorsanız;

4PL Danışmanlık Hizmetlerine mail atabilir veya iletişime geçebilirsiniz.

Telefon: +90 216 687 09 60

Mobil: +90 532 387 46 45

info@4pl.com.tr

Yazımızı okuduğunuz için teşekkürler, gelecek hafta yeni makale ve yazılar paylaşımlarımız devam edecektir, bizleri takipte kalmaya devam edin. Makalenin orijinaline bakmak isterseniz, linklerden ulaşabilirsiniz. Bu yazıyı ne zaman okuduysanız; 

Teşekkürler, iyi günler, iyi akşamlar, iyi tatiller…

Kaan Çeliktaş

Kullanılan Kaynak Site Linkleri:

  • https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_Bahar/depo_tasarimi_ve_yonetimi/7/index.html
  • https://www.depocozumleri.com/haberler/depo-ekipmanlari-nelerdir-ve-hangi-uygulamalarda-tercih-edilmektedir/
  • https://ataraf.com/depolama/lojistik-yonetimi-ve-depolama/

Mercedes-Benz Türk’ün uzun dönem staj programı PEP için başvurular başladı

  • Mercedes-Benz’in, üniversitelerde okuyan gençlerin profesyonel hayata hazırlanmalarını sağlamak amacıyla 2002’den beri sürdürdüğü; 2020 yılında ise üniversite öğrencilerinin, yeni mezunların, genç profesyonellerin ve profesyonellerin verdiği oylarla “en beğenilen yetenek programı” seçilen “PEP” uzun dönem staj programı için başvurular başladı.

PEP için başvurular 15 Ocak 2022 – 15 Mart 2022 arasında https://bit.ly/ProfessionalExperienceProgram2022 adresinden yapılabiliyor

Mercedes-Benz, 2002 yılından günümüze üniversite son sınıf öğrencilerine ve yüksek lisans öğrenimi gören öğrencilere yönelik “PEP” (Professional Experience Program) adını verdiği uzun dönem staj programını yürütüyor. PEP kapsamında öğrenciler, değerlendirme merkezi uygulaması ve envanter değerlendirmeleri ile ilgi duydukları ve başarılı olabilecekleri alanlarda yarı zamanlı çalışma imkânı elde ediyor. PEP takımında yer alan stajyerler, 11 ay süren stajları süresince, kendilerine verilen projeler ile yeteneklerini ortaya koyma fırsatını buluyor ve iş hayatıyla ilgili özel deneyimler kazanıyor. Mezuniyetlerinden sonra ise, şirketin seçme ve yerleştirme sürecinin aranan adayları olarak Mercedes-Benz kadrosunda yer alma fırsatını elde ediyorlar.

PEP kapsamında yer alan öğrenciler, yaz aylarında tam zamanlı, öğrenim gördükleri sömestre zamanlarında ise 3 gün devam koşulu ile; Üretim, Satış-Pazarlama, AR-GE, Satış Sonrası Hizmetler, Bilgi Teknolojileri (IT) ve diğer departmanlarda (Finans, Muhasebe, Controlling, İnsan Kaynakları, Satınalma, Kurumsal İletişim) görev alıyor.

Üniversitelerin son sınıflarında öğrenim gören, en az bir yabancı dile hakim, Mercedes-Benz’in uyguladığı seçim süreçlerinde başarılı olan adaylardan oluşan PEP takımı, uzun vadede şirkette oluşacak yeni mezun istihdamı için uygun pozisyonlarda değerlendirilmek üzere öncelikli aday havuzunu da oluşturuyor.

Mercedes-Benz’in uzun yıllardır devam eden staj programına katılacak stajyerler, yöneticilerinin rehberliğinde gerçekleştirecekleri projelerle teorik eğitimlerini pratik hayatta uygulama fırsatını buluyor. Mercedes-Benz’in sağlam dijital alt yapısı sayesinde sunulan bu program çerçevesinde; vaka çalışmaları, mentorluk oturumları, kariyer sohbetleri ve proje sunumları gibi birçok faaliyet gerçekleştiriliyor.

PEP (Professional Experience Program) uzun dönem staj programının başvuru değerlendirme koşulları şu şekilde:

  • 4 yıllık bir üniversitede öğrenim görüyor olmak veya yüksek lisans öğrencisi olmak.
  • Lisans/yüksek lisans programlarından gelecek 1 yıl içerisinde mezun olabilecek durumda olmak.
  • En az bir yabancı dili (İngilizce ve/veya Almanca) çok iyi seviyede kullanıyor olmak.
  • Gerçekleştirilecek mülakat, test ve değerlendirme merkezi uygulamalarında başarılı olmak.

DHL Express Türkiye Üst Yönetim Ekibine yeni atama

Türkiye’de uluslararası hızlı hava taşımacılığının kurucusu DHL Express Türkiye’de, Ticari Birimlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine Selver Yıldız Küçükkoyuncu getirildi.

Selver Yıldız Küçükkoyuncu, DHL Express Türkiye Ailesi’ndeki görevine yeni yıl itibariyle başladı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Ekonomi öğrenimini tamamlayan Küçükkoyuncu, çalışma hayatına 2004 yılında Gillette Türkiye’nin Ticari Pazarlama biriminde adım attı. Ardından Beiersdorf Türkiye’de Ürün Müdürü, Logitech Türkiye’de ise Pazarlama Müdürü olarak görev aldı. Son olarak Perrigo’da Pazarlama Direktörlüğü görevini yürüten Küçükkoyuncu, yeni yılda DHL Express Türkiye ekibine katıldı.

Stratejik marka yönetimi, halkla ilişkiler, kurumsal iletişim, medya planlama, dijital ve sosyal medya yönetimi gibi pazarlamanın birçok farklı alanında deneyime sahip olan Selver Yıldız Küçükkoyuncu, müzikle ve psikolojiyle ilgileniyor, pilates yapıyor.

DHL – Dünyanın lojistik şirketi

DHL, lojistik sektörünün lider global markasıdır. DHL bünyesinde yer alan birimlerimiz, ulusal ve uluslararası koli teslimatından e-ticaret gönderi ve taşımacılık çözümlerine, uluslararası ekspres kara, hava ve deniz yolu taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine uzanan benzersiz bir lojistik hizmetler portföyü sunar. Dünya çapında 220’yi aşkın ülke ve bölgede 380 bin civarı çalışanıyla DHL, insanları ve firmaları emniyetli ve güvenilir biçimde birbirleriyle bağlantılandırarak global ticaret akışlarının sürdürülebilir olmasını sağlar. Teknoloji, yaşam bilimleri, sağlık, mühendislik, üretim & enerji, perakende ve otomotivin de aralarında bulunduğu pek çok büyümekte olan pazar ve sektöre özel çözümleriyle DHL, büyük bir kararlılıkla “Dünyanın lojistik şirketi” olarak konumlanmıştır.

DHL, Deutsche Post DHL Group’un bir parçasıdır. Grup, 2019 yılında 63 milyar euro gelir elde etmiştir. Gerek sürdürülebilir ticaret uygulamaları gerekse topluma ve çevreye karşı duyduğu sorumlulukla Grup, dünyaya pozitif katkı sağlar. Deutsche Post DHL Group, 2050 itibarıyla sıfır emisyon hedefine ulaşmayı amaçlamaktadır.