8.9 C
İstanbul
Pazar, Mart 29, 2020
Ana Sayfa Blog

Tedarik Zincirinin Arkas’ındayız

Çin’in Wuhan şehrinde başlayıp tüm Çin’e ve dünyaya yayılan corona virüs (COVİD-19) sadece Çin ekonomisini değil, dünya ekonomisini de etkiliyor. Devletler, kurumsal ve bireyler tedbirleri uygulama ve kurallara uyma konusunda birlikte hareket etmeye çalışıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde tedarik zincirinde devamlılık pek çok kurumun en önemli önceliği konumunda. Sağlımızı korumaya çalışmanın yanında hayat devam ettiği sürece temel ihtiyaçların giderilmesi de gerekiyor. Bu durumda üretici firmaların faaliyetlerini sürdürebilmesi özellikle temel gıda ve sağlık malzemeleri ile hammaddelerin ihtiyaç olan yere, ihtiyaç olan miktarda, ihtiyaç olan zamanda ürün sağlanabilmesi için tedarik zincirinin aksamadan devamı ülke ekonomisi ve sosyolojik açısından çok önemli.

Denizyolu, karayolu, demiryolu gibi tüm taşıma modları ile depo hizmetleri ile   komple lojistik hizmeti veren şirketler için iş süreçlerinde aksama yaşanmaması hayati derecede kritik. Şirketlerin devamlılığının yanında tıbbı malzemelerden temel gıda ve hammaddelere kadar insan hayatı için gerekli ürünlerin yerlerine ulaştırılması  dünyanın içinden geçtiği bu olağanüstü süreçte hayati ve kritik bir önem taşıyor.

Tedarik zincirinin devamlılığı için Arkas da ana iş kolları olan denizcilik, lojistik ve liman gruplarında çalışanlarının sağlığı için gerekli önlemleri uzaktan çalışma dahil olmak üzere alarak sahada işin devamlılığını sağlamak üzere tüm imkanlarıyla çalışıyor. 

Arkas Line Servislerine  Devam Ediyor

Acente grubu  yurtdışında 23 ülkede 61 ofisi ile o ülkelerin koşullarına göre hizmet vermeye devam ederken, Arkas Line da  servis verdiği 68 limanda gemi operasyonlarına kesintisiz devam ediyor.

Arkas Line CEO’su Can Atalay, “Çin’den ihracatın azalması armatörlerin son haftalarda konteyner planlamasında da ciddi sorunlar yaşamasına sebep olsa da Arkas Line olarak biz bölgesel bir hat olduğumuz için müşterilerimizin konteyner ihtiyaçlarını karşılamada sıkıntı yaşamıyoruz” diye konuştu. Müşteriler ayrıca yüklerinin güncel durumlarını https://webtracking.arkasline.com.tr/shipmenttrackinghttps://webtracking.arkasline.com.tr/shipmenttracking sitesi üzerinden takip edebiliyor” diyerek  dünyada oluşan yeni şartlara göre hzimet verebildiklerinin altını çiziyor.

Arkas Denizcilik’te interaktif iletişim başı çekiyor. E-mail ve telefon yoluyla müşterileriyle buluşan Arkas Denizcilik, saha ve diğer operasyonel işlemlerini saha personeli ile devam ettirirken anlık müdahalelerle müşterilerinin yanında olmaya devam ediyor. Müşterilerinin kayıtlı e-posta ya da telefon numaralarına rezervasyon aşamasından, konteyner alıcıya teslim edilene kadar konteynerin limana dolu girişi , gemi kalkışı , konşimento basımı , gemi varışı, konteyner teslimi gibi tüm adımlar için otomatik bilgilendirme mail ve sms’leri gönderiliyor. https://online.arkas.com ise ; yine ihracatçı müşterilerin VGM girişlerini gerçekleştirdikleri, rezervasyon detayları gibi bilgileri görüntüleyebildikleri, ithalatçı forwarder müşterilerin de tescil bilgilerini girdikleri bir site olarak öne çıkıyor. CCO, Arkas Line Bölge Yönetimi Ece Çokdeğer, “İşimizin merkezinde insan var – müşterilerimiz, iş ortaklarımız, mesai arkadaşlarımız. Bu sebeple, önce sağlık diyoruz. Bununla beraber , müşterilerimizin ticari faaliyetlerinin aksamaması için de tüm tedbirleri alarak hizmetlerimizi aralıksız sunmaya devam ediyoruz” dedi.

Arkas Lojistik’te A,B ve C Planları Hazır 

Özellikle üretimde hammadde ihtiyacımız ağırlıklı olarak ithalat ile karşılandığından hayatın devam etmesi için temel ihtiyaçların karşılanması, lojistiğin devamlılığına bağlı.  hizmet çeşitliliğini ileri boyuta taşıyarak “Komple Lojistik” kavramını tam olarak sunan Arkas Lojistik de sürecin başından bu yana hem devamlılık hem de çalışanlarının sağlığı için gerekli tüm önlemleri almış durumda. Arkas bünyesinde bulunan bilişim teknolojileri şirketi BİMAR tarafından sağlanan evden erişim altyapısı sayesinde yüzde yüz performansla çalışan şirket, müşterileri ile sağlıklı iletişime kesintisiz şekilde devam ediyor. Beyaz yakalı çalışanlarını yüzde 95 oranında evden çalışma ortamına geçiren Arkas Lojistik’in, depo ve garajlarda çalışan personelleri ise kademeli ve dönüşümlü olarak sahada hizmet vermeye devam ediyor. Arkas Lojistik, tüm operaasyonel süreçlerini yürütmek için ise tamamen Bimar ekipleri tarafından geliştirilen Lojistik Ortak Platform sistemi LOOP’u kullanıyor. Yine ofis dışı saha ekiplerinin işlerini yürütebildikleri (Ziyaret girişleri, iş akış onaylarının verilebildiği,  şehir ve liman bazında navlun fiyatlarının takip edilebildiği) Loop Mobil akıllı telefon, tablet üzerinde çalışan mobil tabanlı bir uygulama da mevcut.

Arkas Lojistik, müşterilerinin yüklerinin durumunu online takip edebilmeye yönelik de bir diğer web tabanlı uygulaması Loop Online Müşteri Portalı’nı kullanıyor. Bu uygulama ile hem geçerli hem geriye dönük booking-yük bilgilerine ulaşabiliyor, hem de aktif olarak yoldaki yüklerinin güncel durumlarını takip edebiliyor.

Şirket olarak A-B-C planlarının önceden hazırlanmış olduğunu söyleyen Arkas Lojistik CEO’su Onur Göçmez, “Geçen hafta A planı devreye almıştık bu  hafta B planına geçtik. Tüm senaryolara karşı önlemlerimiz hazır. Bu dönemde müşterilerimiz ile daha güçlü bir bağ kurmaya başladık, birlik beraberlik arttı” diye konuştu. 

Marport’ta Online Erişim Tam 

Marport Liman İşletmeleri de hem çalışanlarının hem de müşterilerinin sağlığını odağına alarak saha ve gemi operasyonlarına devam ediyor. Şirket, iş süreçlerinde kullanılan sistemlerin daha etkin hale getirilmesi yönünde gerekli duyuruları yaparak IT altyapısını güçlendirdi. Bu sistemlerden biri olan Acente Portal ile acenteler transit konteynerlere uygulanan X-ray hizmeti bilgisi, açma kapama tutanakları, seal bilgileri, interchange gibi raporların yanında tüm takipleri bu sistemden gerçekleştirebiliyorlar. Navis CAP isegemioperasyonlara dair detaylı raporlama yapılan ve acente ve hatların kullandığı bir sitem olarak öne çıkıyor.  Bu sayede hatlara, load-discharge, seal, x-ray, cfs activities, yard activities, gate activities gibi raporları da mail üzerinden ayrıca otomatik olarak gönderim sağlanabiliyor. Marport’un kullandığı bir diğer system olan SAP-BO iseİthalatçı firmalara ilgi sistem üzerinden konteyner ve araçlarını takip etmeleri açısından otomatik raporlama yapılmasını sağlıyor. Böylece raporlar firmalara e-mail ile yollanıyor. Marport Web Sitesi sayesinde ise  firmalar her zamanki gibi Yanaşma Planı, Plaka Sorgulama, İthalat Faturalama, X-Ray Sorgulama ve Konteyner Sorgulama işlemlerini anlık olarak gerçekleştirebiliyorlar. ‘’Müşteri Destek Hattı’’ da 0212 401 65 00 nolu telefondan hizmet vermeye devam ediyor.  

Bunlara ek olarak çalışanlar da Navis TOS üzerinden uzaktan, operasyonel ve ticari raporlara ulaşarak müşterilerinin ihtiyaçlarına anlık olarak cevap verebiliyorlar.  

Dünya Sağlıkçılarla beraber Taşımacıları da ALKIŞLIYOR..

UND alkış zinciri başlattı

UND, #SoforlerimiziAlkıslıyoruz etiketi açarak, sürücülerin böylesi zor bir dönemde büyük bir özveri ile çalışmasının her türlü takdirin üzerinde olduğunu gösterdi. UND çalışanları Dernek merkezi önüne çıkarak toplu halde sürücüleri alkışladı. UND’nin paylaşımı kısa sürüde büyük ilgi gördü. Başta sürücüler olmak üzere lojistik sektöründe çalışanlar etiket üzerinden paylaşımlarda bulundular.

UND, Koronavirüs tehdidine karşın işlerini aksatmadan sürdüren sürücüleri unutmadı ve en büyük alkışı onlara gönderdi. Twiter’den #SofoerlerimiziAlkıslıyoruz etiketi açan Dernek çalışanları toplu halde alkış yaparak sürücülerin gösterdiği özveri, sorumluluk ve yüksek performansın önemine dikkat çekti. Paylaşıma ilgi büyük oldu. Firma sahipleri, çalışanlar, iş ortakları etiket üzerinden destek verdi. Sürücüler de yaptıkları paylaşımlarla “Evde kal Türkiye” diyerek kendilerinin ülke için çalışmaya devam ettiklerini söylediler.

Videolara Ulaşmak İçin

SÜT – D GERİ DÖNÜŞÜM GÜNÜ’NDE ÇAĞRIDA BULUNDU

SÜT – D GERİ DÖNÜŞÜM GÜNÜ’NDE ÇAĞRIDA BULUNDU

GERİ DÖNÜŞÜM EVİMİZDE BAŞLAR

ATIKLARA MEYDAN OKUYAN DEĞER KATAN KAHRAMANLAR ARANIYOR

BAŞARILI GERİ DÖNÜŞÜM FAALİYETLERİ İLAN EDİLECEK

18 Mart Çarşamba, tüm dünyada Geri Dönüşüm Günü olarak kutlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, geri dönüşüm konusunda üzerimize düşen 4 ödevi açıkladı ve geri dönüşüm faaliyetleri için çağrıda bulundu

Dünyanın geleceğini kurtaracak yedinci kaynak olarak kabul edilen geri dönüştürülebilirlere dikkat çekmek için her yıl 18 Mart tarihi Küresel Geri Dönüşüm Günü olarak kutlanıyor.

Su, hava, kömür, petrol, doğal gaz ve mineraller başta olmak üzere birincil kaynakların korunması ve sürdürülebilir bir dünya hedefi için en büyük desteği sunan geri dönüştürülebilirler arasında; yaşamımızda her yerde olan kâğıt, ahşap, cam, metal, plastik, yağ, lastik, akü, otomobil, elektrikli-elektronik eşyalar yer alıyor. Geri dönüştürülebilirleri atık değil, ham madde gücü olarak görmek gerekir diyen İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Küresel Geri Dönüşüm Vakfı öncülüğünde kutlanan 18 Mart Küresel Geri Dönüşüm Günü’ne özel açıklamalarda bulundu.

Geri dönüşüm kahramanları aranıyor

Geri dönüştürülebilir atıkların kökeni neresi olursa olsun ülkemizde tüketildikten sonra ülkemize kalan yerli ve milli ham maddeler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Karaosmanoğlu, “Geri dönüştürülebilirler ulusal servetimizdir, en iyi şekilde değerlendirerek bu yeşil gücü ülkemiz ekonomisine katmamız gerekir” dedi.

Prof. Dr. Karaosmanoğlu, SÜT-D’nin sürdürülebilirlik yönetimi konusunda bilinç ve farkındalık oluşturma hedefiyle 2015 yılından bu yana Elektrikli ve Elektronik Atık

(E-atık) Kahramanı ve Düşük Karbon Kahramanı ödüllerini sürdürdüğünü ifade ederek, bu yıl Küresel Geri Dönüşüm Günü’nün ana temasının da ‘geri dönüşüm kahramanları’ olduğunu belirtti. Prof. Dr. Karaosmanoğlu, çocuklara, gençlere, kurumlara, sivil toplum kuruluşları ve kentlere çağrıda bulunarak geri dönüşümle ilgili hayata geçirdiği çalışmaları özetleyip www.sut-d.org/iletisim adresinden kendileriyle paylaşmaları davetini yaptı. Geri Dönüşüm Kahramanlarını SÜT-D olarak ilan edeceklerini açıklayan Prof. Dr. Karaosmanoğlu, başarılı çalışmalara sertifika vereceklerini de sözlerine ekledi.

Geri dönüşümün evdeki kahramanlarına 4 ödev

Geri dönüşümün dünyanın geleceği için toplu bir dayanışma yolu olduğuna vurgu yapan ve geri dönüşüm evde başlar diyen Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, geri dönüşüm kahramanı olmak isteyenler için kolaylıkla yapabilecekleri 4 ödevi açıkladı:

  1. Size en yakın geri dönüşüm kutusunun nerede olduğunu keşfedin. Mahallenizde yoksa bile yakınınızdaki alışveriş merkezi, okul, hastane gibi bir merkezde mutlaka bir geri dönüşüm kutusu vardır, işe bunu tespit ederek başlayın.
  2. Ürün kullanımında israf ilkesine dikkat edin. İhtiyacınız yoksa almayın, tüketiminizi azaltın, az atık hedefiyle yaşayın ve geri dönüştürülebilir malzemeleri öncelikle, mümkün olduğunca yeniden kullanın.
  3. Geri dönüşümü günlük yaşamın keyifli bir parçasına dönüştürün. Ailenizle birlikte geri dönüşüm sürecini kolaylaştırır ve eğlenceli bir etkinlik haline getirirseniz çok daha başarılı olursunuz. Evinizdeki geri dönüşüm kutularını çöp kutunuzun yakınlarına yerleştirin. Çocuklarınızın atıkları tanımaları ve ayırmalarına yardımcı olmak için her bir atık için bölmelerine uygun renk ve görseller ekleyin.
  4. Eğer bunları yapıyorsanız, siz de bir geri dönüşüm kahramanısınız demektir. Bu güzel davranışlarınızın başkalarına örnek olması için sosyal medyadan paylaşın. Ve hatta nasıl başardığınızı herkese anlatın, belki bir başkasına ilham olursunuz.

Editöre Not:

Küresel Geri Dönüşüm Günü’nün, Küresel Geri Dönüşüm Vakfı öncülüğünde her yıl 18 Mart tarihinde kutlanması kararlaştırıldı. Geri dönüşümü desteklemek, gezegenimizi korumak için Küresel Geri Dönüşüm Vakfı tarafından ilk kez Ekim 2018’de böyle bir günün kutlanması önerildi. Bu anlamlı günün, Birleşmiş Milletler tarafından tanınması için Uluslararası Geri Dönüşüm Bürosu (BIR) ile Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO) de büyük bir çaba gösteriyor. İlk kez 2019 yılında, 18 Mart tüm dünyada Küresel Geri Dönüşüm Günü olarak kutlandı. Küresel Geri Dönüşüm Günü’nü geçen yıl ülkemizde gündeme ilk kez taşıyan ise Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği oldu.

Orkun Saruhanoğlu DHL Supply Chain Türkiye ve Ortadoğu CEO’su oldu

Alman lojistik devi bünyesinde 22 yıl boyunca birçok önemli pozisyonda görev alan ve 2015’ten bu yana DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Orkun Saruhanoğlu DHL Supply Chain’in Türkiye ve Ortadoğu operasyonlarını yönetecek.

Lojistik sektörünün lider global markası DHL’in tedarik zinciri ve lojistik çözümleri şirketi olan DHL Supply Chain Türkiye’nin 2015’ten bu yana genel müdürlük görevini üstlenen Orkun Saruhanoğlu, yapılan atamayla DHL Supply Chain Türkiye ve Ortadoğu CEO’su oldu. DHL  bünyesinde 22 yıl boyunca hem yurtiçi hem yurtdışı Operasyon, İş Geliştirme ve Müşteri Yönetimi departmanları da dahil olmak üzere birçok farklı birimde önemli görevler üstlenen Orkun Saruhanoğlu, 2015’ten bu yana DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdür olarak görev yapıyordu.

Orkun Saruhanoğlu kimdir?
1996 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünde Lisans eğitimini tamamlayan Saruhanoğlu, 2005 yılında Exel Young Leaders Programı dâhilinde National University of Singapore’da hızlandırılmış MBA eğitimini tamamladı. 1998 yılından itibaren, edindiği tecrübeler ve gösterdiği başarılarla Operasyon, İş Geliştirme ve Müşteri Yönetimi departmanlarında çeşitli yönetim pozisyonlarında görev aldı. Saruhanoğlu 2015 yılından bu yana DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyordu.

DHL – Dünyanın Lojistik Şirketi
DHL, lojistik sektörünün lider küresel markasıdır. Çeşitli alt gruplardan oluşan DHL ailesi; yurt içi ve uluslararası kargo hizmetleri, e-ticaret nakliye ve ikmal çözümleri, uluslararası ekspres, kara, deniz ve havayolu taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine kadar benzersiz bir portföyde lojistik hizmetler sunmaktadır. DHL, 220’den fazla ülke ve bölgedeki yaklaşık 350.000 çalışanıyla insanlar ve şirketler arasında sağlam ve güvenilir bağlar kurarak küresel ticaretin sorunsuz işlemesini sağlamaktadır. Teknoloji, yaşam bilimleri ve sağlık, enerji, otomotiv ve perakende gibi büyüyen pazarlar ve sektörlere özel çözümleri; kanıtlanmış kurumsal sosyal sorumluluk bilinci ve gelişmekte olan pazarlardaki rakipsiz varlığıyla DHL, “dünyanın lojistik şirketi” unvanını sonuna kadar hak ederek taşımaktadır. DHL, Deutsche Post DHL Group’un bir parçasıdır.

Trafik cezaları geçen seneye göre arttı

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı verilerine göre 2020 yılının ilk iki ayında 61 bin trafik kazası oldu. Kazaların yaşandığı şehirlerde İstanbul, Ankara, İzmir sıralaması değişmezken trafik kazalarına neden olan sürücü kusurlarında araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak yine ilk sırada yer aldı. Uygulanan trafik cezalarına bakıldığında ise 2020 yılında geçen seneye göre artış görülüyor. 2019’un Ocak ve Şubat aylarında toplam 638 milyon TL’lik ceza yazılırken 2020’nin aynı döneminde 1 milyar TL’lik ceza yazıldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı verilerine göre 2020 yılının ilk iki ayında toplam 61.482 trafik kazası oldu. Geçen sene de bu sayı neredeyse aynıydı (61.320). Kazaların oluşma türlerine bakıldığında ise yandan çarpma ilk sırada geliyor. Ardından yayaya çarpma, yoldan çıkma ve arkadan çarpma geliyor. Trafik kazalarına neden olan sürücü kusurlarında araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak, her iki dönemde de ilk sırada. Benzer şekilde Kavşak, geçit ve kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymamak ikinci sırada yer alırken 2020 yılında bu hatanın daha çok yapıldığı görülüyor. Trafik kazalarına karışan araçlarda sıralama değişmiyor. Otomobil ilk sırada, ardından kamyonet ve motosiklet geliyor. Ancak kazaya karışan motosiklet sayısında bir artış görülüyor. Trafik kazalarının en çok olduğu şehirlerde ise sıralama değişmedi. İlk sırada İstanbul, ardından Ankara ve İzmir geliyor.

Geçen seneye göre daha çok ceza uygulandı

Uygulanan trafik kazalarına bakıldığında ise 2019’un ilk iki ayı ile 2020’nin ilk iki ayı arasında dikkat çeken bir artış gözlemleniyor. 2019’un ilk iki ayında araç plakasına uygulanan cezalar 1,5 milyon iken 2020 yılının ilk iki ayında iki milyondan fazla ceza uygulanmış. Sürücülere uygulanan cezalar 430 binden 610 bine çıkarken, yayalara uygulanan cezalar 611’den 1.414’e çıktı. Uygulanan cezalar artınca toplam para miktarı da arttı. 2019’un ilk iki ayında da toplam 638 milyon TL ceza yazılırken 2020’nin ilk iki ayında 1 milyar TL’lik ceza yazıldı. Araç plakalarına yazılan toplam ceza 422 milyondan 726 milyona, sürücülere yazılan ceza 215 milyondan 360 milyon TL’ye çıktı.

Kaskoda artış var

Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre ise yapılan kaskolarda çok büyük bir değişim olmadı. 2019 Ocak ayı ve 2020 Ocak ayı karşılaştırıldığında yapılan kasko sayısının 525 binden 575 bine çıktığı görülüyor. Bu artışın nedeni de büyük oranda otomobiller. Sigorta karşılaştırma sitesi Tamoniki.com’un CEO’su Pedro Tabernero, sürücülerin artık daha bilinçli olduğunu ve kasko yaptırdıklarını söylüyor. Kasko sigortasının, sürücüyü ve aracını korumak için devreye girdiğini hatırlatan Tabernero, kaskoyu fiyata göre değerlendirmektense kapsamına göre değerlendirmek gerektiğini ve araştırma yapmadan, fiyat karşılaştırmadan anlaşma yapılmaması gerektiğini belirtiyor.

Tamoniki.com hakkında

25 yıldır 8 ülkede dijitalleşme alanında ilklere imza atan, 9.000’den fazla çalışanıyla İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa, ABD, Kanada, Hindistan ve Meksika’da faaliyet gösteren Admiral Group bünyesinde yer alan sigorta karşılaştırma sitesi Tamoniki.com, sigortacılık sektörünün dijitalleşme sürecine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur. Güçlü teknolojik altyapısıyla trafik sigortası ve kasko yaptırmak isteyenleri; kolay, hızlı ve kişiye özel tekliflere yönlendiren Tamoniki.com, anlaşmalı olduğu sigorta şirketlerinin doğru müşterilerilerle daha hızlı buluşmalarını sağlar. Sadece karşılaştırma yapan yeni iş modeliyle sigortacılık sektörüne yeni bir soluk getiren Tamoniki.com, kullanıcılarına yeni dijital çözümler sunma yönündeki çalışmalarına devam etmektedir.

OTOMOTİVİN LİDERLERİ GELECEĞİN TRENDLERİNİ CEO CLUB’TA KONUŞTU

Capital ve Ekonomist dergilerinin öncülüğünde, Vodafone Business sponsorluğunda gerçekleştirilen CEO Club, otomotiv dünyasının liderlerini buluşturdu. İş dünyasının geleneksel buluşma noktası CEO Club’ın “Otomotivin Geleceği Buluşması” kapsamında sektöre yön veren kuruluşlarının temsilcileri, yeni trendleri ve sektörü nasıl bir geleceğin beklediğini ele aldı.

Capital ve Ekonomist dergilerinin öncülüğünde, Vodafone Business ana sponsorluğunda düzenlenen “CEO Club Otomotivin Geleceği Buluşması”nda otomotiv dünyasının önde gelen isimleri sektörün bugününü, ekonomiye katkılarını ve teknolojik gelişmeler ışığında dönüşümünü değerlendirdi. Buluşmada performansıyla öne çıkan otomotiv şirketleri de ödüllendirildi.

Aytemiz, Koç Sistem ve Moto Guzzi co sponsorluğunda, Sarkuysan destek sponsorluğunda Shangri La Bosphorus’ta gerçekleştirilen “CEO Club Otomotivin Geleceği Buluşması”, Capital Yayın Yönetmeni Sedef Seçkin Büyük ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Daha sonra Koç Sistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca “Otomotivde Dijital Dönüşüm” başlıklı bir sunum yaptı.

CEO oturumunda düzenlenen ve Doğan Holding Otomotiv Grubu Genel Müdürü Kağan Dağtekin’in moderatörlüğünü yaptığı “Yeni Trendler&Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde Yazaki Türkiye’nin Ülke Başkanı Ali Rıza Alptekin, Hyundai Assan Genel Müdürü Murat Berkel, Mercedes Benz Türk Başkanı ve CEO’su Süer Sülün ve Koçfinans CEO’su Yeşim Pınar Kitapçı teknolojik gelişmelerin sektöre yansımasını ve geleceğe ilişkin öngörülerini paylaştı.

Başkanlar Oturumu’nda ise Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin’in moderatörlüğünü yaptığı “A’dan Z’ye Dönüşüm & Sonuçları” başlıklı panel düzenlendi. Panelde Otomotiv Distribütörleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Haydar Bozkurt, Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün ile Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Murat Şahsuvaroğlu, sektörde teknolojinin kullanımı, yüksek katma değerleri üretim, global rekabet gücünün artırılması için izlenmesi gereken stratejileri değerlendirdi.

Meltem Bakiler Şahin: İşletmeleri yarına hazırlayacak çözümler sunuyoruz

Dijitalleşme yarışında hızlı ve doğru adımları atamayan şirketlerin geleceğin dünyasında rekabetin gerisinde kalacağını belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi:

“Her şeyin akıllandığı ve birbiriyle bağlantı kurduğu günümüz dünyasında otomobillerin bu teknolojiden uzak olması düşünülemez. Otomotiv dönüşümün en hızlı yaşandığı sektörlerin başında geliyor. Forbes’un araştırmalarına göre 2030 yılında 700 milyon bağlantılı araç, 90 milyon otonom araç ve 250 milyon da elektrikli ve hibrid otomobil yollarda olacak. Gartner; 5G ile birbirine bağlanan otomobil sayısı halihazırda %15 seviyesindeyken bu oranın 2023’te %74’e yükseleceğini öngörüyor. Biz de Vodafone olarak, teknoloji üreten, teknolojide inovasyon yapan bir kurum olmayı hedefliyoruz. Müşterilerimize sunduğumuz terzi usulü çözümlerin beraberinde, kendilerini özel hissettiren farklı çözümler sunarak memnuniyeti daima ilk sırada tutuyoruz. Ve her zaman gelecek heyecan verici diyoruz, o heyecanın en fazla yaşandığı sektörlerden otomotiv ile de önemli projeler geliştiriyoruz. En güzel örneklerden biri Bağlantılı Araç Çözümlerimiz. Bağlantılı Araç Çözümleri ile otomobillerdeki tüm veriler anlık olarak raporlanıyor. Araç içerisindeki konum, hız, motor devri, fren pozisyonu, yakıt seviyesi gibi tüm bilgileri topluyor. Alınan veriler gerçek zamanlı işlenerek sürücünün aracı kullanım performansı da ortaya çıkmış, trafikte de daha güvenli bir seyir sağlanmış oluyor.”

Vodafone Türkiye hakkındaDünyanın en büyük telekomünikasyon şirketlerinden biri olan Vodafone Grubu’nun bünyesinde yer alan Vodafone Türkiye, “teknoloji iletişimi şirketi” olma vizyonu doğrultusunda, birey ve kurumlara sabit, mobil ve içerik hizmetleri dahil tüm telekomünikasyon teknolojilerini tek çatıda sunmaktadır. Türkiye’nin en büyük uluslararası doğrudan yatırımcılarından olan Vodafone Türkiye’nin bugüne kadar toplam yatırımları 22 milyar TL’ye yaklaşmıştır. Vodafone Türkiye, 31 Aralık 2019 itibarıyla 23,4 milyon mobil müşteriye ve 1 milyonu aşkın sabit genişbant müşterisine hizmet vermektedir. Ayrıntılı bilgi için www.vodafone.com.tr adresi ziyaret edilebilir

Koronavirüs sonrası ekonomi senaryosu

Toplum sağlığıyla birlikte ekonomiyi de etkileyen Koronavirüs salgını, etkisini yitirdiğinde dünyayı yeniden şekillendirecek. Bugünlerde karantina ve salgın konuşulsa da perakende dünyasında yeni bir çağ başlayacak. Yeni nesil araştırma ve perakende teknolojileri şirketi REM People’a göre Koronavirüs sonrası gelecekte üretim, istihdam, ithalat ve perakende satış stratejileri ve uygulamaları mecburen değişecek…

Dünyayı saran Covid-19 (Koronavirüs) salgını bu yıl gerçekleşecek hemen her şeyi yeniden şekillendirdi. Karantina kararları, Çin’in kapılarını kapatması, küresel taşımacılığın durması ve sosyal mesafe ekonomiyi de dönüştürüyor. Yeni nesil araştırma ve perakende teknolojileri şirketi REM People’a göre bu salgınla birlikte Türkiye ve dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Uluslararası markalara 43 ülkede perakende analitiği hizmeti veren REM People’ın CEO’su Bülent PEKER, Koronavirüs sonrası senaryoda üretim, istihdam, ithalat ve perakendede yaşanması muhtemel gelişmeleri şöyle anlattı:

Çin’in düşüşü mü?:

Çin geçtiğimiz 20 yılda dünyada hemen her şeyin lider tedarikçisi oldu. Ancak Koronavirüs sonrası birçok üretici karantina nedeniyle kapandı. Dünyanın büyüme motoru iki aylık bir uykuya daldı. Bu durum birçok kuruma Çin pazarının ne kadar öngörülemez olabileceğini gösterdi. Koronavirüs sonrası üretimle ilgili birçok alanda Çin pazarı liderliğini korusa bile bazı yerel alternatiflerine (rakiplerine) karşı güç kaybedeceğine kesin gözle bakılıyor.

Stok politikası değişecek:

Modern şirketlerin övündüğü en önemli eğilim ‘tam zamanında’ ürün politikasıydı. Yani ihtiyaçları karşılamak için mümkün olan en düşük stoğu muhafaza etmekti. Ancak karantina gibi tedarik zincirindeki olası sorunlar bu sistemi çökertiyor. Artık kurumlar, belirsizliklere karşı envanterlerini yeniden ayarlayacak ve daha fazla stok tutma eğiliminde olacaklar.

Yerel ürünler artacak:

Uluslararası nakliye ve seyahat kısıtlamaları insanlar gibi ürünlerin de bir noktadan diğerine ulaşmasını engelliyor. Bu durum bağlantılı küresel bir ekonomide büyük sıkıntılar yaratabiliyor. Koronavirüs sonrasında ürünlerin satılacağı ülke içinde üretilmesine dikkat edilmesi bekleniyor.

Toplantılar dijitalleşecek:

Dünyada hemen hemen her yerde büyük toplantıların yılın ikinci yarısına kadar erteleneceği bir gerçek. Ancak şirketlerin satış ziyaretleri, küçük toplantılar, seminerler ve sunumlar dijital iletişim kanallarına kaymaya devam edecek. Koronavirüs salgını bitse bile uzaktan çalışma (remote work) ve dijital platformlarda gerçekleşen toplantılar artık hayatın daha büyük bir parçası haline gelecek.

Evden çalışma dönemi:

Evden (uzaktan) çalışma sisteminin verimliliği üzerindeki tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Bu dönem evden çalışmanın gerçekten mümkün olup olmadığını ya da verimliliğini tüm şirketlere göstermek üzere. Salgın sonrası dönemde birçok şirket ofis alanlarına yapılan yatırımların ne kadar anlamlı olduğunu sorgulamaya devam edecek. Özellikle evden/uzaktan çalışma konusunda yepyeni bir dönemin başlangıcında olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Değişime açık olmak:

Koronavirüs pandemisi son 100 yılın en önemli olayları arasında yerini aldı bile. Bundan sonraki süreçte başta devletler olmak üzere, birçok kamu ve özel kurumun benzer olaylara karşı acil eylem ve alternatif kaynak yönetim planının olması gerekecek.

REM People hakkında:

REM People, 2015 yılında perakende şirketlerine bağımsız denetim ve danışmanlık hizmeti sunmak amacıyla kuruldu. Perakende analitiği alanında faaliyet gösteren REM People, firmaların, satış noktalarındaki verimliliğini ölçümleyip çözümler sunuyor. REM People, Adel Kalemcilik, Bayer, Bel Groupe, Canon, Danone Nutricia, Haribo, Huawei, Intel, JBS Seara, Kellogg’s, Kimberly Clark, Microsoft, Mondelez, Nestle, P&G, PepsiCo, Pernod Ricard, Red Bull, Superonline, Samsung, Turkcell ve Unilever gibi dünya devlerine 43 ülkede hizmet veriyor.

Hidrojen Yakıt Hücreli Ağır Ticari Araç Geliştiriyor.

Toyota ve Hino, hidrojen yakıt hücreli ağır ticari araç geliştirmek için işbirliği yapıyor. Bu kapsamda hidrojen yakıt hücreli ticari aracın doğrulama testleri ve pratik kullanımına yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek. 600 kilometrelik sürüş menzili sunacak yakıt hücreli ağır ticari araç, hem çevresel performansta hem de pratik kullanımda yüksek standartlar sağlayacak.

En önemli kurumsal hedeflerinden biri olarak küresel çevre sorunlarını çözmek üzere proaktif çalışmalar yapan Toyota ve Hino, 2050 yılında CO2 emisyonlarını düşürmek için geniş bir kullanım alanına hizmet sunacak elektrikli araç teknolojileri geliştiriyorlar. Japonya’da toplam CO2 salınımının yüzde 60’ının ticari araçlara ait olması, bu girişimin önemini daha da ortaya koyuyor. Ağır ticari araçların yaygın olarak elektrikli kullanımı için ise hem çevresel performans hem de iş kapasitesi anlamında yeterli sürüş menzili, yükleme kapasitesi gibi birçok gerekliliği karşılaması gerekiyor. Bu nedenle hidrojen yakıt hücreli araçlar elektrikli araçlara göre daha yüksek enerji yoğunluğuyla verimli bir performans sunabiliyorlar.

Hino Profia modeli üzerine yapılacak yakıt hücreli ağır ticari araç, Toyota ve Hino’nun uzun yıllar boyunca elde ettiği deneyimle birlikte geliştiriliyor. Şasi, yakıt hücreli aracın optimum yerleşimi için özel olarak tasarlandı ve yeterli yükleme kapasitesi için kapsamlı bir ağırlık azaltma çalışması yapıldı. Güç ünitesi olarak ise, Toyota’nın yeni nesil Mirai için geliştirdiği iki yakıt hücresi sistemi yer alacak. Bununla birlikte Hino’nun geliştirdiği ve hibrit ağır ticari araç teknolojisinde uygulanan araç kontrol sistemleri kullanılacak.

Toyota ve Hino hidrojeni gelecek için önemli bir enerji kaynağı olarak görüyor. Birlikte çalışarak teknolojiler geliştirecek iki üretici, 2003 yılında birlikte yakıt hücreli araç çalışmasına başlamalarından bu yana geçen 15 yılda yenilikçi yakıt hücreli araçlar geliştirdi.

Toyota ve Hino, hidrojen toplumunun gerçek olması adına işbirliğini güçlendirmeyi ve çalışmalarını hızlandırmayı hedefliyor.

KORONAVİRÜS SALGINI TEDARİK ZİNCİRLERİNİ KIRDI.

Koronavirüs salgını ile tedarik zincirlerinde kamçı (talep abartma) etkisinin nasıl oluştuğunu çok net olarak görmüş olduk. Bazı ürünler bulunamaz hale geldi, market rafları boşaldı ve fiyatları katlandı. Parça tedariki sorunları nedeniyle üretim fabrikaları durdu. Devletler üreticileri korumak üzere ek önlemler aldı. Diğer taraftan ise e-ticarette adeta patlamalar yaşandı. Eve servis hizmetleri inanılmaz arttı. Kişiler arası fiziksel mesafe önemli hale geldi. Geçici sağlık tedarik zincirlerinin hızla kurulması gerekti. Sınırlarda TIR geçişleri durdu ve TIR kuyrukları oluştu. Araç sürücülerine 14 günlük karantina süresi uygulanmaya başlandı. RO-RO taşımacılığında sürücüler uçakla taşınamadı ve Avrupa Birliği içinde kalma süreleri kısaldı. Zaten var olan sürücü sıkıntısı katlanmış oldu. Karayolu taşımacılığında yaşanan kısıtlar nedeniyle yük, denizyolu ve demiryolu taşımacılığına kaydı. Önemli talep artışı oldu.

Denizyolunda ithalat konteynerlerinin zamanında boşaltılamaması nedeniyle ihracat limanlarında boş konteyner ihtiyacı artınca, daha temiz yakıt şartı ile artan fiyatlar daha da artmış oldu. Acil siparişler havayolu taşımacılığına kaydı. Ancak yolcu uçaklarının seferlerinin iptal edilmesi sonucu yük kapasitesi radikal ölçüde düştü ve rezervasyonlar haftalar sonrasına verilmeye başlandı. Demiryolu sınır geçişlerinde vagon dezenfektasyon işlemleri sonucu sefer süreleri arttı. Sonuç olarak tedarik zincirleri kırıldı mı? Evet. Tedarik zincirlerinde kamçı etkisi, ancak tedarik zincirleri senkronize hale getirilerek önlenebilir. Hızlı ve doğru bilgi akışı en temel konudur. Dünya Sağlık Örgütü’nün dediği gibi: “test, test, test”. Tedarik zinciri tarafları işlerin normalleşmesi için hızlı bilgi akışını ve birlikte hareket etmeyi önceden planlamalıdır. Tek merkezli çözümler yeterli olmamaktadır.


İçinde bulunduğumuz süreç bize bir kez daha lojistiğin önemini göstermiştir. Gerek sağlıkta tedarik zincirinin sürdürülebilirliği gerekse insanın besin, hijyenm vb ihtiyaçlarının giderilmesindeki sürdürülebilir hizmetlerin sunulmasında lojistik fonksiyonların ne nedenli önemli olduğunu görmüş bulunuyoruz. Sokağa çıkma yasağı kadar sokağa çıkamayanların temel gereksinmelerinin de karşılanması gerekmektedir.


Tedarik zinciri maliyeti satın alma, üretim ve lojistik maliyetlerin toplamından oluşmaktadır. Son olaylardan çıkaracağımız sonuç daha dirençli tedarik zincirleri kurmamız ve afet anı ile afet sonrası önlemleri birbirinden ayırmamız gerektiğini göstermektedir. Salgın afeti dönemlerinde temassız dış ticaret yöntemleri bulmamız gerekmektedir. Bu noktada demiryolu ile dış ticareti artıracak altyapı yatırımları önem kazanmaktadır. Sınırda sürücü değişimi, konteyner değişimi (dolu-dolu, dolu-boş), yarı römork değişimi ve hızlı dezenfektasyon yöntemlerinin daha da geliştirilmesi gerektiği açıktır. Bunun için tampon bölgeler oluşturulması gerekmektedir. Alternatif güzergahlar ve sınır kapılarının belirlenmesi ve gerektiğinde hızla devreye alınması çözümleri dikkate alınmalıdır. Farklı güzergahlarda farklı ülkelerin farklı geçiş ücretleri olmaktadır. Bu ülkelerle yapılacak geçici anlaşmalar ile uygun güzergahlar oluşturulabilir.


Araç sürücülerine sınır girişlerinde uygulanan 14 günlük karantina süresi en kısa sürede uygulamadan kaldırılmalı ve sınırlarda test kitleri ile hem Türk hem de yabancı araç şoförlerinin test sonucuna göre giriş/çıkışına müsaade edilmelidir. Araç sürücülerinin AB ülkelerinde kalış süreleri ile ilgili artırımlar yapılmalıdır. Sürücü vize uygulamaları öncelikli olarak değerlendirilmeli ve yeni vizelerde süre uzatılarak verilmelidir. İlgili kurumların koordinasyonuyla çalışma ve dinlenme sürelerinde uygulanacak, güvenliğe olumsuz tesir etmeyecek toleranslar yayınlamalı, ihtiyaca göre süre uzatımı yapılmalıdır. Deniz ihracat konteynerlerinin iş süreçlerini basitleştirmek adına Doğrulanmış Brüt Ağırlık (VGM) tartı sonucu uygulamasına ara verilmeli, gemi acenteleri gönderici firmalardan bu konuda taahhüt yazısı talep etmelidir. Sürücü/Yük sistemi yönetimin tekrar ele alınarak sürücü ve firmaların takograf temini basitleştirilerek hızlandırılmalıdır. Uluslararası nakliyatta çalışacak yeni sürücülerin temini için planlama yapılmalı (eğitim, sınav, belgelendirme), bazı SRC ve ADR eğitim ve sınavlarını internet üzerinden verilebilirliği değerlendirilmelidir.

Gümrüklerde memurların vardiyalı çalışması iş süreçlerini uzatmaktadır. Bunun yerine kağıtsız işlem süreçlerinin etkin kullanılması sağlanarak süreç hızlandırılmalı ve her aşamada iş kaybını önleyecek önlemlerin alınması gerekmektedir. Açıklanan pakette salgından oldukça fazla etkilenen lojistik sektörüne muhtasar ve KDV beyanname ödemelerinin 6 ay süreyle ertelenmesi dışında özel bir destek yoktur. Zaten bu destek 16 sektöre verilmiştir. Bu dönemde lojistik için önemli bir maliyet kalemi olan yakıttaki ÖTV kaldırılarak hizmetin daha uygun şartlarda verilmesi sağlanmalıdır.
Orta vadeli bir adım olarak mal akışının güvenliğini sağlamak ve riskleri azaltmak üzere ülkemizi kapsayan uluslararası ana koridorları birbirine bağlayan ana ulaştırma koridorlarımız ile bu koridorlar üzerinde oluşturulacak lojistik merkez/köylerimiz belirlenmelidir.

Ülkemizde global tedarik zincirleri kapsamında çok sayıda şirket bulunmaktadır. Batı’daki ülkeler bazı ürünleri kendi ülkelerinde üretmek istememektedir. Türkiye ihracata dayalı kalkınma modeli ile büyümektedir. Ancak hammadde bakımından dışarı bağımlı olduğumuz gerçeğini de göz önüne almalıyız. Dolayısıyla bu hammaddelerin temin sürecinde şu an yaşadığımız aksaklıkları çok iyi tanımlamalı ve buradaki çözüm noktalarına odaklanmalıyız. Bazı ürünler ise Türkiye’de üretilememektedir. Dolayısıyla global tedarik zincirleri içinde hep olmak durumundayız.


Önemli olan tüm riskleri hesaplayıp gereken önlemleri almış olmaktır. Tedarik zinciri ve lojistik açıdan risk yönetimini sistemli ve sürekli bir şekilde proaktif olarak yapmamız ve kısa dönemde kriz yönetim sistemimizi güçlendirmemiz gerekmektedir. O halde tek merkezli tedarik modelinden çok merkezli tedarik modeline ekonomik olarak geçmenin yöntemlerini bulmalıyız. Stratejik ürünleri ülkemizde üretmeliyiz.


Sonuç olarak tedarik zincirlerinde seçenek fazlalığının ve çevikliğin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Gerek lojistik süreçlerde, gerekse üretimde seçeneklerin önceden belirlenmesi ve gelişmelerin dinamik bir biçimde izlenerek koşullara göre en uygununun kullanılması gerektiği anlaşılmaktadır.


Prof. Dr. Mehmet TANYAŞ

Lojistik Derneği (LODER) Başkanı

UTİKAD, KARA SINIR KAPILARIYLA İLGİLİ ÖNERİLERİNİ İLETTİ

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, “Koronavirüs/COVID-19 Kapsamında Avrupa Yönlü Karayolu Taşımalarında Alınabilecek Önlemler” ile ilgili hazırladığı bilgilendirmeyi T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a yazılı olarak iletti.

Çin’de başlayan COVID-19 hastalığının dünyaya hızla yayılmasının ardından Türkiye’nin bir numaralı ticari partneri olan Avrupa ülkelerinde sıkı önlemler alındı. Küresel lojistik sektörünü de etkileyen önlemlerin ardından ülkemizin Avrupa ülkeleri ile en önemli karayolu sınır bağlantımız olan Kapıkule Sınır Kapısı’nda Türk ve Bulgar makamlarının aldığı önlemler sonucunda yük taşıyan araçların kapı geçişleri uzadı, uzun beklemeler ve yığılmalar meydana geldi.

Türkiye’nin aldığı önlemler kapsamında gerek salgının yaygın olduğu ülkelerin vatandaşı yabancı şoförlerin ancak 14 günlük bekleme süresinden sonra Türkiye’ye geçişine izin verilecek olması, gerekse Avrupa’dan gelen Türk şoförlerinin 14 günlük izlem sürecinde evlerinden çıkamayacak ve çalışamayacak olmasının yanı sıra, bazı AB ülkelerinin vize işlemlerini durdurması veya çok az işlem yapmasından kaynaklanan vize sorunu nedeniyle Türk TIR filosunun çalışması ve acil yükleri taşıması neredeyse durma noktasına geldi.

UTİKAD, bu noktada Avrupa’ya açılan ve diğer karayolu sınır kapılarında alınabilecek önlemleri ve aşağıdaki önerilerini T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a iletti.

SINIR KAPILARINDA KARAYOLU TAŞIMACILIĞININ DEVAMININ SAĞLANMASI İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

1- Araçlarıyla Türkiye sınırına gelen Türk ve yabancı uyruklu şoförlere 14 gün karantina uygulaması yerine COVID-19 salgını ile mücadelede çalışmalarını aralıksız sürdüren Bilim Kurulu’nun da onayladığı hızlı tanı testlerinden Kapıkule’de kurulacak test merkezine yeterli miktarda temin edilerek, her şoföre testin yapılması ve sonucu negatif çıkan şoförlerin seferlerine devam ettirilmesi;

2- Türkiye’den ihracat taşımaları için Avrupa’ya doğru gidecek araçlar için de Bulgar makamlarıyla anlaşma sağlanarak, Kapıkule Sınır Kapısı’nda yeniden yapılacak hızlı test sonucu negatif çıkan yabancı ve Türk şoförlerin Bulgar makamlarına bildirilmesi ve koordineli bilgi akışı sonrasında araç çıkışlarının yapılarak Avrupa Birliği ülkelerine geçişlerine izin verilmesi;

3- Kapıkule Sınır Kapısı’nda uygulanacak yöntemin, kurulacak test merkezleri aracılığıyla diğer karayolu sınır kapılarında da uygulanması;

4- Türk şoförlerin Schengen vizelerinin belirli bir tarihe kadar otomatik olarak uzatılması için AB nezdinde acil girişimde bulunulması;

5- AB ülkelerinin Türk taşıma araçlarına uyguladığı kota ve transit geçiş belgesi sisteminin askıya alınması için AB nezdinde acil girişimde bulunulması.

Koronavirüs salgınına yönelik alınan Avrupa ülkelerinde de çeşitli önlemler alınmakta, ancak lojistik akışların devam etmesi için yük taşımacılığına gerekli sağlık önlemlerinin alınması şartıyla farklı uygulamalar, istisnalar ve kolaylıklar sağlanmaktadır. AB kurumları taşıma işinin durdurulmaması için azami gayreti göstermekte, araç sürücüleriyle ilgili zaman kısıtlaması ve benzeri uygulamaları gevşetmektedir.

Önerilerin amacı yüklerin sınırlardan 15 dakikanın altında geçmesi, yolların yük taşımacılığı için açık tutulması, taşımacılığa yönelik ulusal sınırlamaların kaldırılması ve taşımacılık sektöründe çalışan herkese uygulanan idari prosedürlerin azaltılmasıdır.

UTİKAD Hakkında;

1986 yılında kurulan Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD); lojistik sektörünün en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi olarak Türkiye’de ve uluslararası alanda kara, hava, deniz, demiryolu, kombine taşımacılığı ile lojistik hizmetler üreten firmaları aynı çatı altında toplamaktadır. UTİKAD, üyelerine verdiği hizmetlerin yanı sıra, lojistik sektörünün dünya çapındaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu’nun (FIATA) Türkiye temsilciliğini üstlenmiş ve ülkemizi FIATA Yönetim Kurulu’nda temsil etmektedir. Ayrıca Avrupa Taşıma İşleri Organizatörleri, Taşımacılık, Lojistik ve Gümrükleme Hizmetleri Derneği (CLECAT) üyesi ve Ekonomik İş birliği Teşkilatı Lojistik Sağlayıcıları Dernekleri Federasyonu (ECOLPAF) kurucu üyesidir.