Lojistik Sektöründe Değer Kazanmanın Yeni Yolu: Yazılım Şirketlerine Dönüşmek!

389
Lojistik, tarihin en eski ticaret faaliyetlerinden biridir, ancak şu anda bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. Geleneksel taşımacılık işlerini bir yana bırakarak yazılım ve teknolojinin daha entegre bir parçası haline gelmeyi içeriyor.   Lojistik dünyası, geleneksel taşıma ve depolama yöntemlerinden, daha teknolojik, veri odaklı bir paradigma olan Lojistik 4.0’a doğru hızla ilerlemektedir. Bu değişim, Endüstri 4.0’ın bir uzantısı olarak görülebilir ve dijitalleşmenin lojistikteki etkilerini merkeze almaktadır.   Endüstri 4.0 kavramı, ilk olarak 2011 Hannover Fuarı’nda Alman hükümeti tarafından tanıtıldı. Bu, işletmelerin tüm operasyonlarını dijitalleştirmesi ve birbirine bağlaması fikri üzerine kuruludur. Bu, lojistik şirketleri için de büyük bir anlam ifade etmektedir. Dijitalleşme, lojistik şirketlerinin işlerini daha verimli, hızlı ve uyumlu hale getirmelerine yardımcı olmaktadır.  

Lojistik 4.0, Philip Kotler ve Hermawan Kartajaya’nın “Pazarlama 4.0: Dijital Dünyada Liderlik” adlı kitabında da işlenen bir konsepttir. Yazarlar, dijital dönüşümün tüketicilerle etkileşim şekillerini nasıl değiştirdiğini tartışırken, bu değişimin lojistik ve tedarik zinciri yönetimi üzerindeki etkilerini de vurgulamaktadırlar (Kotler & Kartajaya, 2017).   Klaus Schwab’ın “Dördüncü Sanayi Devrimi” adlı kitabı, yeni teknolojilerin iş dünyasını nasıl değiştireceğini ayrıntılı bir şekilde açıklar. Bu devrim, lojistik sektörü için de önemli bir dönüşümü ifade eder. Schwab, “Dijitalleşme ve globalleşme, hiç olmadığı kadar hızlı bir değişime ve dönüşüme neden oluyor” diye yazmıştır. (Schwab, 2016).  

Sebastian Kotzab ve diğer yazarlar tarafından hazırlanan “Lojistik 4.0 ve Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi” adlı çalışma, dijital dönüşümün lojistikte sürdürülebilirlikle nasıl bir araya geldiğini araştırmaktadır. Yazarlar, otomasyon, veri analizi ve akıllı cihazların, çevresel etkiyi azaltmanın yanı sıra, iş verimliliğini artırdığını göstermektedirler (Kotzab et al., 2018).   Gelecek düşünürü Peter Hinssen’in “The Day After Tomorrow” adlı kitabında, dijitalleşmenin yalnızca bugünün problemlerini çözmediğini, aynı zamanda yarının fırsatlarını yarattığını iddia eder. Bu bakış açısı, lojistik şirketlerinin teknoloji yatırımının sadece mevcut iş süreçlerini optimize etmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni iş modelleri yaratma potansiyeli taşıdığını göstermektedir (Hinssen, 2017).   Bu dönüşüm, şirketlerin sadece operasyonlarını değil, aynı zaman da finansal yapılarını da değiştirmektedir.

EBIT, ROI gibi finansal ölçütler, şirketlerin dijital dönüşümlerinin nasıl bir değer yarattığını göstermek için kullanılır. Bu ölçütler, şirketlerin daha verimli, etkili ve rekabetçi olmalarına yardımcı olan bu dönüşümün gerçek sonuçlarını ortaya koymaktadır.   Futurist Thomas Frey, “Geleceğin Taşımacılığı” adlı çalışmasında şirketler için değişimin sadece kaçınılmaz değil, aynı zamanda gerekli olduğunu iddia eder. Frey’e göre, “Lojistik, gelecekte sadece teknolojiyle değil, aynı zamanda veri bilimi, yapay zeka ve otomasyonla da şekillenecek” (Frey, 2019).   Bu bağlamda, lojistik sektöründe dijital dönüşüm ve yazılım entegrasyonu, sadece bir trend değil, aynı zamanda modern iş dünyasının kaçınılmaz bir gerekliliğidir.
Sponsor