Ana Sayfa Röportajlar Otomatik depoların sağladığı faydalar nelerdir?

Otomatik depoların sağladığı faydalar nelerdir?

4763

“Depo Tasarımında Yaşanan Sıkıntılar ve Otomatik Depoların Sağladığı Faydalar” hakkında ÜÇGE A.Ş. Robotik Sistemler Proje Yöneticisi Akın SAKA ile röportajımızı bilgilerinize sunulur.

Sizi biraz tanımak isteriz. Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Bendeniz, 1979 Almanya doğumlu eski bir Bursalıyım.

İlk, orta ve lise eğitimini Bursa da aldıktan sonra sırasıyla;

Dokuz Eylül üniversitesi Makine Konstrüksiyon bölümünü ve Anadolu üniversitesi işletme bölümlerini bitirdim. Halen de Netken Üniversitesi Bilişim Sistemleri Mühendisliği bölümünde öğrenciyim.

İlk üniversitemden mezun olduktan sonra çeşitli firmalarda otomasyon projelerinde görev aldım.

2006 yılından buyana ise metot mühendisi olarak başladığım ÜÇGE aş. Firmasında birçok pozisyon ve sorumlulukta çalıştım.

Süreç içerisinde Depo Raf sistemleri uzmanlık alanında onlarca ar/ge projesinde görev alıp, sektörde; Türkiye için yeni olan ve daha önce yapılmayan birçok introlojistik ürününün ve çözümünün tasarımından üretimine yerlileşmesine katkı sağladım.

 Bu bilgi birikimiyle 2015den itibaren Üçge DRS de Akıllı Depolama Projeler Yöneticisi görevini de üstlenip; bu sıfatla birçok tam otomatik depo projesini müşteri ihtiyaçlarını analiz ederek tasarlayıp ve teslimine kadar bütün süreçlerini yönetme şansını yakaladım.

Tabi zaman içerisinde kazanılan deneyimin bir çıktısı olarak 2010 dan bu yana devam edegelen işlerin yanı sıra çeşitli lojistik dergilerinde genellikle introlojistik konuları üzerine bazı makaleleri kaleme alıyorum. Ara ara da üniversite ve lojistik derneklerinin düzenlediği çoğunlukla yurt içi ama zaman zaman yurt dışında da olabilen lojistik seminerlerinde bilgilerimi paylaşmaya da devam ediyorum.

Sizce kusursuz bir depolama sistemi nasıl olmalıdır? Okuyucularımıza biraz bahseder misiniz?

Keşke, “kusursuz depolama sitemi şudur!” diyerek sorunuzu cevaplayabilmem mümkün olsaydı. Ancak böyle bir cevap yok maalesef.

Çünkü bu konu çoğunlukla; Deponun hangi sektör ve pozisyon için kullanılacağına, depo ihtiyacını oluşturan konulara, depo ihtiyacının hangi seviyede olduğuna ve depodan beklenenlere göre değişen ve de esasen kusursuzluktan ziyade optimumun olması hedeflenen Çözümler ve yöntemler kümesidir.

Bu noktada bahsettiğimiz bu optimum depo için ancak bazı ilkelerden bahsedebiliriz.

İlk olarak deponuzun değerlerini biliyor olmanız önemli, yani her şeyden önce veri madenciliği yapmalı ve en azından deponuzdaki fiziksel ve niceliksel ürün çeşitliliğini, ürün bazlı çevrim zamanlarını ve genel olarak deponun besleme boşaltma sürelerini tespit etmelisiniz.

Bu verileri elde ettikten sonra ise elinizdeki; mekân, bütçe vb. imkânları da düşünerek; en az iş gücü ve yüksek doğrulukla yönetebileceğiniz yapıyı planlamasınız.

Unutulmamalıdır ki depolardaki tek amaç depolamak değildir. Ürünlerin stoklanması saklamak için değil, üretim ve tüketim arasında dengeyi sağlamak ve bu akışı lokasyondan bağımsız bir şekilde kusursuz hale getirmek içindir. Ayrıca günümüzde depoların başka çok önemli bir fonksiyonu da Sipariş yönetimidir dolayısıyla birçok farklı ürünü sipariş bazlı birleştirmek ve ayrıştırmak depo içerisinde önceden planlanması gereken konulardandır.

Depoda malzeme akışı nasıl sağlanıyor? Yani malzeme depoya girdikten sonraki süreç nasıl işliyor?

Az önceki soruda da bahsettiğim gibi Depo adıyla andığımız yapılar ihtiyaçlara ve hedeflere göre şekillenen oldukça çeşitli organizmalardır. Yani Depolardaki malzeme akışından bahsedebilmek için kabaca da olsa depoları sınıflarına göre ayırmak ve buna göre değerlendirmek doğru olacaktır.

Örneğin üretim sonrası bitmiş ürünlerin depolanmasından bahsediyorsak yani üretimden gelen ve müşterisine gitmeden önce sevkiyat öncesi beklemesi gereken ürünlerin depolarında literatürde “I” akışı dediğimiz yöntem çoğunlukla doğru iken.

Bir lojistik firmasının kullanacağı depoda; yani eş zamanlı birçok ürününün birçok farklı kaynaktan geldiği ve birçok farklı rout için faklı siparişlerin hazırlanıp gönderildiği bir depoda “U” tipi bir akış planlamak ve mutlaka ürün tiplerine göre depoyu lokasyonlara ayırıp birkaç farklı deporaf tipiyle depoyu kurgulamak daha doğru olacaktır.

Ayrıca stoklanacak ürünün fiziksel ve niceliksel durumu da akışı etkileyen konulardandır. Örneğin bir donuk gıda deposundan bahsediyorsak bu depo için mümkün olan her alanı depolama alanı olarak kullanmak, soğutma maliyetleri de düşünüldüğünde öncelikli konu olacaktır. Dolayısıyla derinlemesine stoklama yöntemi tercih edilebilir.

Ya da yüksek alan maliyetleri, sıfır risk ihtiyacı, yüksek hız, hızlı sipariş ayrıştırma ve toplama gereksinimi vb. konular tüm malzeme akışını otomatik olarak yöneten tam otomatik depolama seçeneğini gündeme getirecektir.

Depo yönetiminde karşılaşılan en büyük problemler nelerdir ve nasıl çözülebilir? Bizimle paylaşabilir misiniz?

Depo yönetiminde karşılaşılan başlıca problem, bence veri analizinden bağımsız olarak kurgulanan kalıplarla hareket etmektedir. Bir depo planlanırken en uygun zaman aslında bina tasarımı aşmasında başlar ama maalesef bu aşamada çok az yatırımcının aklında depo vardır Üretimin bütün süreçleri gözden geçirilir bütün yatırım üretim üzerinden şekillenir ve arta kalan kaynak ve zamanla da lojistik operasyonları planlanmaya çalışılır. İşte bu yaklaşım özellikle üretim ağırlık çalışan firmaların düştüğü en büyük yanılgıdır.

Bunun en büyük örneğini yakın dönemde beyaz et sektöründe fiilen yaşadık. Şöyle ki o dönem Rusya ve orta doğu pazarını keşfeden beyaz et sektörü üretimini neredeyse komple sektör olarak baştan planladı ve el değmeden üretime geçti, müthiş yatırımlar yapıldı. Ancak bu yatırımlar yapılırken çok az firma lojistiğini ve iç lojistiğini de bu yatırımlara paralel olarak geliştirdi.

Ve 2008 de tüm dünyada kuş gribi patladığında ve bunun sonucu olarak beyaz et üreticilerinin siparişleri bıçak gibi kesildiğinde o güne kadar iç lojistik süreçlerini özellikle de depo yatırımlarını değim yerindeyse “bir şekilde halleden” firmaların daha önce yaptıkları milyon dolarlık yatırımların nasıl boşa çıktığını gördük maalesef. Oysaki depolarını da üretimlerindeki teknolojiye ayak uyduracak şekilde planlayan firmalar o günlerden güçlenerek çıktı ve birer dünya markası oldular.

Maalesef Depoların hiç hak etmemelerine karşın hep ikinci planda kalma gibi bir problemleri var. Lojistik deyince insanların ilk aklına gelen tırlar gemiler olur fabrikalar deyince de üretim alanları oysaki depolar lojistik ve üretimin kesişim kümesidir ve her iki sürecinde olmazsa olmaz yapılarıdır.

Otomatik depoların sağladığı faydalar nelerdir?

Birinci Endüstri Devrimiyle üretimin makinalaşması sonucu gelişen endüstriyel depolar. İkinci Endüstri Devrimi sonrası seri üretim mantığı sonucu olarak çeşitlenmeye başlar. Üçüncü Endüstri Devrimiyle üretimin otomasyonla tanışması ve sayısallaşması da otomatik depoların temellerinin atıldığı yıllardır.

Son noktada endüstri dört sıfır la birlikte otomatik depolar Akıllı depolara evrilip üretim ve sevkiyatla entegre bir hale gelmiş oldu.

Başlangıçta belirlenen kurallara göre yazılan, yazılım katmanlarının, kontrol ettiği; projeye özel tasarlanıp üretilmiş, istifleme ve taşıma makinelerinin, birbirleriyle entegre olarak yine projeye özel tasarlanıp üretilmiş raflar arasında, hiçbir insan müdahalesi olmaksızın, otonom olarak çalışmasıyla; bütün bir deponun tek bir makine gibi kullanılmasını sağlayan sistemlerdir.

Dolayısıyla Yüksekliği çok iyi kullanmalarıyla öne çıkarlar manuel yöntemlerle ulaşamayacağınız yüksekliklerde depolama yapmanızı sağlar yani taban alan maliyetlerinin git gide arttığı metropoller de rekabetçilikleri yüksektir.

Ayrıca otomatik çalışan bütüncül yapısı sayesinde sıfır risk ile adeta firesiz olarak ürünlerin depolanması ve toplanması sağlanır. Yani yüksek hızlı bir depodan bahsediyorsak “otomatik depo olmazsa olmaz olacaktır.” diyebiliriz

Tabi özellikle günümüzde yaşadığımız salgınla birlikte büyüme ivmesi iyiden iyiye artan internet üzerinden alışveriş sistemlerinin yaygınlaşması arka planda yüksek çeşitlilikte ve yoğunlukta sipariş ayrıştırma ve toplama gereksinimi ortaya çıkarıyor. Bu durumsa kaçınılmaz olarak yüksek kapasiteli yüksek doğrulukta ve hızda çalışan otomatik depoları öne çıkartacaktır.

Aynı zamanda yine yaşadığımız salgının gösterdiği ve öğrettiği başka bir konu ise evden çalışma sistemlerinin önümüzdeki süreçte hızlanarak büyüyeceği gerçeği oldu buda bize; Uzaktan kontrol edilebilen tam otomatik akıllı depoların; önümüzdeki süreçte hayatımıza daha da gireceğini gösteren gerçeklerden birisi..

lojistikcilerinsesi.biz dijital haber sitesini biliyor muydunuz? Sitemizi incelediğinizde geliştirilmesi gereken ve güçlü yönlerimiz hakkındaki görüşlerinizi rica edebilir miyiz?

Lojistik biz görsekte görmesekte hayatın içinde hep vardı, hatta avcı ‘toplayıcı’ kavramından da anlaşılacağı üzere medeniyet tarihi kadar eski bir olgudan bahsediyoruz. Ve şu karantina günlerinde tekrar görüyoruz ki her şey dursa da durmayacak insanlıkla beraber gelişerek yaşamaya devam edecek bir gerçektir Lojistik.

Dolayısıyla Lojistikçilerin sesi gerek bu konudaki farkındalık çalışmaları gerekse de gençleri bu konularda bilgilendirmeleri açısından benimde takip ettiğim ve taktir ettiğim yapılardan birisi.

Sosyal medyanın gücünü de kullanarak bilinirliliğinizi arttırabilirsiniz.

Umarım başarılı çalışmaları kesintiye uğramadan devam eder…

Saygılarımla,

Akın SAKA

Lojistikcilerinsesi.biz

Çağla SARI

Dijital Haber Yöneticisi/Digital News Manager

Open Event