Ana Sayfa Makaleler TEM ( E80 ) Üzerindeki Kuyruklar ve Kara Nakliyesi

TEM ( E80 ) Üzerindeki Kuyruklar ve Kara Nakliyesi

1668

Bilindiği üzere ülkemizde uluslararası kara nakliyesinde ihracatçı firmalarımızın yaşamakta olduğu sıkıntılar, sorunlar saymakla ve yazmakla bitmez.

Open Event

İşin asıl garip tarafı yıllardır çözülememiş olan Cuma ve Cumartesi günlerinin ihracat ayağında yaşanmakta olan yoğunluğu. E-ticaret yapan firmaların hani var ya “Black Friday”’leri hani şu “ Kara Cuma”’ları… İşte aynı bu durum yaşanıyor Cuma günleri de ülkemizde ancak bu diğer gibi senede bir iki değil her Cuma…

Neden Cuma günlerine yüklenilir? Neden Cumartesi günü araçlar yollara düşer? Hafta yalnızca bu iki günden mi oluşmaktadır? Veya herkes hafta sonunu neden bekler?

Bakın şimdi bu ve diğer bazı sebepler bize yani bu ihracatçılara ve dolaylı olarak ta ülkemize nasıl elektrik, yol ve su olarak geri dönüyor.

Aynı anda ülkemizin dört bir yanından yola çıkan araçları bir kenara bırakın başlı başına ülkeyi ayakta tutan, ülke ekonomisini sırtında taşıyan İstanbul’umuzdan yola çıkan araçların E80 karayolunu izleyerek yaptıkları yaklaşık 260 km’lik sürüşleri sonrasında varamadıkları Kapıkule Gümrük kapımızdaki hallerini görün. Varamadıkları diyorum çünkü bizim tarafta oluşmuş olan kuyruk 15-20 km’leri bulunca bu araçların geçiş, kontrol noktasına varmaları neredeyse günleri buluyor.

Peki, bunun sebebi veya sebepleri neler?

Sebepleri incelediğimizde; ülkemiz içinde araçlar duble yolda ilerleyerek varmak istedikleri sınır kapımıza ulaştığında 3 polis ve 3 tescil noktasına girdiklerinde rahatlayan ( sınırı geçeceğini düşünmesiyle ) araç sürücüleri, karşı tarafa geçtiğinde yeniden duble ve hatta tek şeritlik yol ile karşı karşıya kalıyor. Daha kapımızdayken karşılarına çıkan yetersiz park sahası, polis ve tescil işlemlerinin 12 saat gibi süreleri bulması ile sinirler gerilmeye başlıyor. Hele birde Cumartesi günü yola çıkan araç bu noktaya vardığından ancak ve ancak Salı günü Kapıkule’den geçebiliyor. Bu süre içinde araç sürücüleri tüm zamanı araçlarında geçirmek zorunda kalıyor ve hatta uyuyamıyor. Bu noktada yeme içme ve tuvalet ihtiyaçlarını gideremeyen bu sürücülerin halini varın siz düşünün. Birde bu durumun üzerine komşumuz Bulgar sınır kapısında sistemlerin çalışmadığını öğrendiklerinde kazık çakmış gibi kalıyorlar oldukları yerde. Düşünün 6 adet polis kontrol noktanız var ancak sistem çalışmıyor. Banka mı bu ki sistemleriniz çalışmıyor ve/ya ülkemizdeki devlet dairelerinden biri mi? Ha birde sınırı geçmeden önce mazot almak isterse sürücünün vay ki haline… Tüm bunların sonucunda arkadan gelmekte olan onlarca, yüzlerce ve hatta binlere varan araçları düşünün… Bu sebeple ilerlemeyen bir yolda oluşturdukları sırayı ve bu sıradan kaynaklı kuyruğu! Bu trafik nasıl açılır, nasıl aşılır? Bu durumda bir kasıt var mıdır, yok mudur? Bu sorunun çözümü için kimler çalışıyor? Çalışılıyor mu? Belki de çözüm bellidir ve/ya basittir. Belki de çözüm biliniyordur. Biliniyorsa neden gereği yapılmıyordur?

Hadi burayı geçtiniz bir şekilde, birkaç günde peki ya Bulgar ve Roman topraklarından geçerken yaşanabilecek sorunlar, sıkıntılar… Bu sorunlarında üstesinden firmaların kendileri gelmeye çalışıyor, araçların duracakları parkları sınırlayarak, bu parkları standartlaştırarak ve sürücülerine tebliğ ederek, onlara anlatarak, araçları sürekli sistem üzerinden takip programları ile izleyerek.

Birde bakmışsın ki Macar ya da Çek kapısına gelmişsin. Araçta var serbest geçiş belgesi, rahatsın… Yok öyle rahatlık kimsede, bak bu belgen olmasına rağmen senden dozvala isteniyor gördün mü? Firmanın, zaten sayılı ve sınırlı sayıda verilmesi nedeniyle yanında bulunsun diye vermediği dozvala…

Haydaaa!!! Buda nereden çıktı şimdi? Şimdi ne olacak? Çek kenara aracı, şirketine ait başka bir aracın gelmesini bekle ki sana dozvala getirsin de sende ver geç. Of yaaa… Madem Gümrük Birliği’ne üye bir ülkeyiz neden dozvala kullanmak zorundayız? Ve kullanmak zorundaysak neden verilmiyor?

Üstüne üstlük Bulgar sınırındaki sorunlar nedeniyle saatlerce ve hatta günlerce Kapıkule’yi geçmek için bekle… İstediğin parkta konaklama yapama… Birde gel burada takıl, bekle… Biter mi bu çile, sen söyle?  Ya peki Sırp’ta, Hırvat’ta veya Roman’da tenteli araçların çektikleri mülteci sorunu… Tenteleri keserek, yırtarak araçlara binmeleri ve sınır geçişlerinde yakalanmaları sebebiyle araç sürücülerinin 5000 Euro’lara varan cezalar yemelerine ne demeli!  İngiltere’ye gidecek aracın Polonya üzerinden gitmesine ne demeli?!

Doğurduğu olumsuzluklar neler olabilir?

Bizim tarafta da baktığımızda, incelediğimizde şartlar pekiyi değil ve bu sebeplerden dolayı da daha ülkemiz topraklarında başlıyor sıkıntılar. Oluşmuş olan kuyruklardan dolayı araç sürücülerinin konaklama imkanları, yeme içme olanakları, tuvalet ve diğer şahsi ihtiyaçlarını giderebilme imkanları, araçlarına yakıt ikmal imkanları tamamen sınırlı ya da yok denecek durumda. Hele ki tuvalet ve duş gibi ihtiyaçlar başlı başına sorun teşkil ediyor. E şimdi bu şekilde bir yolculuk yapmak zorunda kalmış şoförümüz ne yapsın? Hangi psikoloji ile evine dönsün, dönebilirse… Bu zorlu yol şartları nedeniyle yakında zamanda bu işi yapacak insanda bulunamayacak. Yabancı ülkelere yaptığımız vasıflı insan transferlerine karşılık artık bizde yabancı ülkelerden transferlere başlarız sanırım.

SONUÇ:

Yukarda bahsettiğim sorunlar nedeniyle araçlara sürücü bulamaz hale geldik. İhracatta karayolunda iyileştirmelere gebe kaldık ancak kim ve/ya kimler tarafından yapılacağını bilemedik. Bazı STK’lar sorunları tespit etti ancak çözüme kavuşturamadılar. Karayolundaki sıkıntıları bertaraf edebilmek için demiryolunu kullanalım dedik… 10.eylem ve kalkınma planında belirtilmiş ve tespit edilerek yapılacağı söylenmiş, hatta Master Planı bile hazırlanmış hiçbir yazılanı yapmadık, yapamadık, başlayamadık bile… Üzerine bir de 11.eylem ve kalkınma planı çıkarttık. Lojistik köyler, merkezler kuracaktık, kurmaktan ziyade olanları kapatmaya başladık. Üzerine birde tuz biber olsun diye Küresel Kriz ile karşı karşıya kaldık. İhracatta giden araç dönüş yükü bulamaz oldu. Bu sebeple navlun fiyatlarında artışlar başladı. Sınır kapılarında sorunlar yaşamakta olan Türk plakalı araçların yerine yabancı plakalı araçlar ve sürücüler kullanılmaya başlandı. Ağır ticari araçların satışları sekteye uğradı ve hatta 50%’lere varan düşüler yaşandı. Ağır araçların bahsettiğim sorunlardan dolayı yaşadığı gecikmeler nedeniyle Panelvan araçlar ile komşu ülkeler arasında taşımacılık yapılmaya başlandı. E-Ticaret ciddi oranda arttı ve insanlar oturdukları yerden sipariş verir oldu. Dünyanın neresinden istersen anında elinin altında, ver siparişi ayağına kadar gelsin. OBOR’un etkisi ülkemize ne yönde olur? 40 vagonluk trenin ülkemize Hazar’ı geçerek gelişi bir ilk mi yoksa bir son mu olur? Marmaray’dan geçeceği bilinen bu tren sonrası, Marmaray bakıma alınır mı? Öncesinde de bir bakım yapıldı mı?

Peki, kim ve/ya kimler bu sorunlara çözüm bulacak/bulmalı? Bu sorunlar nedeniyle farkı çözümler üretilerek hangi çözümlere istinaden hangi adımlar atılmalı?

Sektör, üretim ve mevsimsel nedenlerden dolayı taşımacılıkta artış gösteren deniz taşımacılığının ( linear ve/ya tramp ) sonu var mı?  

Yeni açılmış havalimanının tam faaliyete geçememiş/geçmemiş olması hava taşımacılığında nasıl ve ne şekilde etkili oluyor?

Daha nice deli ve cevapsız kalmış sorular var aklımda. Hepsinin cevabı çok yakında!

GÜRKAN KAVRAZLI LOJİSTİK DANIŞMANI

Makale Organizasyonunu Yapan: Ayşe KARAKAYA

Lojistikcilerinsesi.biz

4pl.com.tr