Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu, Sektör Odaklı Kaliteli Eğitim” İlkesini Benimsemiştir

0

Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. H. Rıdvan YURTSEVEN, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonrasında, tercih heyecanı yaşayan tüm öğrenci ve velilere tercihler sırasında öğrencilerin yetkinliklerine, ideallerine ve okulların sundukları imkanlar ile öğrencilerin hedeflerine göre tercih yapmalarını vurguladı.

Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu kurulduğu 2013 yılından itibaren öğrencilerine sektörün beklentilerine uygun akademik eğitim sunmak ve öğrencilerine mezun olduktan sonra da istihdam süreçlerinde destek olmak amacıyla “Sektör Odaklı Kaliteli Eğitim” ilkesini benimsemiştir. Sektörle olan akademik bağlantısını; geçmişten geleceğe ve yerelden küresele olarak tüm ulusal değerleri evrensel değerlerle bütünleştiren bir anlayışla sürekli kılmaktadır.

Bu bağlamda SAB, Reysaş, Türk Sigorta Enstitüsü Vakfı (TSEV), Dardanel, Arçelik A.Ş., Atasun Optik, İŞKUR, KOSGEB gibi sektörde güçlü firmalarla iş birliği içerisinde olan Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu, iş birliği protokolleri ile firmalarla eğitim programları geliştirmekte, ortak panel, sempozyum ve seminer düzenlemekte, ARGE çalışmaları ve sosyal sorumluluk projeleri yürütmektedir. Öğrenciler sektörel iş birlikleri ile iş hayatı deneyimini kazanarak mezun olmaktadır. İŞKUR ile gerçekleştirilen Kariyer ve Hizmet Noktası İş Birliği Protokolü ve KOSGEB onaylı Girişimcilik Dersi ile mezuniyetlerinden sonra iş hayatına daha güçlü ve avantajlı başlamaktadır. Sektörle olan ilişkisini; öğrencilerine sunduğu yurtdışı olanakları ile pekiştiren Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu; hazırlık sınıfı birincisini yurtdışında dil eğitimine göndermekte, ayrıca Erasmus+ kapsamında yurtdışında eğitim ve staj olanağı sunmaktadır. Öğrenciler sektörel deneyimlerini yurtdışında staj yaparak pekiştirebilmektedir.

Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Rıdvan YURTSEVEN Meslek Yüksekokulu olarak mezunlarına sürdürülebilir istihdam olanağı sunmayı amaçladıklarını, bunu yaparken de hazırladıkları müfredat ve pratik derler ile öğrencileri iş hayatına hazır, nitelikli ve donanımlı olarak yetiştirdiklerini belirtti. 16 Temmuz-14 Ağustos tarihleri arasında Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu’nda gerçekleşen Tercih Günlerine tüm aday öğrencileri ve ailelerini davet eden Prof. Dr. Rıdvan YURTSEVEN; 15 farklı programları ile ilgili tüm içerikleri ve detaylı bilgiyi Tercih Günlerine gelerek Meslek Yüksekokulu akademik kadrosundan alabileceklerini ayrıca uzman tercih danışmanları ile de yapacakları tercihler ile ilgili görüşebileceklerini iletti.

Türk Karayolu Taşımacıları Çin Pazarı İçin Hazır!

0

Türkiye-Çin Karayolu Çalıştayı 8 Ağustos 2018 tarihinde Pekin’de gerçekleşti.    Türk Taşımacılarının Çin’e yönelik ticari taleplerinin dile getirildiği toplantıda, Türkiye – Çin Karayolu Anlaşması kapsamında belirlenen geçiş belge kotasının ilk etabı olan 800 adet ikili ve transit, 500 adet üçüncü ülke geçiş belgesi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkililerine teslim edildi.

8 Ağustos 2018 tarihinde Çin’in Pekin kentinde gerçekleştirilen Türkiye-Çin Karayolu Çalıştayına ülkemiz adına Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Pekin Büyükelçiği Yetkilileri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Uluslararası Nakliyeciler Derneği ve lojistik sektörünün temsilcileri katılım sağladı. Çin tarafı ise Çin Ulaştırma Bakanlığı, Çin Taşımacılar Derneği, demiryolu ve denizyolu taşımacılarından oluştu.

Anlaşma Türk Taşımacılığı İçin Büyük Önem Taşıyor!

2017 yılında Türkiye ile Çin arasında imzalanan uluslararası karayolu anlaşması kapsamında ikili ve transit taşımalar için 20.000 adet, üçüncü ülke taşımaları için ise 10.000 adetlik geçiş belge kotasında anlaşmaya varılmıştı. Bugüne kadar Çin tarafından teslim alınamayan söz konusu belgelerden 800 adet İkili / Transit ve 500 adet Üçüncü Ülke geçiş belgesi Çin yetkililerince ülkemize heyetine teslim edildi.

Çalıştay’a UND adına katılan ve yapılan görüşmelere dair bilgi veren UND İcra Kurulu Başkanı Recai Şen; “Mevcut geçiş belge kotalarının kullanılabilmesi için iki ülke arasında imzalanan karayolu anlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisinden onaylanarak geçmesi gerekmekte, şu ana kadar geçiş belgelerini alamıyorduk. Belgelerin alınması ile birlikte önemli bir kazanım elde ettik. Anlaşmanın Meclis’ten geçmesi ile birlikte de, Çin pazarı Türk taşımacılarına açılmış olacak. Türkiye ve Çin birbirleri için büyük bir lojistik potansiyel taşımakta ve biz uluslararası karayolu eşya taşımacılığı sektörü Çin ile batı ülkeler arasında yapılacak taşımalara talibiz.” dedi.

Recai Şen; “Dünyanın en büyük ihracatçısı Çin’in dolar bazında ihracatı geçen yıl yüzde 7,9 artarak 2 trilyon 260 milyar dolara, ithalatı da yüzde 15,9 yükselerek 1 trilyon 840 milyar dolara ulaştı. Çin’in ihracat taşımalarının %95’i denizyolu ile taşınmaktadır. Karayolunun payı ise %3 (68 milyar Dolar) civarındadır. Önceki yıllarda karayolu anlaşmalarının olmadığı ve yüklerin çok daha uzun sürelerde denizyolu ile gönderildiği düşünüldüğünde, Karayolu opsiyonu ile Çin ile ülkemiz arasındaki ihracat ve ithalat taşımalarının çok daha kısa sürelerde yapılabilecek ve hem sektörümüz hem de ülke ekonomimiz kazanacaktır.” dedi.

Vizesiz Çin Taşımaları Çok Yakında Başlıyor!

Çin ile ülkemiz arasındaki vize prosedürlerinin basitleştirilmesi konularının görüşüldüğü Çalıştay’da taşımacılık sektörünün vize sorunları da gündem maddesi olurken, bu konu ile ilgili Recai Şen; “Yapılan bu toplantıda, Çin sınırındaki Khorgos bölgesinden 90 km içeriye kadar olan Urumçi bölgesinin serbest bölge olarak tanımlandığı ve bu bölgeye yapılan taşıma ve yük alma işlemlerinde Türk taşımacılarının vizeden muaf şekilde taşıma faaliyetinde bulunabileceği Çin yetkililerce teyit edildi. Vizesiz taşıma imkânları ile birlikte, Çin’in Khorgos bölgesine getirilecek Çin ihracat yükleri Türk taşımacıları tarafından vizesiz şekilde teslim alınacak ve gideceği ülkeye kadar yine Türk taşımacıları tarafından taşınacak” dedi.

Dünya ekonomilerini giderek daraltan ve küresel çapta büyük zararlara sebebiyet veren ticaret savaşlarına değinen Recai Şen, “Mevcut ticaret savaşları kapsamında Türk nakliyecilerinin ve ticaret erbabına yeni rota belirlemek ve bu yeni rotalarda ticari faaliyetlerde bulunmak için kamunun desteğine ihtiyacımız var. Yeni pazarlara açılma konusunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Çin ile yapmış olduğu anlaşma sektör için büyük bir kazanç ve bunun için Ulaştırma makamlarımıza müteşekkiriz. Cumhurbaşkanlığı hükümet modeli ile kamu kurumlarımızın tamamının yeni pazarlara açılma konusunda hedef belirlemeleri ve bu yöndeki açıklamaları çok mühim ve önemli bir gelişme. Türkiye’den Çin’e ve yine Çin’den ülkemize ve başkaca ülkelere yapılan ticaretin Türk karayolu taşımacıları ve Türk ticaret erbabı tarafından gerçekleştirilmesi ve böylesine büyük bir pazardan maksimum düzeyde faydalanılması için Karayolu anlaşmasının ivedi şekilde Meclis’ten çıkarılması, yeni rotasını Çin’e olarak belirleyen kurumlarımıza destek olunması önem taşımaktadır” dedi.

 

İstanbul Gelişim Üniversitesi, Tercih ve Tanıtım Günleri Düzenliyor.

0

İstanbul  Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Avcılar’da yer alan yerleşkesindeki 28 katlı yeni kampüsünde 2018 – 2019 eğitim – öğretim yılı için hazırlıklarını tamamladı. İGÜ, 1 – 14 Ağustos tarihleri arasında uzman rehber öğretmenler eşliğinde tercih ve tanıtım günleri düzenliyor. Geleceğin üniversitesini inşa etmek için uğraştıklarını söyleyen Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli “Öğrencilerimize yaptığımız yatırımlar sadece fiziki anlamda değil. Eğitim kalitemizin tescili için de ciddi çalışmalar yaptık ve Avrupa Kalite Kuruluşlarından AQAS’ın yaptığı denetimler neticesinde üniversitemizin 53 programı akredite edildi” dedi.

Türkiye’de 79 vakıf üniversitesinden 47’si İstanbul’da yer alıyor. YÖK’ün yayınladığı vakıf üniversiteleri raporunda, 408 bin 248 m2 toplam kapalı alan büyüklüğü ile Türkiye’nin en büyük ikinci üniversitesi olan İstanbul Gelişim Üniversitesi, önümüzdeki eğitim – öğretim yılına hazır.

Toplamda 28 kat ve 112 metre yüksekliğinde, “Gelişim Tower” adı verilen yeni kampüste hazırlıklarda son aşamaya gelindi. Öğrenciler 1 – 14 Ağustos tarihleri arasında uzman rehber öğretmenler eşliğinde düzenlenen tercih ve tanıtım günleri kapsamında yeni kampüs Gelişim Tower’ı deneyimliyor.

“DÜNYANIN EN YÜKSEK 16’INCI EĞİTİM BİNASININ SAHİBİYİZ”

112 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin tek ve dünyanın en yüksek 16’ıncı eğitim binası olan Gelişim Tower ile yaptıkları fiziki yatırımlar hakkında açıklamalarda bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli, “Yeni eğitim – öğretim yılında öğrencilerimize farklı bir kampüs deneyimi yaşatacağız. 112 metre yüksekliğinde olan Gelişim Tower ile Türkiye’de bir ilke imza atmış olduk. Japonya, Amerika, Rusya, Avustralya, Kanada, İspanya, Hollanda gibi birçok ülkede başarı ile denenen yeni kampüs anlayışı ile şu an dünyada da en yüksek 16’ıncı en yüksek eğitim binasının sahibi konumundayız” diye konuştu.

“EĞİTİM KALİTEMİZİN TESCİLİ İÇİN CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPTIK”

Geleceğin üniversitesini inşa etmek için uğraştıklarını dile getiren Gayretli, “Öğrencilerimize yaptığımız yatırımlar sadece fiziki anlamda değil. Eğitim kalitemizin tescili için de ciddi çalışmalar yaptık ve Avrupa Kalite Kuruluşlarından AQAS’ın yaptığı denetimler neticesinde üniversitemizin 53 programı akredite edildi. Bunun anlamı, AQAS bizim eğitim kalitemizin Avrupa standartlarında olduğunu tescilledi.  Bu tescille de bir ilk yaşadık. Türkiye’nin en çok akredite edilmiş programına sahip üniversitesi olduk” şeklinde konuştu.

“GELECEĞİN ÜNİVERSİTESİ OLMAK İÇİN DAİMA GÖZÜMÜZ YÜKSEKLERDE”

4 yüksekokul, 3 fakülte, 3 enstitü, 2 meslek yüksekokulu ile bugüne kadar 21 bin 333 mezun verdiklerini belirten Gayretli, “Öğrencilerimize eğitim – öğretim süreleri boyunca destek olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yabancı dil eğitimlerinden, Erasmus programı yurtdışı uçak biletlerine kadar masraflarını biz üstleniyoruz. Mezun öğrencilerimize ise bir aile olmanın tüm gereklerini yerine getirerek, eğer kendi iş yerlerini kuracaklarsa ofis mobilyalarını biz hediye ediyoruz. Gerek fiziki yatırımlarla gerek eğitim ve bilim alanındaki yatırımlarımızla geleceğin üniversitesi olmak için daima gözümüz yükseklerde” dedi.

Türkiye’de 79 vakıf üniversitesinden 47’si İstanbul’da yer alıyor. İstanbul Avcılar’da yer alan yerleşkesinde yaptığı fiziki yatırımlarla öne çıkan İstanbul Gelişim Üniversitesi, toplamda 28 katlı yeni kampüsünde 2018 – 2019 eğitim – öğretim yılı için hazırlıklarını tamamladı.

YÖK’ün yayınladığı vakıf üniversiteleri raporunda, 408bin 248 m2 toplam kapalı alan büyüklüğü ile Türkiye’nin en büyük ikinci üniversitesi olan İstanbul Gelişim Üniversitesi, önümüzdeki eğitim – öğretim yılında öğrencilerine farklı bir deneyim yaşatacak.

Toplamda 28 kat ve 112 metre yüksekliğinde, “Gelişim Tower” adı verilen yeni kampüste hazırlıklarda son aşamaya gelindi. 1 – 14 Ağustos tarihleri arasında uzman rehber öğretmenler eşliğinde düzenlenen tercih ve tanıtım günleri kapsamında yeni kampüs Gelişim Tower’ı deneyimleyen aday öğrenciler farklı bir eğitim – öğretim yılına hazırlanıyor.

“DÜNYANIN EN YÜKSEK 16’INCI EĞİTİM BİNASININ SAHİBİYİZ”

112 metre yüksekliği Türkiye’nin tek ve dünyanın en yüksek 16’ıncı eğitim binası olan Gelişim Tower ile yaptıkları fiziki yatırımlar hakkında açıklamalarda bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli, “Yeni eğitim – öğretim yılında öğrencilerimize farklı bir kampüs deneyimi yaşatacağız. 112 metre yüksekliğinde olan Gelişim Tower ile Türkiye’de bir ilke imza atmış olduk. Japonya, Amerika, Rusya, Avustralya, Kanada, İspanya, Hollanda gibi birçok ülkede başarı ile denenen yeni kampüs anlayışı ile şu an dünyada da en yüksek 16’ıncı en yüksek eğitim binasının sahibi konumundayız” diye konuştu.

“EĞİTİM KALİTEMİZİN TESCİLİ İÇİN CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPTIK”

Geleceğin üniversitesini inşa etmek için uğraştıklarını dile getiren Gayretli, “Öğrencilerimize yaptığımız yatırımlar sadece fiziki anlamda değil. Eğitim kalitemizin tescili için de ciddi çalışmalar yaptık ve Avrupa Kalite Kuruluşlarından AQAS’ın yaptığı denetimler neticesinde üniversitemizin 53 programı akredite edildi. Bunun anlamı, AQAS bizim eğitim kalitemizin Avrupa standartlarında olduğunu tescilledi. Bu tescille de bir ilk yaşadık. Türkiye’nin en çok akredite edilmiş programına sahip üniversitesi olduk” şeklinde konuştu.

“GELECEĞİN ÜNİVERSİTESİ OLMAK İÇİN DAİMA GÖZÜMÜZ YÜKSEKLERDE”

4 yüksekokul, 3 fakülte, 3 enstitü, 2 meslek yüksekokulu ile bugüne kadar 21bin 333 mezun verdiklerini belirten Gayretli, “Öğrencilerimize eğitim – öğretim süreleri boyunca destek olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yabancı dil eğitimlerinden, Erasmus programı yurtdışı uçak biletlerine kadar masraflarını biz üstleniyoruz. Mezun öğrencilerimize ise bir aile olmanın tüm gereklerini yerine getirerek, eğer kendi iş yerlerini kuracaklarsa ofis mobilyalarını biz hediye ediyoruz. Gerek fiziki yatırımlarla gerek eğitim ve bilim alanındaki yatırımlarımızla geleceğin üniversitesi olmak için daima gözümüz yükseklerde” dedi.

Beykoz Üniversitesinden Doç. Dr. Sn. Ezgi Hocamızla Yeni Eğitim Modeli ve Endüstri 4.0 hakkında Sohbet Ettik.

0

“Öncelikle röportaj teklifimizi kırmayan Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Müdürü, Doç. Dr. Ezgi Uzel Aydınocak hanıma Lojistikcilerin Sesi olarak teşekkür ederiz.

Beykoz Üniversitesinin lojistik sektörüne bakış açısı ve Endüstri 4.0  hakkında yaptığımız bu keyifli söyleşiyi siz değerli okuyucularımıza sunmaktan memnuniyet duyarız. “

Sizi biraz tanımak isteriz. Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Lisans eğitimimi 2004 yılında İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Bölümü’nde tamamladım. Yüksek lisans eğitimime ise ABD’de SUNY Maritime College’ta Uluslararası Taşımacılık Yönetimi Yüksek Lisans Programında devam ettim. Bu süreç dahilinde deniz konteyner taşımacılığı yapan bir lojistik firmasında satış danışmanı olarak çalıştım. Ardından 2007 yılında yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonra mezun olduğum okulda öğretim görevlisi olarak görev aldım. Daha sonra Türkiye’ye dönmeye karar verdim ve 2008 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İngilizce İşletme Doktora Programı Pazarlama alanında doktoraya başladım ve 2013 yılında doktor oldum. Aynı yıl Yardımcı Doçent’lik ünvanını alarak Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu’nda göreve başladım. 2017 yılında ise Pazarlama alanında Doçent’lik ünvanını kazandım. Hala Beykoz Üniversitesi’nde çalışmaktayım ve şu an Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun müdürlüğü görevini üstlenmiş durumdayım.

Beykoz Üniversitesinden lojistik sektörüne bakış açısından bahseder misiniz ?

İnsanoğlunun yaşamı devam ettiği sürece lojistik sektörü her zaman varolacaktır. Çünkü lojistik bir nefestir ancak kesilince yokluğu anlaşılır. Uzmanlara göre de dünyanın gelişen 5 sektöründen birisi lojistiktir. Ülkemizde de ikinci en büyük hizmet sektörüdür. Bu nedenle nitelikli insana olan ihtiyaç da giderek artmaktadır. Bu ihtiyaçtan hareketle 2008 yılında eğitim-öğretime başlayan Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu 8 yılda sektöre yaklaşık 3000 mezun vermiştir. Mezunlarının yaklaşık %80’ni sektörde istihdam edilmektedir.

Biz Beykoz Üniversitesi olarak lojistik eğitimine sürdürülebilir, insan odaklı ancak teknolojiyle bütünleşmiş bir bakış açısıyla bakıyoruz. Özellikle Endüstri 4.0 ile beraber teknolojideki gelişmelerin lojistiğe yansımasının farkındayız ve Lojistik 4.0 anlayışıyla bu değişim ve dönüşüme ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ayrıca lojistik sektörünün en temel eksikliklerinden birisinin de uygulama olduğunu seneler içinde sektörle yaptığımız çalışmalar sayesinde fark ettik. Bu nedenle Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu olarak 3+1 eğitim modeline geçiş yaptık. Yani öğrencilerimiz 3 yarı yıl eğitimlerini okulumuzda teorik olarak alacak 1 yarı yıl ise uzun dönemli olarak ilgili iş yerlerinde uygulama eğitimi alacaklar. 

Yeni eğitim modelini hem öğrenciye hem sektöre faydaları nelerdir?

Bu yeni eğitim modeli sayesinde, öğrencilerimiz sektörü yakından tanıyacak, kendilerini gerçek iş hayatında deneme şansı bulacak ve işe uyum sürecindeki sorunlarını çözmüş olacaklar. Bu yeni modele destek veren firmalar ise; işe başlangıç eğitimi yükünden kurtulacaklar, çalışanların işe hızlı adaptasyon sağlaması avantajını yaşayacaklar ve daha kısa sürede nitelikli çalışan yetiştirebilecekler. Karşılıklı bir kazanç söz konusu olmasını umuyoruz.

Bir öğrencinin iyi bir kariyer yapması için nasıl bir yol izlemesi gerekir?

Öncelikle öğrenci eğitim aldığı alanı sevmeli. Sıkıntıların çoğu burada başlıyor. Ne yazık ki ülkemizde birçok kişi sevmediği bir alanda kariyerini yürütüyor. Bu, motivasyon eksikliği yarattığı için de kişiyi başarısızlığa sürüklüyor. İkinci olarak, öğrenciler eğitim aldığı dalda en iyileri takip etmeli. Hem mesleki hem de kişisel gelişimlerine yatırım yapmalı. Bu nedenle Beykoz Üniversitesi olarak Yetkinlik Geliştirme Programları’nı eğitim sistemimize adapte ettik ve öğrencilerimizin mesleki eğitimlerine devam ederken kendilerini tanımalarına, zayıf yanlarını güçlendirmelerine ve güçlü yanlarını da geliştirmelerine olanak tanıyoruz. Son olarak; öğrenciler eğitimlerine devam ederken iş yaşantısını deneyimlemeliler. Yaparak öğren konseptine inandığımız için biraz önce anlatmış olduğum 3+1 modeli ile bu konuda da öğrencilerimize destek olmaya çalışıyoruz. Yani özetlersek; işini sev, sürekli öğrenmeye açık ol ve deneyimle ! İşin sırrı bu 3 anahtarda.

Sektörde yaşadığınız en büyük probleminiz ya problemleriniz nelerdir? Kısaca anlatır mısınız? 

Sektörün en büyük problemi, artan rekabet koşullarında fırtınada ayakta kalmaya çalışan adeta kırılgan bir yaprak gibi olması. Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan politik ve ekonomik sıkıntıların etkisini hemen hisseden bir sektör lojistik sektörü. Her türlü değişim hemen maliyetlere yansıyor. Üreticileri destekleyen, tüketicilere dağıtım ile hizmet eden lojistik sektörü bir destek kuvvet. Kimi zaman tüm tarafların sıkıntısını üzerine alarak, zorluklara göğüs gererek hareket ediyor. İşte ben burada problemin sektörün kendi içinde dayanışma eksikliğinde görüyorum. Lojistik sektöründe yaşanan sıkıntılar en azından sektörün kendi içinde rekabete karşı koyabilecek bir birliktelik ile atlatılabilse, omuz omuza sorunlar çözülür. Elbette, müşteri baskısı olacak. Altyapı sıkıntıları mevcut. Mevzuata bağlı zorluklar da var. Ancak yine de birlik içinde hareket edilirse üstesinden gelme umudu olabilir. Yoksa bu mücadele de kazanan taraf olmayacak. Bakınız Lojistik Performans Endeksi 2018 sonuçlarına. 47. Sıraya geriledik. Özellikle dikkat çeken gümrüklerimiz ve lojistik hizmet kalitemiz. Problemleri tespit edip farkındalığımızı artırıp hep beraber hareket etmeliyiz.

Endüstri 4.0 ve Block Chain hakkında neler düşünüyorsunuz? Sektöre katkıları neler olacaktır?

Kaçınılmaz iki büyük devrim. Sektöre Endüstri 4.0 ın yansıması ilk olarak istihdam alanında olacak. Artık emek yoğun değil teknoloji yoğun işgücüne olan talep artacak. Özellikle lojistik alanında depolarda robotların kullanılması, yapay zekanın karar verme süreçlerine etkisi bireylerin kendilerini farklı alanlarda yetiştirmeleri gerekliliğini ortaya koyacak. İş yapış şekilleri değişecek. Block chain de bunun bir uzantısı ve özellikle uluslararası ticaretin demokratikleşmesine, yani taraflar arasındaki ilişkilerin daha güvenilir, işlemlerin daha hızlı ve düşük maliyetli olmasını sağlayacak. Ayrıca, tedarik zincirlerinde de firmalarn ve ürünlerin sertifikalandırılmasının önünü açacak. Özellikle veri akışında şeffaflığın sağlanması, veri güvenliği, tedarik ve varlık yönetiminde verimlilik ve akıllı sözleşme konusuna destek verecektir Block Chain teknolojisi. Elbette zorluklar yaşanacak. Firmaların teknoloji yatırımlarını artırması, örgüt kültürlerini yeniden gözden geçirmesi gerekecek. Kolay olmayacak ancak kaçış da olmayacak. Değişim her zaman ileriye doğrudur. Engelleyemezsiniz. Ya uyum sağlarsınız ya da yok olursunuz.

Lojistikcilerinsesi.biz dijital haber sitesini biliyor muydunuz? Haber sitesi portalımızdan beklentileriniz nelerdir? Öğrencilerinize bu sitenin duyurulmasında fayda görüyor musunuz?

Elbette biliyoruz. Hatta öğrencilerimiz de biliyor ve sizinle çeşitli alanlarda çalışmalar da yürütüyorlar. Benim beklentim portalınızdan lojistik sektörü ile ilgili güncel tüm gelişmelerden bizleri haberdar etmeniz. Gençlerimizin sektörle bağlantısını sağlamanız. Daha önce bahsettiğimiz gibi işlerini sevmeleri için, heyecanlanmaları için, yeni ve etkileyici haberlerle onları beslemenizi isterim. Bu anlamda elbette faydalı görüyorum öğrencilerimize duyurulmasında ve özellikle Lojistik Kulübümüz aracılığıyla portalınızı herkesle paylaşıyoruz.

Röportajı yapan;

Deniz Kürtünlü

Lojistikcilerinsesi.biz

İş Geliştirme ve Araştırma Yöneticisi

Nakliye Sektöründe Devrim Gibi Yenilik.

0

IVECO’dan doğal gazlı çevreci kamyon

Iveco, Türkiye’de ilk defa LNG ile çalışan Stralis NP 460 sınıfı ağır yük kamyonunun tanıtımını yaptı. Yeni kamyon 1.600 kilometrelik menziliyle yüzde 35 tasarruf sağlarken, yeni nesil otomatik şanzımanıyla ağır yük taşımacılığında devrim yapıyor.

Hızla artan petrol fiyatları karşısında nakliye sektörü alternatif enerji ile çalışan araçlara yöneldi. Bu alanda öncü kuruluş IVECO, Türkiye’de LNG (Sıvılaştırılmış Doğal gaz) ile çalışan ağır yük kamyonunu piyasaya sürdü. IVECO’nun Stralis NP 460 sınıfı ağır yük kamyonları çok sayıda taşımacılık operasyonu için özel olarak tasarlandı. Tek yakıt ve çift depoya sahip Stralis NP460, hiç durmaksızın 1.600 kilometre yol alırken, son nesil otomatik şanzımanı ile ağır yük taşımacılığında sektöre yeni ufuklar açıyor. Yakıt gideri, dizel araçlara göre yüzde 35 daha az olan yeni Stralis NP 460’lar nakliye sektöründe devrim gibi bir yenilik…

IVECO Stralis NP 460  ile yurt içi nakliyeden uluslararasına, hacimli taşımacılıktan farklı üst yapı uygulamalarına ve ADR ile inşaat lojistiklerine kadar her türlü görevi yerine getirmesi için özel olarak tasarlanmış doğal gazla çalışan kamyonlardan oluşan geniş bir filo sunuyor. Şimdiye kadarki en sürdürülebilir kamyon, İngiltere’de 2017 Yılının En Düşük Karbonlu Kamyonu ödülünü kazandı. “Yeşil” lojistik için artan talebi karşılamayı hedefleyen taşımacılık firmalarına gerçek bir rekabetçi avantaj sağlamak amacıyla daha fazla güç ve verimlilik kazandırıyor.

YENİ NESİL KAMYONLAR TASARRUF VE AĞIR YÜK CANAVARI

IVECO tarafından zorlu taşımacılık operasyonları için baştan tasarlanan yeni Stralis NP460’ın tanıtımı yapıldı. Türkiye’de taşımacılık sektöründe LNG yakıtlı ağır yük kamyonlarının öncülüğünü yapan Stralis NP460, yeni filo kurmaya hazırlanan sektör temsilcilerine önemli ayrıcalıklar ve fırsatlar sunuyor.

CAMATTA: KUSURSUZ GÜÇ

IVECO Türkiye Genel Müdürü, Roberto Camatta, şu yorumlarda bulundu: “IVECO, 20 yıldan uzun süredir doğal gaz başta olmak üzere alternatif çekiş teknolojilerine öncülük etmektedir ve sürdürülebilir taşımacılığın öncüsüdür. Türkiye, daha önceki yıllarda sattığımız CNG kamyonlarımıza büyük ilgi gösterdi ve bugün, uzun mesafe taşımacılığın en etkili noktası etrafında toplanan tek yakıtlı, doğal gazla çalışan araçlardan oluşan tam bir filonun tanıtımıyla bu başarıyı takip ediyoruz. Yeni Stralis NP 460 hp, biyo-LNG kullanımında sıfıra yakın emisyon hedefini yakalayabilmesiyle uzun mesafe görevlerinde performans ve verimlilik sağlıyor: Kusursuz Güç!”

SON NESİL OTOMATİK ŞANZIMANLI Stralis NP460

Alternatif yakıtlı araçlarda lider olan IVECO, şimdiye kadarki en çevreci kamyon olan yeni Stralis NP 460 ile Türkiye’deki taşımacılık sektöründe LNG’nin (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) gelişimini desteklemeye öncülük ediyor. Bu ürünle IVECO, tüm görevlere hizmet etmesi için tasarlanmış son nesil otomatik şanzımana sahip doğal gazla çalışan ağır tip kamyonlardan oluşan bir filoyu piyasaya tanıtıyor. Bu araçlar, en zorlu uzun mesafeli görevleri yerine getirmek için sürdürülebilirlik, performans, üretkenlik ve otonomiyi bir araya getiriyor.

EN DÜŞÜK KARBONLU KAMYON ÖDÜLÜNÜ ALDI

2017 Yılının En Düşük Karbonlu Kamyonu ödülüne sahip yeni Stralis NP 460, Euro VI dizel kamyonlara kıyasla %99 daha düşük Partikül Madde ve %90 daha az NO2 salınımı, biyometan kullanımında ise %95 daha düşük CO2 emisyonlarıyla KUSURSUZ GÜÇ sunuyor. Ayrıca, Sessiz Kamyon sertifikasıyla kanıtlanmış, 71 dB’den az olan son derece sessiz çalışmasıyla gürültü kirliliğini büyük ölçüde azaltıyor. Bu devrimsel nitelikteki kamyon, taşımacılık firmalarına gerçekten sürdürülebilir lojistiğin rekabetçi avantajını sunuyor.

TEK YAKITA ÇİFT LNG DEPO İLE 1.600 KM YOL

IVECO Stralis NP, 460 hp gücünde, tek yakıtlı, çift LNG depolu olup 1600 kilometreye kadar menzile sahip ve IVECO’nun en iyi yakıt verimliliği teknolojileri ve hizmetleriyle, dizel kamyona kıyasla yakıt harcamalarında %35’e kadar tasarruf sunuyor. Bu, Türkiye’de şimdiye kadar sunulan ilk sadece LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) ile çalışan çekicidir.

GEZEGENİMİZ İÇİN EN İYİ KAMYON

Stralis NP 460, içten yanmalı motorlar için en çevre dostu yakıt ve sürdürülebilir taşımacılık için günümüzdeki en olgun çözüm olan doğal gazın çevresel avantajlarını en üst düzeye çıkarıyor. Kendini kanıtlamış teknolojisi, Euro VI dizel kamyonlara kıyasla PM salınımında %99 ve NO2 salınımında %90 azalmayla (NOx gazlarının en zararlısı), yollardaki ve kentsel bölgelerdeki hava kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı oluyor. Sessiz kamyon testinde 71 dB’den az olduğu  kanıtlanan son derece sessiz çalışması, bu aracın sınırsız sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor. Stralis NP 460, sıkıştırılmış veya sıvılaştırılmış doğal gaz kullanımıyla CO2 salınımlarını %95’e kadar azaltarak taşımacılık sektörünün karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlıyor.

Ayrıca doğal gaz yerine tarım ve kentsel atıklardan, kanalizasyon atıklarından veya gıda sektörünün atıklarından üretilebilen biyometan da yakıt olarak kullanılabiliyor. Bu nedenle biyometan kullanımı, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma avantajının yanı sıra yerel ekonomiye de yardımcı oluyor.

SINIFININ EN İYİSİ GÜÇ VE ÖDÜN VERMEYEN VERİMLİLİK

FPT Industrial tarafından üretilen yeni IVECO Cursor 13 NP motoru, uzun mesafeli uluslararası taşımacılık için özel olarak geliştirildi. Piyasadaki en güçlü kusursuz gazla çalışan motor olarak en zorlu görevler için gerekli olan performansı sağlıyor. 12,9 litrelik  motorunun geliştirilmiş yanma süreci uzun mesafeli görevlerde en iyi yakıt verimliliğini sunuyor. Yüksek akışlı gaz enjektörleri, yakıt hattı, pistonlar ve turbo, yüksek güç çıkışı ve tork sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Dayanıklılığı ve bakım aralıkları, çalışma süresinden ödün vermeyecek doğru performansı sağlamak için uzatılmıştır.

 

Bu sonuç, doğal gaza buji ateşlemeli stokiyometrik yanma uygulayarak elde ediliyor. IVECO Cursor 13 NP’nin %100 doğal gazla çalışmasını sağlayan “tek yakıtlı” çözümdür. Egzoz emisyon işlemi, rejenerasyon veya katkı maddesi(add blue) gerektirmeyen kompakt ve hafif 3 yönlü katalizöre dayanır. IVECO Cursor 13 NP, stokiyometrik yanma 12:1 kompresyon oranıyla (17:1 olan dizel çevrim oranından çok daha düşük) çalıştığı ve bu nedenle son derece sessiz olduğu için düşük gürültü ve titreşim avantajını da sunar.

IVECO Cursor 13 NP motor, iki şekilde korunuyor: Birincisi, performansın artırılmasını mümkün kılan, en geniş yakıt uyumluluğu sağlayan, sessiz çalışmasını sağlayan ve motor ile 3 yönlü katalizörü yanlış ateşlemeden koruyan vuruntu kontrolüdür.

İkincisi ise reaktif hava akışı kontrolü yönetim sistemidir; vites değişimleri sırasında uygulanan yeni bir stokiyometrik oran kontrolüne dayanır. Bu sayede AMT vites değişimi sırasında devamlı olarak torkun sağlanması garanti edilir ve böylece maksimum performans ile en hızlı vites değişimi sağlanır.

Stralis NP 460, kategorisindeki en gelişmiş teknolojiyi sağlayan yeni 12 vitesli HI-TRONIX otomatik vites kutusu  olan son nesil otomatik transmisyona sahip, ilk doğal gazla çalışan kamyondur. Hava akışı kontrolü yönetim sistemi, Stralis NP 460’ta motor ve vites kutusunun mükemmel entegrasyonunu garanti eder.

Stralis NP 460, orta mesafeli yurt içi rotalardan uzun mesafeli uluslararası taşımacılığa kadar tüm görevlerde yakıt ekonomisi sunuyor. Motorun üstün yakıt verimliliğine ek olarak, sürüş davranışını izlemek ve iyileştirmek amacıyla SÜRÜŞ TARZI DEĞERLENDİRME gibi yakıt tasarrufu sağlayan çözümlere de sahiptir. Öngörülü hız sabitleme ve vites değiştirme gibi GPS tabanlı sistemleri içeren ve Eco-Roll işlevini daha da geliştiren HI-CRUISE entegre sürüş sistemini sunuyor.

YAKIT HARCAMALARI DİZEL EŞDEĞERİNE GÖRE %35’E KADAR DAHA DÜŞÜK

Stralis NP 460, uzun mesafeli taşımacılık işi için ideal kamyondur. Olağanüstü Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO) ve dizel kamyona eşdeğer veya daha yüksek konfor, taşıma yükü, performans ve çok yönlülük sağlar.

Yeni Stralis NP 460, daha iyi bir dinamik performans sunarak dizel araca göre %35’e kadar daha düşük yakıt masrafına sahiptir. Bu ekonomi, Sürüş Tarzı değerlendirme puanıyla Akıllı Raporlar ve IVECO’nun TCO2 SÜRÜŞÜ ekonomi odaklı kursları sayesinde daha da iyileştirilebilir.

Son derece düşük TCO’ya uzun servis aralıkları da katkı sağlamaktadır: Önceki modelde zaten sektörün en uzunu olan servis aralığı, rakiplerinin iki katı olan 90.000 km’ye çıkarılmıştır. Bu sayede, araç yolda daha çok vakit geçirir ve bakım maliyetleri azalır. Karmaşık son işlem sistemleri, partikül filtreleri, aktif rejenerasyon olmaması, Stralis NP 460’ın daha az bakıma ihtiyaç duymasına katkı sağlayan avantajlardır.

HER GÖREVE UYACAK YAKIT DEPOSU KOMBİNASYONLARI

Stralis NP 460, aracı müşterinin görevine uygun belirli gereksinimlere göre özelleştirmek için kısa, uzun, sağ veya sola monteli, LNG ve CNG olmak üzere geniş depo kombinasyonları seçeneğine sahiptir. Aracın son derece esnek olması, özelleştirme için neredeyse sonsuz üretim seçeneği sunar.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TAŞIMACILIK FİRMALARININ TERCİH ETTİĞİ KAMYON

Stralis NP 460, finansal ve çevresel olarak sürdürülebilir taşımacılık çözümleri sunar. Sekiz ay tanıtımının yapıldığı Avrupa pazarlarından büyük bir başarı yakaladı. Transports Jacky Perrenot, Meyer Logistik, Grupo HAM, Jost Group ve DHL Belgium gibi bazı en büyük lojistik operatörlerinin yanı sıra   süpermarket zinciri Carrefour gibi şirketlerden büyük miktarlarda sipariş alındı. Sektör uzmanlarının takdirini kazandı ve İngiltere’de Yılın Düşük Karbonlu Kamyonu ödülünü aldı. Pazarlarda mükemmel karşılanması, 2016 yılında satışa sunulan 400 hp gücündeki Stralis NP 400’ün başarısına başarı ekledi. Lojistik sektörü, çevresel ayak izini azaltmanın ve kaynaklarını verimli bir şekilde yönetmeye devam ederken gittikçe katılaşan emisyon yönetmeliklerine de uyum sağlamanın çözümü olarak doğal gazı her gün daha fazla benimsediği için Stralis NP’nin iki ürün gamındaki araçların satışı katlanarak artıyor. Stralis NP kamyonları, bugün Avrupa’daki 25 ülkede 400 taşıyıcının filolarında her yıl 400 milyon km’ye kadar yol yaparak çalışıyor.

EN SÜRDÜRÜLEBİLİR (ÇEVRECİ) KAMYON

Stralis NP 460, en zorlu görevler için gerekli gücü üretecek şekilde geliştirilmiş olan yeni IVECO Cursor 13 NP tek yakıtlı motoru sunuyor. Ayrıca, önceki modelin mükemmel sürüş konforunu ve performansını daha da geliştirmenin yanı sıra GPS tabanlı HI-CRUISE tahmine dayalı sürüş gibi yeni özellikleri de ekleyen 12 vitesli Hi-Tronix otomatik transmisyon da yeni özelliklerinden biri. IVECO’nun modüler yaklaşımı, geniş bir ürün seçeneği teklifi ve kişiye uygun özelleştirmelerde sonsuz esneklik sunuyor. Araç sadece CNG veya LNG ile ya da CNG ve LNG kombinasyonuyla çalıştırılabiliyor. Çift LNG deposu, 1600 km’ye kadar rekor bir otonomi aralığı sağlıyor. Yeni Stralis NP 460, IVECO’nun en gelişmiş yakıt verimliliği teknolojilerine ve uzun mesafe görevleri için tasarlanmış olan Hi-Way kabinlerin üstün konforuna sahip.

Türkiye’de IVECO:

Iveco Araç Türkiye çapında 33  satış ve 55 satış sonrası noktası ile hizmet veriyor.

Çok geniş bir ürün gamına sahip olan Iveco hafif ticari araç segmentinde Daily, orta kamyon

segmentinde Eurocargo, ağır vasıta segmentinde Stralis, TRAKKER ve Astra markası ile hizmet veriyor. Iveco orta kamyon segmentinde hali hazırda yüzde 25 pazar payı ile Avrupa’da pazar lider konumda bulunuyor. Iveco 2018 yılında Türkiye’de 3.5 ton ve üstü ticarı araç pazarında yüzde 7,8 pazar payı ile üçüncü sıraya yükseldi.

İstanbul Yeni Havalimanı’nda Test Amaçlı İlk Yakıt Sevkiyatı Gerçekleşti.

0

Dünyada gemi ile ikmal yapılabilen birkaç havalimanından biri olma özelliğini taşıyan İstanbul Yeni Havalimanı’nda bir ilk daha gerçekleştirildi. İGA Yakıt İkmal Limanı’nda dünyanın en büyük gemilerinden birisi ile test amaçlı ilk yakıt sevkiyatı Petrol Ofisi iş birliği ile yapıldı. Karadan yapılması halinde yaklaşık 2.250 adet nakliye aracı kullanımını gerektirecek sevkiyat yöntemi ile yüksek operasyonel maliyetlerin önüne geçildi. İstanbul Yeni Havalimanı’nda yakıt ikmali sadece deniz yoluyla yapılacak.  

Tamamlandığında 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın sıfırdan yapılan en büyük havalimanı olacak İstanbul Yeni Havalimanı’nda, açılışa 80 günden az kala bir ilk daha gerçekleşti. Karayolu yerine deniz yolu vasıtasıyla temin edilecek yakıt için kurulan İGA Yakıt İkmal Limanı’ndan, test amacıyla 63 bin tonluk ilk sevkiyat yapıldı.  

İGA Yakıt İkmal Limanı, Türkiye’deki havalimanlarının yakıt kapasitesinin iki katına sahip olma özelliği taşıyor!  

Petrol Ofisi’nden temin edilen ilk test yakıt, limana yakın olarak kurulan yakıt tanklarına aktarıldı. 116 bin ton yakıt taşıma kapasitesine sahip LR2 PIONEER isimli gemi, İGA Yakıt İkmal Limanı’na yanaşarak 63 bin tonluk yakıtı 12 km’lik boru hattı ile İstanbul Yeni Havalimanı içinde bulunan ve Türkiye’deki havalimanlarının yakıt kapasitesinin iki katı büyüklüğünde olan yakıt tanklarına aktardı. Deniz yolu aktarımı sayesinde, karayolu üzerinden yaklaşık 2.250 adet nakliye aracı kullanımına gerek kalmadan ve yüksek maliyetler içermeyen bir operasyon hayata geçti.

İGA Yakıt İkmal Limanı: Yıllık 6 milyon metreküp yakıt alım kapasitesine sahip

İGA Yakıt İkmal Limanı’na, deniz yolu ile sağlanan altyapıyla dünyanın her bölgesinden, uygun maliyetler ile yakıt taşıma avantajı elde edilecek. Liman sayesinde yakıt baz fiyatı uygun olan bölgelerden yakıt temini ve ikmal güvenliği sağlanacak. İGA Yakıt İkmal Limanı, yıllık yaklaşık 6 milyon metreküp yakıt alım kapasitesine sahip. Deniz yolu sayesinde 8 bin 571 adet kara yolu nakliye aracı ile sefer yapılmasına gerek kalmadan, 3 seferde doldurulabilme imkanıyla önemli bir zaman, maliyet ve iş güvenliği sağlanacak. Liman, 7 gün 24 saat ikmal yapılabilecek şekilde hizmet verecek.

İYH’da günlük yakıt tüketimi 13 bin 200 metreküp olacak!

İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü H. Kadri Samsunlu İstanbul Yeni Havalimanı’nın dünyada bu büyüklükte gemiler ile ikmal yapılabilen az sayıda havalimanından biri olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “İstanbul Yeni Havalimanı’nda her geçen gün önemli bir gelişmeyi daha hayata geçiriyoruz. Projenin önemli kilometre taşlarından biri olan ilk yakıt sevkiyatının gerçekleşmesinden dolayı gururluyuz. Havalimanımızın devreye girmesiyle uçaklara akaryakıt ikmal hizmeti verilebilmesi için ilk etapta günde 13 bin 200 metreküplük yakıtın temin edilmesi gerekeceğini öngörüyoruz. İstanbul Yeni Havalimanı’na söz konusu yakıtın karayolu ile getirilmesi durumunda günlük ortalama 315 adet aracın giriş çıkış yapması söz konusu olacaktı. Bu durumun İstanbul trafiğine getireceği ilave yükten dolayı deniz yoluyla yakıt getirmenin hem maliyetleri hem de operasyonel yükü hafifleteceğini düşünerek İGA Yakıt İkmal Limanı’nı hayata geçirdik. Böylelikle İstanbul Yeni Havalimanı’nda deniz yoluyla yapılan yakıt sevkiyatı ile taşıma maliyetlerini %41 oranında düşürüyoruz. Deniz yoluyla gelen geminin yalnızca tek seferde boşaltacağı yakıt, karadan ancak 2.250 nakliye aracı ile sağlanabiliyor. Bu yüksek rakamı düşündüğünüzde deniz yoluyla sağlanan yakıtla çok daha güvenli ve önemli bir lojistik altyapı sağlıyoruz. Deniz lojistiği ile elde edilen zaman tasarrufu, maliyet avantajı ve iş güvenliği, operasyon için önemli bir optimizasyon sağlayacak ve operasyonel mükemmeliyet anlayışımıza hizmet edecektir.”

Petrol Ofisi’nin bu topraklarda kurulmuş, Türkiye’nin çok önemli bir değeri olduğuna vurgu yapan Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper, şöyle konuştu: “Petrol Ofisi, ‘Türkiye akaryakıt sektörü lideri’, ‘Türkiye madeni yağlar ve kimyasallar pazarı lideri’ ve ‘Türkiye’nin en büyük üç özel şirketinden biri’ unvanlarını geleneksel olarak korumaktadır ve ihtiyaç duyulan tüm yakıt çeşitlerini, kara, deniz ve hava araçlarına sağlayabilen yegâne şirket konumundadır. Havacılık yakıtları alanındaki markamız POAIR, Türkiye’nin birçok havalimanında gerçekleştirdiği jet yakıt ikmali ile havacılık yakıtları alanında en büyük iki firma arasında yer almaktadır. Yurtiçinde ve yurtdışında dünyanın önde gelen havayollarının da aralarında bulunduğu 180’den fazla yerli ve yabancı havayolu şirketine hizmet vererek Türkiye’de en fazla sayıda müşteriye ulaşan POAIR, güçlü altyapısı ile Türkiye’de eşitlenemez imkânlar sağlayan, en yüksek faal depolama kapasitesine sahip şirkettir. Petrol Ofisi, 77 yıldır olduğu gibi günümüzde de geçmişinden aldığı bu gücü yine Türkiye’nin gelişimi için paylaşıyor, Türkiye’yi geleceğe taşıyor, yarınların alt yapısını hazırlıyor. Dünyanın en önemli havalimanlarından biri olan İstanbul Yeni Havalimanı’na ilk yakıt tedarikini Petrol Ofisi gerçekleştirdi. İstanbul Yeni Havalimanı, hizmete girmesiyle birlikte modern yapısı, devasa kapasitesi, benzersiz nitelikleri ile Türkiye havacılık tarihini değiştirecek ve küresel arenada hak ettiği noktaya taşıyacak. İşte böylesine önemli bir tesisin; İstanbul Yeni Havalimanı’nın yapımında hizmet etmenin yanı sıra ilk yakıt tedarikini gerçekleştirmek, gerçekten de bizler için ayrı bir anlam ve çok özel bir gurur kaynağı olmuştur.”

 

Hocamızla, Lise’lerde Okutulan Lojistik Müfredatı ve Sektör İşbirlikleri Hakkında Sohbet Ettik.

0

“Öncelikle röportaj teklifimizi kırmayan Mehmet Emin Horoz Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Hocamız  Sn. Ömer SACAR Hocamıza  Lojistikcilerin Sesi olarak teşekkür ederiz.

Lojistik Sektörü okul müfredatı hakkında yaptığımız bu keyifli söyleşiyi siz değerli okuyucularımıza sunmaktan memnuniyet duyarız. “

Mehmet Emin Horoz Anadolu Lojistik Lisesi hakkında bilgi verir misiniz?

Mehmet Emin Horoz Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi 2006 senesinde Horev Vakfı tarafından yaptırılmış, Milli Eğitim Bakanlığına bağışlanmış Türkiye’nin ilk lojistik lisesidir. Hala lojistik başta olmak üzere sivil havacılık alanı yer hizmetleri dalı ve Muhasebe alanında hizmet vermektedir. Yaklaşık 1000 öğrencisi ile lojistikte öncü bir lisedir.

Sizi biraz tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz?

İstanbul Üniversitesi Ulaştırma Ve Lojistik Fakültesi’nden 2009 senesinde mezun oldum. Yaklaşık 8 senedir Ulaştırma Hizmetleri alanında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik yapıyorum. Avrupa Birliği Türk Ulusal Ajansı bünyesinde birkaç farklı uluslar arası projede yer aldım. Yaklaşık 100 civarında lojistik öğrencisinin yurtdışında staj ve ya iş yeri eğitimi almasını sağladık.

Lisede ki müfredatdan bahseder misiniz?

Milli Eğitim bakanlığı bünyesinde hazırlanan müfredatları okullarımızda işlemekteyiz. Liselerde okutulan dersler:

  • Temel Lojistik
  • Depo Yönetimi
  • Dağıtım
  • Bilgisayarda Klavye Kullanımı
  • Ofis Programları
  • Taşıma Modelleri
  • Sigorta
  • Gümrük
  • Belgeler
  • Lojistik Satın alma

Lisede okutulan dersler öğrencilerin ara eleman olma noktasında oldukça yeterlidir. Türkiye’de lojistik öğretmeni açığı olduğundan atanan ilk lojistik öğretmenlerdenim. Dolayısıyla Bakanlığımızın birçok çalıştayına katılma fırsatını yakaladım. Şunu söyleyebilirim ki, Milli Eğitim Bakanlığı oldukça dinamik, kendini yenileyen bir yapıya sahip. Bakanlık çalıştaylarında özel sektörün, akademisyenlerin ve meslek öğretmenlerinin katıldığı çalıştaylarda, eğitim müfredatlarını hazırladık. Bu sebeple müfredatlarımız yenilikçi, uygulanabilir, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmaktadır. Ayrıca isteyen öğrencilerimiz üniversite eğitimi de almaktalar.

Diğer lojistik liselerinden farkınız nedir? Uygulamalı dersleriniz var mı?

Türkiye’nin ilk lojistik okuluyuz. Okulumuzda Türkiye’nin ilk lojistik öğretmenleri bulunmakta, genç kadrosu, yenilikçi anlayışla sektörle iç içe bir okuldur. Mehmet Emin Horoz MTAL olarak arkamızda Horoz Lojistik’in olması bize manevi güç vermektedir. Sektör tarafından bilinen bir lojistik okuluyuz. İstanbul şartlarında fuarlara, lojistik zirvelerine, kongrelere katılmaktayız. Özellikle sektörden bir çok uzmanı getirerek öğrencilerimiz ile buluşturmaktayız. Öğrencilerimiz lojistik firmaları ve STK’lar tarafından beğeni ile izlenmektedir.

Eğitim sektöründe yaşadığınız en büyük probleminiz ya problemleriniz nelerdir? Kısaca anlatır mısınız?

Öğrenci veli dayanışmasının olamayış en büyük sorunumuz. Velilerimiz öğrenci gelişimlerini tam olarak izleyemiyorlar. Ayrıca bakanlık son yıllarda mesleki eğitimi büyük önem vermekte. Yatırımlar yapılıyor, maddi destekler veriliyor, Erasmus projeleri ile öğrenci ve öğretmen eğitimleri yurtdışında gerçekleşiyor. Özel sektörün istediği dinamik meslek elemanı profilinin yetişmesi için ciddi yatırımlar yapılıyor. Özel sektör bazen bu değişimin farkına maalesef olamıyor.

Yapmış olduğunuz ERASMUS projelerinden bahseder misiniz? Proje hazırlarken ne tür aşamalardan geçiyorsunuz?

Yaptığımız projeler ile ayrıca kültürel turlar düzenleyerek, öğrencilerimiz ile Fransa, Almanya, Avusturya, Slovakya, Hollanda, Lüksemburg gibi ülkeleri gezme fırsatımız oldu.Projeyi kazandığımızda ise sözleşme aşamaları, yurtdışı mailleşmeler gerçekleşmekte. Daha sonra Ulusal Ajans ile hibe sözleşmesi yapılıyor. Zamanı gelince ise yurtdışı akışlar geçekleştiriliyor. Tabi yurtdışı akışları bitince iş bitmiş olmuyor. Yaygınlaştırma raporu hazırlanarak proje sertifikaları veriliyor.

Proje hazırlama süreci başlı başına karmaşık bir süreçtir. Yaklaşık 2 yılı aşan bir süre vakit ayırmak zorunda kalıyorsunuz. Önce proje konusu, proje yönetim ekibi, daha sonra yurtdışı ortak bularak , yurtdışı akışı için planlamalar yapılmakta. Proje teslim tarihinde Türk ulusal Ajansı’na teslim edildikten sonra, kazanıp kazanmadığınızı heyecanla beklemek bile insana büyük keyif vermektedir.

Milli eğitim Bakanlığı bünyesinde birkaç lojistik projesi gerçekleştirmek kısmet oldu. Bir projemiz ile Almanya ve Belçika’da 2’şer hafta 35 öğrenci ile yurtdışı deneyimi gerçekleştirdik. Almanya’da Frankfurt havalimanına meslek gezileri düzenledik. Lufthansa Cargo’ya gezi yaparak bu sıralar gündemde olan Türkiye’nin havacılıkta en büyük rakibi olan mekânları gezme görme inceleme fırsatı yakaladık. Almanya’da Frankfurt Borsa’sına gezi düzenledik, oradaki Türk girişimcilerin iş yerini görerek tecrübelerini öğrencilerimizle paylaştılar. Diğer projemiz ile Macaristan’da 3 haftalık akışımız olduk. Entegre Demiryollarında Kombine Taşımacılık uygulamaları konulu projemiz ile 42 öğrenci 16 öğretmen ile 111000 Euro proje bütçesi ile oldukça yararlı bir proje gerçekleştirdik.

Projelerin öğrencilere katkıları nelerdir?

Öğrencilerimizin genel anlamda öz güven patlaması yaşıyorlar. Ayaklarının sağlam yere basması onların kendilerine olan güvenlerini oldukça arttırmakta. Teorik dersleri ne kadar anlatırsanız anlatın, hangi usulü, farklı uslübu kullanırsanız kullanın, bir yerde öğrenciye inmede tıkanıyorsunuz. Bu tarz projeler öğrencinin kendi kendine öğrenme becerisini geliştiriyor, araştırma alışkanlığı sağlıyor. Yurtdışı projeleri hazırlık aşamasından, yurtdışı akışlarına, sonrasında da yaygınlaştırma süreçlerine kadar uzun bir maratondan öğrenciler işin içine dahil oluyorlar. Bu da onların uzun soluklu gelişimlerine katkı sağlıyor.

Genel anlamda lojistik sektöründe verilen eğitimden memnun musunuz? Eğer değilse ne gibi iyileştirmeler yapılmalıdır?

Lojistik sektörü genel itibari ile zaten oldukça kendisini yenileyen, geliştiren bir yapıya sahip. Sektörün dinamikleri sürekli toplantılar ve çalıştaylar yaparak bunu gösteriyor. Bazen eğitimler bazen seminerler şeklinde yapılan çalışmalar paydaşlara oldukça fayda sağlıyor. Ancak yapılan faaliyetlerin ve eğitimlerin tam anlamıyla verimli olması için daha planlı, daha öğrencinin katıldığı bir bütünleme ile yapılması sağlanabilir. Özellikle sektörün liselere inmesi gerekmektedir. İstanbul’da 50’nin üzerinde meslek lisesinde lojistik bölümü var. Bu lojistik sektörü için büyük bir rakam demektir.

Lojistik firmaları ve öğrenci işbirliği ne durumdadır ? Verilen destek sizce yeterli mi ?

Lojistik firmaları ile üniversite öğrencileri arasında iş birlikleri okullarındaki kulüpler vasıtasıyla çok gelişmiş durumda. Eğitimler, seminerer, zirveler aslında bir çok sektörde olmayacak kadar derin. Ancak daha önce de belirttiğim gibi sektörün liseler arasında iş birlikleri malesef yok denecek kadar az ya da planlı değil. Bakanlık aslında protokoller yapılarak sektörle iç içe olunmasını istiyor, ancak zamanla bir çok durumun aşılacağını düşünüyorum.

Röportajı yapan;

Deniz Kürtünlü

Lojistikcilerinsesi.biz

İş Geliştirme ve Araştırma Yöneticisi

Bayram tatilinde yola çıkmadan önce lastiğinizin kontrolünü ihmal etmeyin!

0

Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği LASİD,‘’Lastik sizi hem yola hem hayata bağlar. Uygun ve doğru olmayan lastik kaza sebebidir. Bayram tatilinde trafiğe çıkmadan önce mutlaka lastiklerinizin hava ve diş derinliği kontrollerini yaptırın’’ uyarısında bulunarak seyahat öncesi lastik bakımı ve güvenli sürüş için yapılması gerekenleri sıraladı

Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği (LASİD) bayram tatilinde trafiğe çıkacak sürücüleri uyardı. LASİD, açıklamasında güvenli sürüş için öncelikli şartın doğru lastik olduğuna dikkat çekti: ‘’Bayram tatilinde trafiğe çıkmadan önce lastiklerinizi kontrol etmeyi ihmal etmeyin. Aracınızın yol ile temasını sağlayan tek bağlantı noktası, lastiğinizin yola bastığı alandır; o da neredeyse 44 numara ayakkabı tabanı kadardır. Bu alanı doğru kullanmazsanız hayatınızı, araçtaki yolcuların hayatını, trafikteki başka araçları ve onların hayatlarını da tehlikeye atmış olursunuz. Güvenli sürüş için aracınıza en uygun ve doğru lastiği seçmeli, onu da doğru şekilde kullanmalısınız; bakım ve kontrollerini düzenli yapmalısınız. Trafik; tüm sürücü ve yayaların ortak bir bilinçle ve birbirine saygı duymaları sayesinde sağlıklı yürür.”

Seyahate çıkmadan önce lastiğe özel bakım!

LASİD, seyahat öncesi lastiğin bakım ve kontrolü için adım adım yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı…

Düzensiz aşınmaları ve özürleri tespit edin, gereğini yapın: Lastiklerinizin diş, topuk, yanak ve sırt kontrollerini yaptırmalısınız. Lastiğinizin herhangi bir noktasında görülen düzensiz aşınma, delinme, yıpranma ve yırtılma benzeri özürler uzmanları tarafından incelenmeli ve alınacak karara göre uygulama yapılmalıdır. Unutmayın lastiklerin hasarsız sırt deseni; yola tutunmasını sağlar ve frenleme için ihtiyaç duyulan mesafeyi direkt etkileyerek hayatınızı korur.

Doğru ve uygun hava basıncı basın: Lastiklerinizin uygun hava değerlerinde şişirilip şişirilmediğini kontrol edin. Lastiğinize, aracınızın kapı içi, bagaj, yakıt kapağının iç kısmındaki yazılı bilgilerde veya kullanım kılavuzunda önerilen doğru ve uygun havayı basmalı/bastırmalısınız. Hava basıncı tercihen lastikler soğukken veya en azından 2 saat boyunca hareket etmemişken ölçülmelidir.

Balans ayarını kontrol edin: Lastiklerinizin balans ayarlarını yaptırmalısınız. Unutmayın balans ayarı yapılmamış lastikler; sürücünün yorulması, erken lastik aşınması ve aracınızın süspansiyonunda gereksiz aşınmayla sonuçlanan titreşimlere neden olabilir.  LASİD uzun yolda güvenli bir sürüş için uyulması gereken seyahat kurallarından bazılarını ise şöyle hatırlattı:

Uzun yolda güvenli sürüş için dikkat!

  • Yola sabah erken saatte çıkın. Mola yerlerini önceden belirleyin. Uzun yolda 2 saatte bir veya her 150 km’de bir 15 dakika mola verin.
  • Takip mesafesini koruyun ve şehir içinden geçerken hızınızı düşürün.
  • Kısa farlarınızı gece-gündüz açık tutun ve hız limitlerine uyun.
  • Emniyet kemerini takın ve tüm araç içindekilere de taktırın.
  • 12 yaşın altındaki çocukları boyları ve kilolarına göre düzenlenmiş güvenlik koltuklarına oturtun, kucakta ve ön koltukta asla taşımayın.

LASİD hakkında: Lastik endüstrisini geliştirmek; sektörü yurt içi ve yurt dışında daha güçlü bir şekilde temsil edebilmek amacıyla lastik sanayicileri ve ithalatçıları tarafından 27 Ocak 2014 tarihinde kurulmuştur ve üyeleri BRİSA, CONTINENTAL, GOODYEAR, HANKOOK, MICHELIN, PIRELLI OTOMOBİL LASTİKLERİ A.Ş. ve PROMETEON TÜRKİYE ENDÜSTRİYEL VE TİCARİ LASTİKLERİ A.Ş.’ dir. Sektör ve ürünlerle ilgili konularda kamuoyunu bilgilendirmeyi, doğru ve bilinçli lastik kullanımını yaygınlaştıracak faaliyetler gerçekleştirmeyi; sektörün sorunlarını topluca ele alarak sektör ile resmi kurumlar, yasa koyucular ve toplum arasında köprü görevi görmeyi hedeflemektedir.

 

AR-GE BİRİNCİSİ TIRSAN’IN SON TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİ AVRUPA’DA YARIŞIYOR.

0

Türkiye’nin 41 yıldır lider treyler üreticisi Tırsan, Avrupa’nın en prestijli treyler inovasyon yarışması Trailer Innovation 2019’da son teknojiyle geliştirilen 3 ürünüyle birden aday gösterildi.

Trailer Innovation Ödülü, her iki yılda bir Almanya’nın Hannover şehrinde düzenlenen, dünyanın en büyük IAA Ticari Araç Fuarı’nda sahiplerini buluyor. Ödüller, Alman Ticari Araç Üreticileri Birliği (VDA) iş birliği ile dünyanın önde gelen 12 ticari araç dergisi tarafından sektördeki en son teknoloji ve yenilikçi ürünlere veriliyor.

Trailer Innovation Ödülü’nü 2017 senesinde Yüksek Güvenlikli Bitüm Tankeri ile ‘’Emniyet’’ kategorisinde kazanan Tırsan, bu yıl son teknoloji ürünü olan 3 aracıyla Trailer Innovation 2019 Ödülü’nün ‘’Şasi’’, ‘’Emniyet’’ ve ‘’Konsept’’ kategorilerinde ön elemeyi geçerek aday oldu.

Tırsan 3 Kategoride 3 İnovasyonla Aday  

Tırsan, Otomotiv ve Yan Sanayi Özel Sektör Birincisi Ar-Ge Merkezinde son trendler, gelişen teknolojiler ile 55 ülkede iş yapmanın bilgi birikimini harmanlayarak geliştirdiği 3 ürünüyle Trailer İnnovation 2019’a aday oldu.

Tırsan, şasi dizaynında 30 yıldır çözülememiş sorunları çözdüğü Kässbohrer K.SHG AVMH Ön-, Orta- ve Arka uzar Multifonksiyonel Konteyner ile “Şasi”, mega-trend dijitalizasyonun başarılı adaptasyonu akıllı cihazlar ile boşaltım sağlayan K.SSL Otonom boşaltım sistemli akıllı yatay Silobas aracı ile “Konsept” ve Trailer İnnovation 2017 emniyet kategorisinde kazandığı ödülün devamı olarak  K.SSK Akıllı kontrol sistemli ve güvenlikli damperli Silobas aracı ile “Emniyet” kategorilerinde aday gösterildi.

“Şasi” kategorisinde yarışan K.SHG AVMH Ön-, Orta-, Arka uzar Multi fonksiyonel Konteyner, tüm konteyner tiplerine bağlı olarak en iyi yük dağılımını sağlamak amacıyla geliştirildi. Araç, sekizgen orta şasi tasarımının ilk örneğidir. Teleskopik fonksiyonlara sahip sekizgen orta şasi tasarımı, 30 senedir çözülemeyen, sektörde yaygın olarak görülen, aracın kalıcı hasar görmesine sebep olan tüm burulma sorunlarının önüne geçer. Bu sistem, gerilim sorunlarının azalmasına ve sürekli çalışmadan kaynaklanan kalıcı hasarı önlemesine olanak sağlar. Ön, orta ve arka uzantılar ve dikkatle tasarlanmış kilit mekanizmaları, sürücüler için en kullanıcı dostu operasyon kolaylığını sağlar. Yenilikçi sekizgen merkezi çerçeve tasarımına sahip K.SHG AVMH, 30 yıldan fazla bir süredir aşılmayan sorunlara çözüm getirmektedir.

“Konsept” kategorisinde yarışan akıllı Yatay Silobas K.SSL aracı, dijitalleşmenin treyler dönüşümüne en iyi adaptasyonun örneği, tam otomatik boşaltım sistemiyle daha verimli ve güvenli boşaltım işlemine olanak sağlar. Treyler, yazılım ve donanım dahil olmak üzere ISO 26262 fonksiyonel güvenlik standartlaştırması ile uyumlu patentli dijital kontrol sistemi sayesinde eski teknikleri ortadan kaldırmaktadır. Bu sistem, akıllı cihazlar tarafından kontrol edilmektedir. Dijitalleşmenin getirdiği, önleyici bakım olanaklarının ilk örneklerinden olan Akıllı Yatay Silobas’ın entegre teşhis sistemleri, tank gövdesinde veya aracın herhangi bir yerinde meydana gelebilecek arızaları önceden tespit eder ve bu arızalara erken müdahale edilmesini sağlar. Bu süreç sayesinde daha güvenli sürüş deneyimleri, daha kısa müdahale süreleri ve daha uzun treyler ömrü mümkün hale getirilmiştir.

2017‘de aynı kategoride Yüksek Güvenlikli Bitüm Tankeri ile ödülü kazanan Tırsan’ın 2019 yılı “Güvenlik” kategorisinde yarışan akıllı kontrol sistemli ve güvenlikli damperli Silobas K.SSK aracı boşaltım sahasındaki çevre faktörlerini analiz ederek, silo tahliye işleminin tam güvenliğini sağlar. Çevre faktörleri emniyet parametresi kontrollerini otomatik kontrol eden sistem, boşaltma işlemini en güvenlikli olacak şekilde yönlendirir. Güvenlikli Damperli Silobas, başta sürücü ve saha personelinin güvenliğini gözeterek, işletmenin risklerini minimuma indirirken ekipmanın güvenliğini de sağlar. Akıllı kontrol sistemi, ölümcül kazalara yol açabilecek tüm koşulları kontrol eder ve en güvenli boşaltım operasyonlarının yapılmasını için operatörleri yönlendirir.

Konsept kategorisinde yarışan K.SSL Yatay Silobas araçlar, müşteri beklentilerine ve teknolojik gelişmelere uygun şekilde müşterilerine maksimum yük taşıma, üstün yol ve yük güvenliği sağlıyor.

Kapalı kasa, şasi, komponent, konsept, çevre, güvenlik ve akıllı treyler kategorilerinde verilen Trailer Innovation Ödülleri, bu yıl 20-27 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan IAA Ticari Araç Fuarı’nda sahiplerini bulacak.

 

Işıklar Ağır Nakliyat son yatırımında da MAN TGX 33.580 6×4 çekicileri tercih etti.

0

Yaklaşık 40 yıllık köklü geçmişi ile yurtiçi ağır nakliye ve özel proje taşımacılığının önemli firmalarından Işıklar Ağır Nakliyat’ın 10’u MAN olan 30 araçlık filosunu iki çekici ile daha da güçlendirdi. Son yatırımında da MAN’ı tercih eden Işıklar Ağır Nakliyat, iki adet TGX 33.580 6×4 çift çeker çekici aldı.

Işıklar Ağır Nakliyat’ın sipariş ettiği iki çekiciden ilki, Ankara Akyurt’taki MAN tesislerinde gerçekleştirilen törenle teslim edildi. MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Kamyon Satış Bölge Koordinatörü Ferit Aslan Akman’ın ev sahipliğinde düzenlenen ve Şensan Kamyon Satış Danışmanı Engin Karaoğlu’nun hazır bulunduğu törene Işıklar Ağır Nakliyat adına Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Işık ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Işık katıldılar.

MAN çekicileri, üstün nitelikleri ve özel taşımacılığa uygun çok yönlü özellikleri ile tercih ettiklerini belirten Sedat Işık, “MAN çekicileri, gerek teknolojisi, gerekse şasi olarak bizim hizmet verdiğimiz ağır ve özel taşımacılık şartlarına çok uygun bir yapıya sahip. Bununla birlikte Satış Sonrası Hizmetler’de sunduğu yaygın, ekonomik hizmetler, benzersiz yakıt tasarrufu ve düşük işletme maliyetleri de tercihimizi etkileyen avantajlar oldu” dedi.

MAN araçlarının yüksek standartları, üstün nitelikleri ve benzersiz avantajları ile bir çok alanda ilk tercih edilen marka olduğunu belirten Ferit Aslan Akman da, “Tüm müşterilerini ‘yaşam boyu iş ortağı’ olarak kabul eden MAN ile Işıklar Ağır Nakliyat arasındaki köklü ve güçlü işbirliğinin, daha da gelişerek uzun yıllar süreceğine inancımız tamdır” diyerek, araçların hayırlı uğurlu olmasını diledi.

İkinci MAN TGX 33.580 6×4 çift çeker çekici ise Işıklar Ağır Nakliyat’a, yıl içinde teslim edilecek.

4pl.com.tr

En Yeniler

Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu, Sektör Odaklı Kaliteli Eğitim” İlkesini Benimsemiştir

Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. H. Rıdvan YURTSEVEN, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonrasında, tercih heyecanı yaşayan tüm öğrenci ve velilere tercihler sırasında...

Hava Durumu

İstanbul
parçalı az bulutlu
27 ° C
27 °
27 °
74%
3.1kmh
40%
Cum
22 °
Cts
24 °
Paz
25 °
Pts
27 °
Sal
27 °